Haydar Ergülen
Hüzün

“Ankara nasıl bir şehir?” sorusuna verilen ilk yanıtlardan değildir belki, fakat ikinci ya da üçüncü yanıtlar arasında yeri vardır: “Gri bir şehir”dir Ankara. Bunu yanlışlayacak, hatta tam tersi olduğunu öne sürecek değilim. Kentin başkent olmasından, başkent olunca da devletin ve kurumlarının merkez yapılarıyla donatılmasından ileri gelen bir rengi, dahası renksizliği, vardır. Onun gri bir şehir […]

Devamını Oku
3G

Ankara için 3G yenilerde geçilen 5G ve daha sonra herhalde 6, 7 diye sürecek G’lerden daha fazla, daha yeni, hatta daha gelişkin değil, ama daha değerli, vazgeçilmez ve Cumhuriyetin kurucusuyla özdeş ya da söylenince akla ilk onu getiren ‘ilelebet’ kavramıyla tanımlanacak önem ve özelliktedir. G’lerden G beğenebiliriz ama en beğendiğimiz G herhalde Gençlik olur, eh […]

Devamını Oku
Bir Tamirci Olarak Zülfü Livaneli

Zülfü Livaneli müzisyen, romancı, sinemacı ve düşünür kimlikleriyle tanınıyor. Bunlara toplumsal sorunlarda söz alması, müdahil olması, girişimlerde bulunması, barış için çabaları da eklenirse, ortaya hemen her çağdan, aydınlanmadan, Rönesans aydınından, modern şiirden, yerel kültürlerden, halk takviminden esinlenmiş, etkilenmiş, yetkin, fakat bununla yetinmeyen, daha doğrusu paylaşma isteğinden, bunu düşünmeyen bir sanat, yazı, müzik ve düşünceden oluşan, […]

Devamını Oku
Gençlik

Gençtik, geldik, geçtik… Güzel bir uyum içinde sözcükler. Öteyandan “gençliğin insanın en güzel çağı olduğunu söyleyenin alnını karışlarım” diyen eski gençler de var. Her birine biraz hak vererek ben yine de bir gençlik güzellemesi yapmak isterim. Galiba gençlik deyince, hele  Ankara deyince de yaptığım hep budur. Çünkü ikisinin birbirine bunca yakıştığı bir gençlik ve kent […]

Devamını Oku
Fidayda

Bu yazıya başlayıncaya dek ‘Fidayda’nın ne anlama geldiğini bilmiyordum. Merak ediyor muydum, hayır! Fidayda fidaydaydı çünkü! Belki de bildiğimiz hiçbir anlama gelmiyordu, tıpkı Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar’da “Kelimeler albayım bazı anlamlara gelmiyor” dediği gibiydi. Anlamını sözlükte, kitapta değil dilde, gönülde, günde bulan kelimeler yok mudur? Vardır olmaz mı? Bu, kitapta anlamları olmadığı anlamına gelmiyor, asıl […]

Devamını Oku
Edebiyat

Bozkırın başkenti, edebiyatın da başkenti mi? Cemal Süreya’ya bakılırsa, onun ‘Başkentim’ diye bir yakını gibi sevgiyle, aşkla seslendiği de anımsanırsa, Can Yücel’in “Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi” babası Hasan Âli Yücel’e yazdığı “Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim” şiirindeki “daha başka tür aşklar, geniş sevdalar” dizesinin Ankara’yı sevme duygusunu büyüten bir dize olarak yerini […]

Devamını Oku
Dalokay

Yalnızca dört yıl belediye başkanlığını yapmış o zamanlar büyükşehir olmayan Ankara’nın. Yaşım tuttuğu için aklımda ama, Ankara’nın ‘unutulmayanlar’ı arasında da hatırlı bir yeri var kanımca. Soyadının da hatırlı bir ağırlığı var; Vedat Dalokay, adı ve soyadıyla tam olarak biliniyor da, Dalokay deyince belediye başkanı olmanın da ötesinde bir yerde anıt  anısı kuruluyor, duruyor. Dalokay: Çok […]

Devamını Oku
Çankaya

Türkiye Cumhuriyeti ‘Köşk’ten yönetiliyordu, şimdi başka yerden  yönetiliyor! “İtibardan tasarruf olmaz”dı, eh Türkiye gibi büyük bir devlete de eski, küçücük ‘Köşk’ten yönetilmek yakışmazdı elbette! Cumhuriyet’in kurucuları, ‘yoksul ve onurlu’ bir ülkenin, mekânlardan çok, düşüncelerde, tavırlarda, duruşlarda yönetileceğine inandıkları için köşktür, konaktır, saraydır pek önemsememiş olmalılar! Sonuçta sultanlık, imparatorluk değil, genç bir cumhuriyetin yönetimidir sözkonusu olan. […]

Devamını Oku
Cebeci

Bir gün adıyla sanıyla Cebeci’yi yazacağım aklıma gelir miydi, bu yazıya başlayıncaya dek, hayır! Cebeci’yi ima yoluyla, üstü kapalı sayılmasa da örtük, bazen ayrılık acısıyla “adını anmayacağım” diyerek yazdığım olmuştur, şiirlere zaten geçmiştir. Ankara Alfabesi’ni yazarken, C harfine de gelmişken Cebeci’yi yazmamak olmazdı! Cebeci benim için de ne çok şey demektir, akrabalıktan aşka, ayrılıktan acıya, […]

Devamını Oku
Beyefendi

Ankara’nın A’sı çoktur ya B’si de bitmez! Sokakları yeter, Bilir, Büklüm, Başçavuş, Bestekâr sokakları var, Bala’sı var, Balgat’ı var, Botanik Bahçesi, Bilgi Yayınevi, Bentderesi, Başkentliği, Bulvarı, Büyük Pasaj’ı, Bülent Ecevit’i… Fakat alfabemiz Ankara deyince akla ilk gelen sözcük “Bürokrasi”den hareketle Bakanlıklar’a, oradan da bakanlara uzanıyor ve “Beyefendi” deyip orada duruyor! Ankara, kentlerin “beyefendi”sidir kuşkusuz, bir […]

Devamını Oku
En çok okunanlar

Hüzün
Kasım 3, 2026
3G
Ekim 4, 2026
Bir Tamirci Olarak Zülfü Livaneli
Haziran 21, 2026
Son Sayı

Bültene Abone Ol

E-posta listemize abone olun ve güncel kalın!