Her şey sadece seninle ilgiliydi ve ilgi şimdilik benim uzmanlık alanım değildi, günlerden güz ve mevsimlerden herhangi biri idi. Bilmem kaçıncı günün kaçıncı akşamında bir Ankara soğuğunda girdiğim esnaf lokantasında içtiğim kaçıncı çorba idi, belki de hiç içilmemişti. Çorba mı tuzlu idi, ben mi dertli idim ya da çorbanın kepçesi uzundu da ben mi yavaştım […]
Devamını OkuUçsuz bucaksız ve heybetli bir gökyüzü karşımdaydı az önce. Önemsemedim kimler nerelerdeydi ve saatler kimi gösteriyordu. İncelikli ve nazik bulutlar taşıyordu sırtında canım gökyüzü. Uzun uzun seyrettim salına salına dans edişlerini. Yüklenmiş yükünü belki boşluğuna asılmış kederlerin. Belki de zevkinde ve neşesinde gülmelerin. Kim bilir ve de niye bilsin?.. Ankara’da görmüştüm böyle bir gökyüzünü en […]
Devamını OkuBenliğimin duvardan duvara vurulduğu günlerdeyim. Düşmüşüm derdin derdine, girmişim çarenin peşinden celladın inine. Bekliyorum umarsızca, ıssız bir kasabanın tekinsiz bir istasyonunda. Belki bir kardelen gelir de elimden tutar diye ya da bir gökkuşağı eğilir, biner giderim üzerine de ağlamaz gözlerim, titremez ellerim “sen, sen” diye. Gelecek biliyorum o kardelen, görünecek gökyüzünde o kuşak rengârenk, bir […]
Devamını OkuUnutkanım bu aralar ama şimdilik… Ve gayet bilinçli bir unutma isteği, unutmayı istemek hali. Toplum olarak öyle olaylar duyuyor, görüyoruz ki, umut için unut mottosuna sarılmaktan başka kalmıyor bir yol. Aksi halde ayakta kalmaya derman yok ama bir yandan da oturmaya ferman yok. Tabii ki geri plana attığımız, yok saydığımız şeyleri tamamen unutmuyoruz. Sadece görmezden […]
Devamını OkuYeni yılın ilk sabahı… Ne dışarıdaki kutlamaların artığı var evde ne de dün geceden kalma abartılı bir umut. Her şey olması gerektiği kadar sade; ben de öyleyim. Pencereyi aralıyorum; soğuk hava yüzüme dokunuyor. Tuhaf bir sessizliğe bürünmüş semtimin arsız sokakları. Sanki gece boyunca edilen bütün dilekleri sindirmek için biraz daha uyumaya karar vermiş gibi bulutlar. […]
Devamını OkuYılın sonu bir yandan da dar gelir insana, yeni yıl neşesinin ve umudunun yanında. Sanki takvim yapraklarının ağırlığı var diyeceğim de, takvim yaprağı yok artık hayatın rutininde.Velhasıl bir yıl daha eskimişiz, bir yıl daha “hallederiz” demişiz, bir yıl daha taşımışız taşıyamadıklarımızı. Ve şimdi, tam burada, yılın sonunda, dilimin ucuna yerleşen o tuhaf ağırlıkla kalıyorum ben. […]
Devamını Oku“nasıl iş bu her yanına çiçek yağmış erik ağacının ışık içinde yüzüyor neresinden baksan gözlerin kamaşır oysa ben akşam olmuşum yapraklarım dökülüyor usul usul adım sonbahar” Attilâ İlhan Yapraklar sararmış, şehirde hâkim olan puslu bir havaymış, rüzgârlar yağmurlara karışmış, velhasıl sonbahar kapıdaymış. Kapıda olan onca şey varken sonbaharı buyur etmemek olur mu? Sen geç şöyle, […]
Devamını OkuYaz geldi. Güneş, “Ben buradayım!” diye bağırıyor; ter bezlerimiz ise “Biz de buradayız ve çalışıyoruz!” diye karşılık veriyor. Klimalarla gönül ilişkimiz başlamışken, karpuz-kalori denklemine kafa yormaya gerek yok sevgili okur, olsa olsa enerji sarfiyatı / fatura denklemi biraz bozar bizi. Sıcaktan bunalan bedeni soğutmak yine de kolay, yeter ki kalbiniz terlemesin. Sabah uyanır uyanmaz, güneşle […]
Devamını OkuTrendeydim, denize bakayazdım her durakta, korktum, ama hepsinde indim, koştum ve geri döndüm. Güneş batıyordu gördüğüm daracık ara sokaklarda ve deniz uzanıyordu simsiyah. Yüzülür mü bu kapkara sularda? Gözün ermediği, gönlün çözemediği bir boşluk. Sanki dünyanın bütün yorgunlukları o suyun altında. Bitmeyen bir sahilde, bitmeyen bir yolculukta, her durakta aynı denize koştum ve koştum ve […]
Devamını OkuHiçbir zaman hayata dair büyük bir beklentim olmadı, bunu da çoğunlukla dile getirdim. Zaten beklenti dediğin şey, hayal kırıklığına giden en kestirme yol bence, mi? Nietzsche’nin dediği gibi “Umut en büyük kötülüktür, çünkü işkenceyi uzatır.” mı? Sanırım bu aralar hayatta en umutlu olduğum anlar sevdiğim içeceklere marketlerin indirim reyonunda denk gelmek… O kadar da değil […]
Devamını Oku