27 Aralık 1919’da Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişinde, onu Dikmen sırtlarında karşılayanlar başında Seymen Alayı geliyordu. Cumhuriyet’e bir kala başkent ilan edilen Ankara, yalnızca siyasi bir merkez olmanın ötesinde, yeni Türkiye’nin kültürel ve bilimsel dinamiklerini de taşıyan bir merkez haline geldi. Bu dinamizmin önemli bir boyutu da halk edebiyatı ve folklor alanında gerçekleşen akademik ve uygulamalı […]
Devamını Oku9-25 Şubat 2018 tarihleri arasında gerçekleşen, adını Güney Kore’nin aynı kentinden alan Pyeongchang Kış Olimpiyatları öncesinde uluslararası “Barış Paneli”ne davet edilmiştim. Dikkat çekti. Otuzdan fazla dile çevrildi, yayımlandı. Seul Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bu konferansta yaptığım konuşmanın izleğini dedemin tohum ekerken, annemin ekmek pişirirken özenle yerine getirdiği yakarı oluşturuyordu. Tohumu toprakla buluştururken, hamuru ekmeğe dönüştürürken niyet […]
Devamını Oku“Felekten” kotardığımız güzellikler vardır. Türküler ve deyişler, çoğu zaman farkında olmadan hayatımıza karışmış başka ayrıcalıklar gibi felekten kotardığımız güzelliklerdir. Kaç bin insan ömrünün tanığı olarak dilimizde haykırış, kulaklarımızda ses olduğunu bilmeden söyler, dinler ve yaşarız. Yazık ki bu birikimi taşıyanları unutarak çoğalırız. Yaşar ve çoğalırız. Hakikat ehlinin söz ikliminde bizler de o mülke ortak oluruz, […]
Devamını OkuSen orda bağrına bas dur en büyük çileyi Ben burda en büyük çileyi doldurayım Ekmeğe muhtaç, hürriyete muhtaç, sana muhtaç Sen orda dalından koparılmış bir zerdali gibi dur Ben burda zerdalisiz bir dal gibi durayım. A. Kadir I. İlyada, Odysseia, Mutlu Olmak Varken, Dünya Halk ve Demokrasi Şiirleri, Bugünün Diliyle Hayyam, Mevlana, Tevfik Fikret ve […]
Devamını Oku“Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde… Ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken…” yahut da “Bir varmış, bir yokmuş” diye başladığımız o söz cümbüşünün süregelmesini sağlayanlar kimlerdir diye sorduğumuzda, bu alanın mimarlarının başında Pertev Naili Boratav’ın olduğunu görürüz. Büyük çoğunluğumuzun düş evreninin renklenmesinde olduğu gibi, Boratav’ın söz dünyasının zenginleşmesinde de annesinin büyük payı vardır. Daha […]
Devamını OkuKendi ölçülerimiz içinde dünyayı kavramak başka, binlerce yılın farklı kültürel etkileşimleri ile şekillenmiş birikiminin ayrımına varmak başka bir şey. Açıktır ki yiğitlik bütün toplumlarda topluluğun övünç duygusunu yansıtır. Toplumun bu övünç duygusunu besleyen zengin bir retoriğin oluşması giderek folklorik söyleme de dönüşebilir. Öyle de olsa tarihsel gerçeklik, toplumsal belleğin labirentlerinde karşılığını bulan bir anımsamaya dönüşebilir. […]
Devamını OkuMüzik ile şiirin akrabalığı; can ile cananın, gül ile bülbülün birbirine dolandığı, hangisinin hangisini soyup soyunduğunun bilinmediği bir kıvamdır. Bozlak okumak bir kendinden geçme, acı sınırını aşma halidir. Sesin yettiği yere kadar isyandır. Bozlaksa acının ses örsünde ezilme halidir. Poyrazın önüne kattığı kar tanelerini hışımla dağıttı ve ayazın keskinliğine karşı, birbirine yakın iki avurdunun dolusu […]
Devamını OkuEv adresini bilmez bir dünyanın içindeyiz. Yürüdüğümüzden, konakladığımızdan daha çok göründüğümüzle avunuyoruz. Toplumun en açıktaki insanı, halk ozanı da böyle yarı açık cezaevi mahkûmu gibidir; mekânını yitirmiştir. Âşık, adına indirgenmiş romantikliği bertaraf edebildiği oranda sağlamcı dizelere ulaşır. Ne var ki yeni şekillenen sosyal doku öncüllerinin sahip oldukları geleneksel eğitim kurumlarını yok etmiştir. Donanım mekânını […]
Devamını Oku1894 yılında dünyaya geldiğinde, Osmanlı, 1856 Kırım Savaşı’nı geride bırakmış, 1892 Osmanlı-Yunan Savaşı’ndan yeni çıkmıştı. Ateş çemberi son bulmamış, yangın daha da yayılmıştı. 1911 Trablus, 1912 Balkan, 1914-18 Büyük Dünya ve nihayet Kurtuluş Savaşı… Eli kalem tutan, dili yeten çok kimse dört yıl kanlı boğuşma halinde süren Birinci Dünya Savaşı’na niçin girdiğimizi bugün bile […]
Devamını Oku