Metin Turan
Tüm Yazıları
Birikimle Direnmek
Ana Sayfa Tüm Yazılar Birikimle Direnmek

27 Aralık 1919’da Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişinde, onu Dikmen sırtlarında karşılayanlar başında Seymen Alayı geliyordu.  Cumhuriyet’e bir kala başkent ilan edilen Ankara, yalnızca siyasi bir merkez olmanın ötesinde, yeni Türkiye’nin kültürel ve bilimsel dinamiklerini de taşıyan bir merkez haline geldi. Bu dinamizmin önemli bir boyutu da halk edebiyatı ve folklor alanında gerçekleşen akademik ve uygulamalı […]

27 Aralık 1919’da Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişinde, onu Dikmen sırtlarında karşılayanlar başında Seymen Alayı geliyordu. 

Cumhuriyet’e bir kala başkent ilan edilen Ankara, yalnızca siyasi bir merkez olmanın ötesinde, yeni Türkiye’nin kültürel ve bilimsel dinamiklerini de taşıyan bir merkez haline geldi. Bu dinamizmin önemli bir boyutu da halk edebiyatı ve folklor alanında gerçekleşen akademik ve uygulamalı girişimlerdir.

Günümüzde Ankara folklorunu belgelemek ve onu zenginliğiyle yaşatmak uğraşındaki kuruluşlardan birini  1925 yılında çalışmalarını başlatan Ankara Kulübü Derneği oluşturuyor.

1927 yılında kurulan Anadolu Halk Bilgisi Derneği Türkiye’de halkbilimine ilişkin ilk derli toplu çalışmaları başlatan kuruluş olmuş, bu kuruluş daha sonra Türk Halk Bilgisi Derneği adını alarak aynı adla bir de süreli yayını kültür hayatına katmıştır.1932 yılında Halkevleri’ne devredilene kadar bu dernek iki derleme gezisi düzenler ve alanla ilgili 13 adet de kitap ve broşür yayımlar.

DTCF’nin Kuruluşu ve Akademik Zemin

1935 yılında kurulan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Cumhuriyet’in ilk sosyal bilimler fakültesidir. Fakültenin kuruluşu, Türk halkının kültürüne, tarihine ve edebiyatına bilimsel bir gözle bakma amacı taşıyordu. 

Bu yapı içinde halk edebiyatı ve folklor, öncelikle edebiyat programlarının bir parçası olarak yer buldu. 1938 yılında Pertev Naili Boratav, halk edebiyatı derslerini öğretim programına dahil etti ve bu adım, Türkiye’de akademik halkbiliminin ilk örgütlü girişimi  oldu..

Pertev Naili Boratav Öncülüğünde Halk Edebiyatı ve Folklor Dersleri

Pertev Naili Boratav, halk edebiyatını yalnızca bir metinler bütünü olarak değil, halkın yaşayan dünyasını anlamanın bir aracı olarak gördü. Onun derslerinde halk masalları, hikâyeler,  türküler, destanlar, mani ve ninniler; sosyolojik, tarihsel ve edebi boyutlarıyla ele alınıyordu. Bu yaklaşım, halkbilimi disiplini için bilimsel temel oluşturuyordu.

Boratav, 1946 yılında “Folklor ve Halk Edebiyatı” adı altında ilk bağımsız dersi açmayı ve bir “Folklor Arşivi”  oluşturmanın yanında üniversite gündemine bağımsız bir “folklor kürsüsü”nün açılması konusunu getirmeyi başardı. Ancak bu başarı uzun süreli olmadı; 1948’de Boratav hakkında başlatılan soruşturma ve siyasi baskılar sonucunda kürsü kapatıldı. Bu olay, akademik halkbiliminin siyasal iklimle nasıl iç içe geçtiğini ve ne denli kırılgan olabileceğinin de çarpıcı bir örneğidir.

Sedat Veyis Örnek ve Halkbiliminin Yeniden Kurumsallaşması

Pertev Naili Boratav’dan sonra halkbilimi alanında ikinci büyük hamle, Sedat Veyis Örnek tarafından gerçekleştirildi. 1980 yılında halkbilimi bölümü yeniden kuruldu ve akademik programlar sistemli hale getirildi. Örnek, halkbilimini sosyoloji, antropoloji ve tarih gibi disiplinlerle ilişkilendirdi; alan araştırmasını, belgeleme ve analiz tekniklerini ön plana çıkardı.

Türk Halkbilimi kitabı, hem kuramsal hem de uygulamalı çerçeve sunan öncü bir eser olarak kabul edilir. Örnek, halkbilimini sadece sözlü kültür ürünleriyle sınırlamayı reddetmiş, ölüm ritüelleri, oyunlar, gelenekler, toplumsal yapılar gibi çeşitli boyutlarıyla ele almıştır. Onun döneminde, DTCF Halkbilimi Bölümü saha çalışması merkezli, disiplinlerarası bir programa kavuştu.

Ankara’nın Folklorik Zenginliği ve Halkevleri

Ankara, Türkiye’nin kültür coğrafyası içinde çok katmanlı bir zenginliğe sahiptir. Bu zenginliğin ortaya çıkmasında Halkevleri’nin büyük rolü oldu. 1932 yılında kurulan Halkevleri, halkın eğitimi ve kültürel bakımdan zenginliğini hedefleyen kurumlardı ve Ankara Halkevi bu yapının başını çekti.

Halkevleri’nde folklor geceleri, halk oyunları gösterileri, derleme çalışmaları ve radyo programları aracılığıyla halk kültürü kamusallaştı. Ankara Radyosu’nda yayımlanan “Halkevleri Folklor Saati” gibi programlar, yerel öğelerin ulusal platformda tanıtılmasını sağladı. Özellikle Ankara’nın çevre ilçe ve köylerinden getirilen âşıklar, halk oyunu ekipleri ve anlatıcılar bu programlarda yer aldı.

Ankara Halkevi’nin kültürel etkinlikleri arasında düzenlenen konserler ve sergiler, Ankara folklorunun canlı bir belgesi niteliğindeydi. Âşık Veysel’in  ilk şiirinin 2 Nisan 1934’te Ankara’da Hâkimiyeti Milliye gazetesinde  yayımlanması, ayrıca ilk konserini yine aynı tarihlerde Ankara Halkevi’nde vermiş olması, halk edebiyatının başkentte sahneye taşındığı çarpıcı örneklerdendir. Bu tür etkinlikler, halk kültürünün sadece akademik çevrelerde değil, geniş halk kitleleri nezdinde de saygınlık kazanmasına yardımcı olmuştur.

1930’lu ve 40’lı yıllarda düzenlenen halk oyunları festivalleri,  geleneksel kıyafetler ve el sanatları sergileri, Ankara’nın folklorik çeşitliliğini belgelemekle kalmamış, aynı zamanda kültürel mirasın korunmasına yönelik farkındalık yaratmıştır. 1937 yılında düzenlenen “Anadolu Halk Kıyafetleri Sergisi” bu tür çalışmalara verilebilecek örneklerdendir.

Basbariton Ruhi Su, Türküler Söylüyor

Ruhi Su, 1936 yılında, Musiki Muallim Mektebi’nde bir yandan türküler üzerine çalışmalar sürdürürken, okuldaki arkadaşlarıyla birlikte belgelerde adı ‘Ses ve Tel Birliği Korosu’ diye geçen Müzik Öğretmenleri Korosu’nu kurar. Halk müziği üzerine ikinci koroyu ise DTCF bünyesinde oluşturur ve türkülerin öğrenilmesi ve yaygınlaşmasına katkıda bulunur. Bunlara bir de 1943 yılında Ankara Radyosu’nda iki haftada bir “Basbariton Ruhi Su Türküler Söylüyor” programı eklenince, halk müziği başkentten bütün Türkiye’ye yeni bir yorumcunun sesiyle yayılmaya başlar.

Alan Çalışmaları ve Yöntemsel Gelişme

Sedat Veyis Örnek döneminde halkbilimi öğrencileri, Ankara’nın çevresindeki köylerde alan çalışmasına gönderildi. Bu alan çalışmalarında türküler, halk hikâyeleri, ritüeller, adetler, oyunlar, yemek kültürü gibi öğeler sistematik olarak derlendi. Derlenen malzemeler, bölüm içinde oluşturulan arşivlerde toplandı.

Öğrenciler, sadece metin derlemekle kalmadı; fotoğraf, ses kaydı ve video gibi teknikler kullanarak belgeleme yetkinliği kazandı. Bu uygulamalar, halkbilimini sadece kuramsal bir alan olmaktan çıkararak, somut veriyle beslenen, dinamik bir disiplin haline getirdi.

Derneklerin ve Toplulukların Çalışmaları

Türk  halk oyunları ve kültürünü tanıtmak amacıyla çalışmalar yürüten ilk derneklerden biri olan TUFAK (Turizm ve Folklor Araştırma Kurumu) 1958, ilk üniversite topluluğu olan ODTÜ Halkbilim Topluluğu da 1961 yılının Kasım ayında Ankara’da kurulmuştur.  

Ankara: “Folklorun da Başkenti”

Tüm bu gelişmeler Ankara’yı, halkbilimi açısından eşsiz bir merkez haline getirdi. DTCF’nin bilimsel altyapısı ile Halkevleri’nin uygulamalı kültürel ortamı birleşince, Ankara halkbiliminin hem teorik hem pratik boyutunun yaşatıldığı bir laboratuvara dönüştü.

“Folklorun başkenti” ifadesi, bu tarihsel ve yapısal gerçekliğin bir özetidir. Ankara, akademik halkbiliminin temellerinin atıldığı, halk kültürüne dair sistemli derleme, arşivleme ve sunum çalışmalarının yapıldığı, halk ve akademi arasındaki etkileşimin canlı olduğu bir merkez olma niteliğini bugün de korumaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları
Birikimle Direnmek

27 Aralık 1919’da Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişinde, onu Dikmen sırtlarında karşılayanlar başında Seymen Alayı geliyordu.  Cumhuriyet’e bir kala başkent ilan edilen Ankara, yalnızca siyasi bir merkez olmanın ötesinde, yeni Türkiye’nin kültürel ve bilimsel dinamiklerini de taşıyan bir merkez haline geldi. Bu dinamizmin önemli bir boyutu da halk edebiyatı ve folklor alanında gerçekleşen akademik ve uygulamalı […]

Devamını Oku
Sabırtaşının Bilediği Çığlık

9-25 Şubat 2018 tarihleri arasında  gerçekleşen, adını  Güney Kore’nin aynı kentinden  alan Pyeongchang Kış Olimpiyatları öncesinde uluslararası “Barış Paneli”ne davet  edilmiştim. Dikkat çekti. Otuzdan fazla dile çevrildi, yayımlandı.   Seul Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bu konferansta yaptığım konuşmanın izleğini  dedemin tohum ekerken,  annemin ekmek pişirirken özenle yerine getirdiği  yakarı oluşturuyordu. Tohumu toprakla buluştururken, hamuru ekmeğe dönüştürürken niyet […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Dostluğumuzun Başkenti

Bazı şehirler, insanın yalnızlığını büyütür, bazılarıysa onu paylaşılabilir kılar. Ankara, bu iki duygunun ince dengesinde yaşar. Daha doğrusu, bana öyle gelir. Belki de pek bilmediğim bu şehre uzaktan baktığımdan öyle görüyorumdur, az sayıdaki Ankaralı arkadaşım öyle bir izlenim yaratmıştır. O dostlar da gri gökyüzü gibi mesafeli, yüklü bulutlar gibi yakınlar zaten. Onlardan dinlediğim Ankara’nın dostlukları, […]

Devamını Oku
Ankara: Tatlının Da Başkenti

Eski Ankara pastaneleri, o günlerin tatlı anılarını günümüze taşımakla beraber, bir zamanlar Ankara’nın tatlının başkenti olduğunun da ispatı. Bugün hâlâ o tatları yapabilen mekânların olması, eskinin bizlere mirası.  Pastane deyip geçmemek lazım. Şimdilerde endüstrileşmeyle birlikte form değiştiren pastacılığın mekânları, bir zamanların en önemli buluşma noktalarıydı. Şairlerin, sanatçıların, yazarların gündelik hayat akışında başat rol alan bu […]

Devamını Oku