Ankara için “müziğin başkenti” tanımını elbette kullanabiliriz ama hemen akla gelen bir soru, olayı biraz karıştırabilir: Onu bu mertebeye oturtan ne? Cevabı da hemen belirir ama farklı kanallardan farklı önerileri önümüze koyarak… Klasik müziğin can damarı konservatuvar; alaturkayı ve halk müziğini besleyen radyo; pop bahsinde belirleyici olan televizyon, bu payeyi kazanmada önemli. Bunlar resmî kurumlar… […]
Devamını OkuGündoğarken’le ’80’li yılların ortalarında tanıştım. Lisedeydim. Dinlediğim ilk şarkıları, bir İzzet Öz programında rastladığım “Bir Yaz Daha Bitiyor”du -ki sonraki yıllarda bu görüntünün TRT’deki ilk görüntüleri olduğunu öğrendim. Delikanlıydım, heyecanlıydım, üstelik rakipleri dişliydi: Mazhar Fuat Özkan, Bulutsuzluk Özlemi, Yeni Türkü, Ezginin Günlüğü gibilerinin arasından sıyrılarak kendilerini sevdirdiler ve beni hiç hayal kırıklığına uğratmadılar. İlk sevdiğim […]
Devamını Oku’90’lı yıllar tuhaf yıllar, hele ki içinde yaşayan için. Her şeyin birbirine girdiği bir dönemden söz ediyorum. Darbe sonrası karanlık bir anda aydınlanmış gibi görünüyordu ama aslında karanlık bir yerlere gizlenmişti. Özel radyolar ve televizyonlar yayına başlamış, görece özgür bir ortam yaratılmış, unuttuğumuz eğlence geri dönmüştü. Memleketin büyük bölümü eğleniyordu bir yandan ama diğer uçta […]
Devamını OkuÇocukluğum Çanakkale’de geçti. Türkiye’nin karanlık günlerinde, 12 Eylül Darbesi’nin hemen sonrasında… Geceleri erkenden eve kapanırdık çünkü sokağa çıkma yasağı başlardı: Misafirlik olmazdı, birkaç sokak ötedeki akrabalara gidilemezdi. O dönem tek eğlencemiz televizyondu; çizgi filmler dışında müzik programları da ilgimi çekiyordu. Bir gün bir programda o güne dek hiç duymadığım bir isme denk geldim: Edip Akbayram. […]
Devamını OkuAnkara, müzisyenlerin sevdiği şehir. Sadece müzisyenler değil, tiyatrocular da sever çünkü şahane bir dinleyici/izleyici vardır. Haldun Dormen’den Gülriz Sururi’ye anılarını yazanlar Ankara turnelerinin farklı olduğunu söyler ve asıl sınavın Ankara izleyicisi karşısında verildiğini sözlerine ekler. Konserlerde de bu değişmez: Ankara konseri iyi geçmişse tamamdır. Alaturkadan alafrangaya pek çok önemli müzisyenin Ankara kökenli oluşu tesadüf değil. […]
Devamını OkuAnkara’nın müzikli tarihinden söz ederken yılbaşı gecelerini görmezden gelemeyiz. Yılın en “eğlenceli” geceleri çünkü bunlar. Çalışanlar için normalde aldıkları yevmiyeyi katladıkları bir ekstra, müşteriler için eğlencenin dibine vurdukları bir dağıtma akşamı. Ertesi günün tatil olmasını da fırsat bilerek sabaha kadar dışarıda olan ekip oradan oraya sıçrar, farklı mekânlarda farklı tarzlarda eğlencenin tadını çıkartırdı. Müzisyenler aynı […]
Devamını OkuBaşlıktaki sözlerin devamı, “zamanın beyni durur, denizler kurur”… Sahiden öyle. Ankara bir büyük hikâye. Onu anlatmaya çalışmak zor ama neyse ki bu hikâye benimkiyle kesişiyor. Cumhuriyet tarihinin dörtte birini Ankara’da geçirdim, üstelik en hızlı zamanlarımda. Dolayısıyla anlatacaklarım biraz da kendi hikâyem. Geçtiğimiz ay bu sayfalarda Ankara şarkıları bahsine giriş yapmış, marşlardan doğru ilerlemiş, arada birkaç […]
Devamını OkuAnkara marşlarla hayatıma girdi. 12 Eylül 1980’de yapılan darbe, ilkokulu bitirmek üzereyken beni yakaladı. Çanakkale’de askerlerin ağırlıklı olduğu bir bölgedeydim, marşlarla büyüdüm. İkisini çok severdim: Bana tekerleme gibi gelen “Ankara Ankara güzel Ankara / Seni görmek ister her bahtı kara” ve yumuşak melodisiyle yakalayan, marşa benzemeyen “Ankara’nın taşına bak / Gözlerimin yaşına bak.” Yıllar sonra, […]
Devamını Oku