Karanfil’in bir önceki sayısında yayımlanan “Ankarasız Yaz Şarkıları” başlıklı yazıma Gündoğdu Duran’ın “Ankara Rüzgârı” adlı bestesini anarak başlamıştım. Doğrudan Ankara yazını anlatan şarkı olmadığı için başka illere uzanmış, memleketin dört bir yanını anlatan yaz şarkılarından söz etmiştim. Sonbaharı anarken yine aynı şeyi yapmak durumundayım çünkü Ankara, mevsimler bahsinde biraz şanssız. Cem Karaca, “Mor Perşembe”de İstanbul’a […]
Devamını Oku“Gözleri Aşka Gülen”le tanıdığımız besteci Gündoğdu Duran’ın en şahane eserlerinden biri “Ankara Rüzgârı”. Bu muhayyer-kürdî beste, kızlarının vefasızlığından söz etse de Ankara için yazılmış en güzel şarkılardan. Derya Bengi, ’60’lı yılları anlattığı kitabında (Dünya Durmadan Dönüyor / ’60’lı Yıllarda Türkiye: Sazlı Cazlı Sözlük, Yapı Kredi Yayınları, 2022) şarkıyı şöyle tanımlıyor: “Yazarının hayat öyküsüyle birlikte düşünüldüğünde, […]
Devamını OkuMüzik pek çok insan için hayatın anlamı ya da tutunacak bir dal. Hele ki bizim gibi inişli çıkışlı memleketlerde… Şarkılar, türküler, ezgiler, yaşanan nice fenalıkla baş etme yolumuz. En azından benim için öyle. ’90’lı yıllarda üniversitelerde yaşanan hareketliliğin başrolünde müzik vardı. Hak aramak için yan yana geldiğimizde bize şarkılar eşlik ediyordu. Yeni Türkü’nün (Murathan Mungan […]
Devamını OkuAnkara benim öğrencilik yıllarımda neşeli bir şehirdi. Öncesinin de neşeli olduğunu yaşayanlar anlatıyor. Gazinolar, müzikli mekânlar, Gençlik Parkı ve sokak buluşmaları, bu neşenin yaşandığı yerler ve taşıyıcıları. Önce gazinolar kapandı, sonra müzikli mekânlar şekil değiştirdi ve Gençlik Parkı neşesiz, yapay bir yere dönüştü. Yeşil neonlar, plastik palmiyeler ve her yeri kaplayan beton bu güzelim parkın […]
Devamını Oku1988 yılında üniversite okumak için Ankara’ya geldim ve kendimi müzik âlemlerinin ortasında buldum. Öyle bar bar dolaştığımı düşünmeyin; yaşım tutmadığı için oralara giremiyordum. Pek bir şey de yoktu zaten o tarihlerde… Olanın peşindeydim. İlk hedef, TRT 3’te dinlediğim klasik müzik konserlerini canlı dinlemekti. Bu yüzden ilk öğrendiğim yer Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın (CSO) salonu oldu. İlk […]
Devamını OkuAnkara için “müziğin başkenti” tanımını elbette kullanabiliriz ama hemen akla gelen bir soru, olayı biraz karıştırabilir: Onu bu mertebeye oturtan ne? Cevabı da hemen belirir ama farklı kanallardan farklı önerileri önümüze koyarak… Klasik müziğin can damarı konservatuvar; alaturkayı ve halk müziğini besleyen radyo; pop bahsinde belirleyici olan televizyon, bu payeyi kazanmada önemli. Bunlar resmî kurumlar… […]
Devamını OkuGündoğarken’le ’80’li yılların ortalarında tanıştım. Lisedeydim. Dinlediğim ilk şarkıları, bir İzzet Öz programında rastladığım “Bir Yaz Daha Bitiyor”du -ki sonraki yıllarda bu görüntünün TRT’deki ilk görüntüleri olduğunu öğrendim. Delikanlıydım, heyecanlıydım, üstelik rakipleri dişliydi: Mazhar Fuat Özkan, Bulutsuzluk Özlemi, Yeni Türkü, Ezginin Günlüğü gibilerinin arasından sıyrılarak kendilerini sevdirdiler ve beni hiç hayal kırıklığına uğratmadılar. İlk sevdiğim […]
Devamını Oku’90’lı yıllar tuhaf yıllar, hele ki içinde yaşayan için. Her şeyin birbirine girdiği bir dönemden söz ediyorum. Darbe sonrası karanlık bir anda aydınlanmış gibi görünüyordu ama aslında karanlık bir yerlere gizlenmişti. Özel radyolar ve televizyonlar yayına başlamış, görece özgür bir ortam yaratılmış, unuttuğumuz eğlence geri dönmüştü. Memleketin büyük bölümü eğleniyordu bir yandan ama diğer uçta […]
Devamını OkuÇocukluğum Çanakkale’de geçti. Türkiye’nin karanlık günlerinde, 12 Eylül Darbesi’nin hemen sonrasında… Geceleri erkenden eve kapanırdık çünkü sokağa çıkma yasağı başlardı: Misafirlik olmazdı, birkaç sokak ötedeki akrabalara gidilemezdi. O dönem tek eğlencemiz televizyondu; çizgi filmler dışında müzik programları da ilgimi çekiyordu. Bir gün bir programda o güne dek hiç duymadığım bir isme denk geldim: Edip Akbayram. […]
Devamını OkuAnkara, müzisyenlerin sevdiği şehir. Sadece müzisyenler değil, tiyatrocular da sever çünkü şahane bir dinleyici/izleyici vardır. Haldun Dormen’den Gülriz Sururi’ye anılarını yazanlar Ankara turnelerinin farklı olduğunu söyler ve asıl sınavın Ankara izleyicisi karşısında verildiğini sözlerine ekler. Konserlerde de bu değişmez: Ankara konseri iyi geçmişse tamamdır. Alaturkadan alafrangaya pek çok önemli müzisyenin Ankara kökenli oluşu tesadüf değil. […]
Devamını Oku