Ahmet İnam
Aşk açan Ankara güzü

“Nasıl saklarım sonbahar olduğumu” diye yazmışım defterime. İstanbul’da, on beş yaşındayken. İnsan nasıl sonbahar olur on beş yaşında? İstanbul’da, Çengelköy’de. Yakınlarındaki Kanlıca’da Yahya Kemal:  Günler kısaldı…Kanlıca’nın ihtiyarları Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları  demişti. On beş yaşındaki Ahmet de şöyle söylüyordu: Hayat masaldı…Çengelköy’ün bahtiyarları Acıyla yaşamada gelen sonbaharları Gençtim. Düşçüydüm. Düşlerle bahtiyardım. Oysa yaşam acılıydı. O […]

Devamını Oku
Ankara’da Bir Yaz Sabahı

Denir ki kıştır düşünceyi derinleştiren, Descartes gibi uzun kış gecelerinde yoğun düşüncelere dalarsınız. İçinize döndürür kış sizi. “Dışarı” çıkamadığınız için içinizde kalırsınız. Kış en yakışandır, felsefeye düşünceye. Belki de sonbahar. Bir hüzün çöker. Ağaçlar yaprak döker. Günler kısalır. Ölümü hatırlarsınız. Geçen günler, bu “gelimli gidimli” dünyada sizi yaşadıklarınızı sorgulamaya götürür, anımsamaya. Hâşim gibi mırıldanırsınız: “Bize […]

Devamını Oku
Güvercinler Uçuverdi

ODTÜ’nün bizim yetmişli yıllarda “idari ilimler binası” dediğimiz yapısının ağır anılarımla yoğrulmuş koridorlarında dolaşmayı hep sevmişimdir. Hemen biraz ilerisindeki mimarlık binasından ayrı bir “hukuku”, “iktisadı” vardır. İkisi de bilge yapılardır benim için. Mimarlığın önündeki havuzdaki balıklar, öğrenciliğimde geceleri kaldığım yurttan çıkıp önlerinde ağladığımda gözyaşlarımı yutmuş olabilirler. Mimarlık binası daha yaşlı, daha alımlı, daha karmaşık, daha […]

Devamını Oku
Ankara Tıngır Mıngır

Salâh Ağabey’ime (Salâh Birsel)  bir vakitler sormuştum: “Salâh Abi, sen Boğaziçi Şıngır Mıngır diyorsun, ben de ‘Ankara tıngır mıngır’ dersem, ne dersin?” Bir şey demedi, elbette. Nedenini çok sonraları anladım. Salâh Bey Tarihi’nde yerim yoktu. Düşündüm. Ankara Sevinci için “Ankara takur tukur” desem olmaz, kuru olur çünkü; “Ankara tiril tiril” desem, resmi giysiler için uygun […]

Devamını Oku
Yeni Ne Zaman Yenilenecek?

Açık açık sorayım: Siz yeniyi eskiticilerden misiniz? Yeniyi hiç yaşayamayanlardan? Dokunduğunuz her şeyi eskitenlerden? “Zaten güneşin altında yeni bir şey yok” diyenlerden. Öyle mi diyorsunuz? Öyleyse göğün üstüne bir bakınız. Evren yeniyi deniyor. Evren o demek: Yeniyi deneyen. Gördüğümüz düzenlilikler, hani doğa yasaları dediğimiz, her an yenileniyor. İlkbahar, yaz, sonbahar kış. Devreden bir şey var. […]

Devamını Oku
Bir Düşüngenin Ankara’sı

On sekiz yaşımda Ankara’da düşünceye düştüğümde (1965), Ankara bozkırdı. Aydınlıktı. Toprak kokuyordu. Kuytuları vardı. Saklanılacak dip köşeleri… Nasıl düşünmez insan, bundan altmış yıl öncesinin Ankara’sına düşer de… Orada üşür, orada öğrenir, orada duyar da… Bir dur durak bilmez düşüngen olarak bin dokuz yüzün altmışlı yetmişli yıllarında  Cebeci’deki Milli Müdafaa Vekâleti’nin öğrenci yurdundan sabahın köründe çıkıyorum. […]

Devamını Oku
Nıetzsche, Oruç Aruoba, Ankara’da, Gölbaşı’nda

ORUÇ- Ne haber Molla, nasılsın? BEN- Aa! Oruç! Oruç Aruoba! Gel otur şöyle! Sana bir şeyler söyleyeyim. Ne içersin? Gölün kıyısında oturmuş düşünüyordum. Ne zamandır görüşmedik seninle, konuşur özlem gideririz. ORUÇ- Lan Molla! Eskiden de böyle tuhaf biriydin. Ben öldüm oğlum, haberin yok mu? BEN- Tıbben ölmüş olabilirsin. Benim için hiç ölmedin. Ben hep gidip […]

Devamını Oku
Mantığın Aydınlığında: Teo Grünberg

Sevgili Hocam Teo Grünberg’in (1927-2025) ölüm haberini aldığım gece bir düş gördüm. Düşümde Teo Hoca’m sınıfta tahtaya hızla mantık formülleri yazıyor. En ön sırada oturuyorum. Arkamda kalabalık bir düşünen, anlamaya çalışan, sorgulayan insan bakışı. Parmak kaldırarak ayağa kalkıp iyice yaklaşıyorum tahtaya. Sessizce fısıldıyorum kulağına hocamın: “Hocam, bu formüllere bakınca bir kez daha anladım, bütün hayatımın […]

Devamını Oku
Yunus Emre’yle Ankara’ya Durduk

Yunus’un bir beytine dayanarak geliştirdiğim insan anlayışını konuşmak için New York’a, New School For Social Research’teki bir toplantıya gitmiştim. Yunus’un ele aldığım beyti şuydu:  “Geçer iken Yunus şeş oldu dosta Ki kaldı kapuda andan içerü” Geleceğimi duyan New School’da doktora yapan eski bir öğrencim bana New York’u tanıtmak için program hazırlamış, birçok tanıtım broşürü göndermişti. […]

Devamını Oku
Ankara’yla Doğmak

Ben on sekiz yaşımda Ankara’da doğdum. Gecenin bir yarısında İstanbul’da Acıbadem Köprüsü’nün altından bindiğimiz otobüs bizi Ankara’nın bozkırına bırakmış; bin dokuz yüz altmış beşin sıcak bir Eylül sabahı, babamla yürüyoruz. Üzerinde hâlâ yazlık üniforması var. Yarbay. Bahçeli’den Eskişehir yolunu izleyerek ODTÜ’ye doğru güneşli havada soluk soluğayız. İçişleri Bakanlığı’nın önünden kalkan servis arabalarını kaçırmışız. Belediye otobüsüyle […]

Devamını Oku
En çok okunanlar

Aşk açan Ankara güzü
Kasım 1, 2026
Ankara’da Bir Yaz Sabahı
Eylül 9, 2026
Güvercinler Uçuverdi
Haziran 26, 2026
Son Sayı

Bültene Abone Ol

E-posta listemize abone olun ve güncel kalın!