Pelin Batu
Çocukluğum ve Ben, Ben ve Ankara

Hayatın hangi yıllarının taze, hangi yıllarının pastele çalan bir flulukta kalacağını o anda bilemiyorsunuz. Ankara’da geçen dört yıllık çocukluğum, o yıllardaki kömür siyahı Ankara’nın katranlı parlaklığı gibi solmayan bir fotoğraf. 1988-1991 yılları arasında, çocukluğumun en kırılgan ve en köklü yıllarında oradaydım. Hayat âdeta beni ben yapacak en saf halini göstermişti. Şimdi geriye dönüp albümleri karıştırdığımda, […]

Devamını Oku
Borgesyen Bir Hayal: Yeşilliğin Hafızası

Hayalimdeki şehri Borges’in sonsuz kütüphanelerinin birinde, loş bir koridorda yürürken tesadüfen beni çeken bir kitabın içinde buluyorum. Kitaptaki tasvirler ve anlatılar beni içine çekiyor ve birdenbire kütüphane kayboluyor ve şehri keşfetmeye başlıyorum. Şehre uzaktan baktığınızda ağaç gölgeleriyle yontulmuş, kuş sesleriyle şakıyan, mevsimlerin en yeşili ve alının parıldadığı yaşayan bir tabloyu andırıyor. Burada içinde yüzdüğüm yeşil […]

Devamını Oku
Çağdaşlığın Başkenti Ankara

Binlerce yıl boyunca kozmopolit, çok renkli, çok dilli ve çok dinli bir başkenti bırakıp bozkırda bir “tabula rasa” olan Ankara’yı başkent olarak seçince, biricik bir cumhuriyet rol modeli oluşturma olanağı doğdu. Böylece yeni başkent cumhuriyet ideallerini ve idealizmini aynalanması için bir zemin oluşturdu.  Sıfırdan bir kent inşa etmek, zengin ama bir o kadar kaotik bir […]

Devamını Oku
Barışın Sembolüne Dönüşen Guernica

Guernica sadece haritada gitmediğim bir yer değil – ve bu yazımda her zamanki gibi hayalini kurduğum, gezmeyi umduğum bir  yeri anlatmakla yetinmeyeceğim zira Guernica benim için açık bir yara, bir fikir, bir sözü temsil ediyor. Burası Gazze’den önce, Hiroşima’dan bile önce İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılmaya başlanan savaş taktiklerinin, blitzkrieg denen “Yıldırım Harekâtının” prova sahnesiydi. Guernica […]

Devamını Oku
İzlanda’nın Yeşil Şuasının Altında

Havalar ısınıp kazanlar kaynamaya başlayınca bende soğuk diyarlara kaçma isteği depreşir. Kimileri serinlemek için yaylalara çıkmayı, kimileri deniz kenarında fotosentez yapmayı seçer. Bense coğrafya vasıtasıyla zamanda yolculuk yapıp bakir olmasa da ilkellik hissini uyandıran, sakin, soğuk bir paganizmi barındıran yerleri tercih ederim. Listemin başında yıllardır İzlanda var. Lav tarlaları kapkara bir şekilde gözümüzün önünde namütenahi […]

Devamını Oku
Işığın Kenti: Sevilla

Bazı şehirler farklı bir ışıkla yıkanmıştır, adeta ışıktan yontulmuş, ışıktan doğmuşlardır. Benim için Sevilla böyle bir yer ama gördün mü diye soracak olursanız, hayır. Ama okudum. Rahmetli dedem Selahattin Batu’nun 70’lerde yazdığı İspanya Büyüsü adlı nefis seyahatnamesinin içinde kaybolup “doğunun renkleri” adlı sükunetli şiirleriyle birleştirince Sevilla ve Güney İspanya’ya adım atmış olmasam da o altuni […]

Devamını Oku
Kadınlar Vardır

Cumhuriyet’imizin kuruluşuyla kadının adının konulduğunu söylemek haksızlık olur ama Cumhuriyet’le birlikte yaklaşık yüz yıl evvel serpilmiş olan tohumlar yeşermiş, kırık dallar aşılanmış ve orman olmuştur. Kadın haklarına dair mücadele Tanzimat Devri’yle beraber kendini belli etmiş ama buyurulmuş olan imtiyazlar şanslı azınlıklara, saray ve çevresine bağış edildiği için sosyolojik yapıyı değiştirmemiştir. Cumhuriyeti ilan etmeye 1923’ten çok […]

Devamını Oku
Sukura Vaktinde Japonya

Japonya sevdam nasıl ve neden başladı, inanın bilmiyorum. Dört beş yaşımdaki fotoğraflarıma bakacak olsanız gözlerime kalem çekmiş, kafama kalem takıp annemin gardırobundan aldığım kumaş veya eşarplarla kimonomsu şeyler yapmaya çalışmış bir çocuk görürsünüz ki bu çocuk, Uzak Doğu’ya hiç gitmemiş, Japon kültürüyle tanışmamış, ne de ailede bu kültüre ilgi duyan birisinden etkilenmiş olabilirdi. Aksine ne […]

Devamını Oku
Ümit Yolu

Bu yazıyı kaleme alırken Güney Afrika’nın en güneyinde, Ümit Burnu’ndayım. İlginçtir, Bartolomeu Dias burayı keşfettiğinde adını “Ümit Burnu” değil sarp rüzgârlarının doğurduğu ıstıraptan dolayı “Cabo del Tormentos” yani “Fırtınalar Burnu” adını vermiş ama sonralarda boğulacağı bu yer, dünyanın en rüzgârlı yerlerinden biri sayılan Cape Town’un güney batısındaki burun, Büyük İskender’den tutun tüm Avrupalıların yüzyıllar boyunca […]

Devamını Oku
Borges’in Şehrinin Altına ve Üstüne 20.000 Fersah

Karanfil’imize yazmaya başlarken “benim şehirlerimden” Ankara ile başlamıştım. Annem ve babamın dünyaya geldiği ve benim de doğduğum, dolayısıyla minnet ve özlem duygularımın da depreştiği bir Ankara idi bu. Fakat devamında yaşadığım ve gördüğüm ve naçizane Tanpınar’ın Beş Şehir adlı şaheserinde yaptığı gibi gözlemleyip okuduğum şehirlerimi değil, daha çok Calvino misali görünmez olan, içimde taşıdığım ve […]

Devamını Oku
En çok okunanlar

Çocukluğum ve Ben, Ben ve Ankara
Nisan 21, 2026
Borgesyen Bir Hayal: Yeşilliğin Hafızası
Şubat 12, 2026
Çağdaşlığın Başkenti Ankara
Ocak 13, 2026
Son Sayı

Bültene Abone Ol

E-posta listemize abone olun ve güncel kalın!