Ankara marşlarla hayatıma girdi. 12 Eylül 1980’de yapılan darbe, ilkokulu bitirmek üzereyken beni yakaladı. Çanakkale’de askerlerin ağırlıklı olduğu bir bölgedeydim, marşlarla büyüdüm. İkisini çok severdim: Bana tekerleme gibi gelen “Ankara Ankara güzel Ankara / Seni görmek ister her bahtı kara” ve yumuşak melodisiyle yakalayan, marşa benzemeyen “Ankara’nın taşına bak / Gözlerimin yaşına bak.” Yıllar sonra, […]
Ankara marşlarla hayatıma girdi. 12 Eylül 1980’de yapılan darbe, ilkokulu bitirmek üzereyken beni yakaladı. Çanakkale’de askerlerin ağırlıklı olduğu bir bölgedeydim, marşlarla büyüdüm. İkisini çok severdim: Bana tekerleme gibi gelen “Ankara Ankara güzel Ankara / Seni görmek ister her bahtı kara” ve yumuşak melodisiyle yakalayan, marşa benzemeyen “Ankara’nın taşına bak / Gözlerimin yaşına bak.” Yıllar sonra, üniversite çağımda tercihlerimi hep Ankara’dan yana kullandım çünkü İstanbul beni korkutuyordu. Ne kadar isabetli bir seçim yaptığımı öğrencilik hayatımın ilk yıllarında anladım. Ankara bizimdi, bizdendi ya da ben “dışarıdan” Ankaralıydım.
Hayır, Ankaralı değilim, alakam bile yok; 17 yaşıma kadar sadece iki kere gördüm ama sonrasında 25 yılım orada geçtiği için soranlara “Ankaracıyım” diyorum çünkü Ankara’yı çok seviyorum. Hâlâ kopamıyorum, en yakın arkadaşlarım ve kardeşim orada. Ankara, benim için bir nevi aile evi. İçinden Ankara geçen, Ankara’yı anlatan şarkılar ya da Ankaralı şarkıcılar ve topluluklar beni hâlâ çok mutlu ediyor. Bu yazının başına hevesle oturmam da bundan.
Kimbilir kaç yazıda Ankara’yı andım, Ankara şarkılarından dem vurdum, Ankaralı müzisyenleri anlattım, hatırlamıyorum. Bildiğim, bu konuda cümle kurmayı sevdiğim. Bu yazıda, daha önce kurduğum cümleleri kurabilirim ama asıl hedefim, Ankara’nın müzikli tarihine bir giriş yapmak. Belki sonrası gelir, uzun uzun yazarım ya da başkalarınca yazılır.
Şarkılı Ankara tarihine giriş
Bu tarihe, şarkılarla giriş yapmak en doğrusu. Marşlar ve “Ankara’da Yedim Taze Meyvayı” gibi türküler bir yana, asıl Ankara onlarda. Ankaralı olmayan Ankara şarkıları var mesela bunlar arasında. Haluk Levent’in meşhur ettiği “Ankara” ve adında Ankara olmasına rağmen bir İstanbul şarkısı olan Gündoğarken imzalı “Ankara’dan Abim Geldi” bunlardan ikisi. Böylelerini de bir kenara koyarsak, Ankara, Ankaralı müzisyenlerin şarkılarında tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkıyor.
Mazhar Alanson imzalı “Kelimeler Kafi”de rastladığımız “Ankara’da evimde” dizesi doğruyu söylüyor çünkü Alanson, uzun yıllar orada yaşadı. Bülent Ortaçgil’in güneyden gelirken yazdığı “Deniz Kokusu Getiriyorum”daki “Yarım gün uzakta Ankara / Sokaklarında uslu kentliyi oynamak için” dizeleri ve tersine bir rota izleyen, “Ankara’dan bir kuş uçtu güneye doğru” diye başlayan Zuhal Olcay şarkısı “Ankara’da Âşık Olmak”, Ankaralı şarkılar. İkincisinin bestecisi Vedat Sakman, şehri iyi tanıyanlardan. Ankara Fen Lisesi’nden çıkan, ODTÜ’de palazlanan Yeni Türkü de öyle. Bize her dem umut veren şarkıları “Fırtına”da rastladığımız “Geçse de yolumuz bozkırlardan / Denizlere çıkar sokaklar”daki bozkır, bizzat Ankara. Şarkının söz yazarı Murathan Mungan da yolu Ankara’dan geçen isimlerden.
Şarkılarda çoğu zaman memleket ahvali de kapsama alanına giriyor çünkü Ankara “hökümet”in bulunduğu yer. Âşık Zamani’nin bir türküsünde karşımıza çıkan şu sözler, buna iyi bir örnek: “Alınterimizi sömürüp yerler / Bizi beğenmezler pis köylü derler / Eğer bir pis varsa o da o beyler / Ankara kapkara uyan fukara…” Ankara, taşranın umudu. Selda’nın seslendirdiği Şemsi Belli şiiri “Anayasso”da, Şavatalı Hasso’nun “Angara”ya ulaşma çabasını dinliyoruz. Yine Selda’nın seslendirdiği “Suç Bizim”, olaya başka bir açıdan yaklaşıyor ve bunu “Ankara’da türlü türlü plan var” dizesiyle dile getiriyor. 70’li yılların başında yapılmış bir türkü “Ankara’dan bir haber var” dizesiyle başlıyor ve şöyle devam ediyor: “Dediler Deniz asılmış / Eyvah eyvah…”
Acılar, yaşanmışlıklar…
Bu noktada devreye acılar, yaşanmışlıklar giriyor. Kemal Burkay şiirinden bestelenen Yeni Türkü şarkısı “Sonbahardan Çizgiler”, kalbimizi çizenlerden: “Güneş altında tutsaklar / Geçen sonbahara bakıyorlar / Şirin mi şirin gecekondu evleri / Samsun asfaltında otomobiller / Ne güzeldir yollarda olmak şimdi…” Bu, bir hapishane şarkısı. Hemen hemen aynı dönemde, Yeni Türkü’nün Ankara’da kalan elemanlarından oluşan Çağdaş Türkü, “Uyanıyor Ankara”yı seslendirmişti. Bu da şehri iyi anlatan şarkılardan.
Dahası da var ama burada bitireyim çünkü yerimiz dar. “Ankara Rüzgârı” gibi alaturka şarkılar, Alpay’ın seslendirdiği “Güven Parkı” gibi enteresan denemeler, Vega’nın “Ankara”sı gibi rock cenahından gelen katkılar ya da Erkin Koray’ın (başlığa da bir dizesini koyduğum) türkülü rock şarkısı “Ankara Sokakları” (ve daha nicesi) başka bir yazının konusu olsun. Ne demiş Erkin Koray: “Aslında bir hikâyemizi anlatmaya kalksak / Zamanın beyni durur, denizler kurur…”
Bu yazı, hikâyenin başlangıç cümlesi.
“Gözleri Aşka Gülen”le tanıdığımız besteci Gündoğdu Duran’ın en şahane eserlerinden biri “Ankara Rüzgârı”. Bu muhayyer-kürdî beste, kızlarının vefasızlığından söz etse de Ankara için yazılmış en güzel şarkılardan. Derya Bengi, ’60’lı yılları anlattığı kitabında (Dünya Durmadan Dönüyor / ’60’lı Yıllarda Türkiye: Sazlı Cazlı Sözlük, Yapı Kredi Yayınları, 2022) şarkıyı şöyle tanımlıyor: “Yazarının hayat öyküsüyle birlikte düşünüldüğünde, […]
Devamını Oku
Müzik pek çok insan için hayatın anlamı ya da tutunacak bir dal. Hele ki bizim gibi inişli çıkışlı memleketlerde… Şarkılar, türküler, ezgiler, yaşanan nice fenalıkla baş etme yolumuz. En azından benim için öyle. ’90’lı yıllarda üniversitelerde yaşanan hareketliliğin başrolünde müzik vardı. Hak aramak için yan yana geldiğimizde bize şarkılar eşlik ediyordu. Yeni Türkü’nün (Murathan Mungan […]
Devamını Oku
Ahmet Telli şiirinin çok boyutlu estetik birikimi ile “Şair Ahmet Telli” nin örgütlü birey olarak bütünlüklü ele alınması zorunludur. Hayatı ve şiirleri iç içe geçmiş bir şair söz konusuysa, hem estetiğin dili hem de ideolojinin dili öne çıkar. Çünkü daha ilk adımda biliriz ki şiir bir cesaret işidir ama bu cesaret salt sözcüklerden ibaret değildir; […]
Devamını Oku
Ahmet Telli ve şiirini birkaç kelime ile tanımlamam gerekseydi sezgi, vicdan, aşk, isyan, direniş, dil ve arkadaşlık derdim. İlk sıraya sezgi kelimesini koymamın nedeni Telli’nin bireysel, toplumsal ve şiirsel anlamda varoluşunun sınırlarını ve sınırsızlıklarını belirlerken hem bir birey hem de bir eğitimci ve şair olarak sezgileriyle hareket ettiğini düşünmemdir. Bu düşünceye kapılmamın nedeni şairin şiirleri, […]
Devamını Oku