Ahmet İnam
Ankara Tıngır Mıngır

Salâh Ağabey’ime (Salâh Birsel)  bir vakitler sormuştum: “Salâh Abi, sen Boğaziçi Şıngır Mıngır diyorsun, ben de ‘Ankara tıngır mıngır’ dersem, ne dersin?” Bir şey demedi, elbette. Nedenini çok sonraları anladım. Salâh Bey Tarihi’nde yerim yoktu. Düşündüm. Ankara Sevinci için “Ankara takur tukur” desem olmaz, kuru olur çünkü; “Ankara tiril tiril” desem, resmi giysiler için uygun […]

Devamını Oku
Yeni Ne Zaman Yenilenecek?

Açık açık sorayım: Siz yeniyi eskiticilerden misiniz? Yeniyi hiç yaşayamayanlardan? Dokunduğunuz her şeyi eskitenlerden? “Zaten güneşin altında yeni bir şey yok” diyenlerden. Öyle mi diyorsunuz? Öyleyse göğün üstüne bir bakınız. Evren yeniyi deniyor. Evren o demek: Yeniyi deneyen. Gördüğümüz düzenlilikler, hani doğa yasaları dediğimiz, her an yenileniyor. İlkbahar, yaz, sonbahar kış. Devreden bir şey var. […]

Devamını Oku
Bir Düşüngenin Ankara’sı

On sekiz yaşımda Ankara’da düşünceye düştüğümde (1965), Ankara bozkırdı. Aydınlıktı. Toprak kokuyordu. Kuytuları vardı. Saklanılacak dip köşeleri… Nasıl düşünmez insan, bundan altmış yıl öncesinin Ankara’sına düşer de… Orada üşür, orada öğrenir, orada duyar da… Bir dur durak bilmez düşüngen olarak bin dokuz yüzün altmışlı yetmişli yıllarında  Cebeci’deki Milli Müdafaa Vekâleti’nin öğrenci yurdundan sabahın köründe çıkıyorum. […]

Devamını Oku
Nıetzsche, Oruç Aruoba, Ankara’da, Gölbaşı’nda

ORUÇ- Ne haber Molla, nasılsın? BEN- Aa! Oruç! Oruç Aruoba! Gel otur şöyle! Sana bir şeyler söyleyeyim. Ne içersin? Gölün kıyısında oturmuş düşünüyordum. Ne zamandır görüşmedik seninle, konuşur özlem gideririz. ORUÇ- Lan Molla! Eskiden de böyle tuhaf biriydin. Ben öldüm oğlum, haberin yok mu? BEN- Tıbben ölmüş olabilirsin. Benim için hiç ölmedin. Ben hep gidip […]

Devamını Oku
Mantığın Aydınlığında: Teo Grünberg

Sevgili Hocam Teo Grünberg’in (1927-2025) ölüm haberini aldığım gece bir düş gördüm. Düşümde Teo Hoca’m sınıfta tahtaya hızla mantık formülleri yazıyor. En ön sırada oturuyorum. Arkamda kalabalık bir düşünen, anlamaya çalışan, sorgulayan insan bakışı. Parmak kaldırarak ayağa kalkıp iyice yaklaşıyorum tahtaya. Sessizce fısıldıyorum kulağına hocamın: “Hocam, bu formüllere bakınca bir kez daha anladım, bütün hayatımın […]

Devamını Oku
Yunus Emre’yle Ankara’ya Durduk

Yunus’un bir beytine dayanarak geliştirdiğim insan anlayışını konuşmak için New York’a, New School For Social Research’teki bir toplantıya gitmiştim. Yunus’un ele aldığım beyti şuydu:  “Geçer iken Yunus şeş oldu dosta Ki kaldı kapuda andan içerü” Geleceğimi duyan New School’da doktora yapan eski bir öğrencim bana New York’u tanıtmak için program hazırlamış, birçok tanıtım broşürü göndermişti. […]

Devamını Oku
Ankara’yla Doğmak

Ben on sekiz yaşımda Ankara’da doğdum. Gecenin bir yarısında İstanbul’da Acıbadem Köprüsü’nün altından bindiğimiz otobüs bizi Ankara’nın bozkırına bırakmış; bin dokuz yüz altmış beşin sıcak bir Eylül sabahı, babamla yürüyoruz. Üzerinde hâlâ yazlık üniforması var. Yarbay. Bahçeli’den Eskişehir yolunu izleyerek ODTÜ’ye doğru güneşli havada soluk soluğayız. İçişleri Bakanlığı’nın önünden kalkan servis arabalarını kaçırmışız. Belediye otobüsüyle […]

Devamını Oku
Ankara’da Bir Lamba

Benim Diyojen’den bir farkım var: Lambam içimde. Ankara bozkırında mana arıyorum. Bozkırın denizinde yaşamışlığım vardır. Belki bilmeyeniniz olabilir, altmış yıldır ‘ODTÜ Gemisi’nde miçoyum ben. Çok çıktım ‘Çankaya Limanı’na. Dostlarla birlikte meyhanelerinde ne şiirler içmişliğim vardır. Bozkır çocuğuyum ben, uzun kavak ağaçlarının altında nice ikindilerde düş atlarına binip Tunalı’da uçmuşluğum vardır. Benim Diyojen’den bir farkım var: […]

Devamını Oku
En çok okunanlar

Ankara Tıngır Mıngır
Nisan 21, 2026
Yeni Ne Zaman Yenilenecek?
Şubat 12, 2026
Bir Düşüngenin Ankara’sı
Aralık 9, 2025
Son Sayı

Bültene Abone Ol

E-posta listemize abone olun ve güncel kalın!