Tiyatro tarihimizde sanatçıların deyim yerindeyse başkaldırdığı iki grev gerçekleşir. Bunlardan ilki 1965 yılında Devlet Tiyatroları’ndaki TOTSİS’in (Türkiye Opera ve Tiyatro Sanatkârları ile Yardımcı İşçileri Sendikası) öncülük ettiği grevdir. İkincisi de 1970’li yıllara damga vuran Ankara Sanat Tiyatrosu grevidir. Her iki sanatsal örgütlenmenin de merkezi Ankara’dır; biri ödenekli, diğeri ise özel tiyatroda gerçekleşen bu grevler büyük […]
Devamını OkuCumhuriyet’in ilk yılları… Mustafa Kemal Atatürk, savaştan yeni çıkmış bir ülkeyi ayağa kaldırmanın, onu bir ve güçlü kılmanın tek yolunun sanat olduğunu biliyor. Bu nedenle ilk önce müzik öğretmen okulu olan Musiki Muallim Mektebi’nin kurulması için talimat veriyor. Ama bir binaya ihtiyaç var. Cebeci’de Musiki Muallim Mektebi binasının yapımı için Şakirğanın Hanı ve çevresindeki binaların […]
Devamını Oku1979, UNESCO tarafından çocuk yılı ilan edilmiş; dönemin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Dinçer, bu vesileyle her evdeki çocuğa kitap ulaştırmak istemişti. Böylece “1 Milyon Çocuk Kitabı” kampanyası başlatıldı. Evimize ulaşan kitaplardan biri de Nâzım Hikmet’in Sevdalı Bulut’uydu. Çok değil birkaç yıl sonra ilkokula bu kitabı götürdüğümü öğrenen annem telaşlanmıştı. Çünkü 80 Darbesi ağır etkisini göstermiş; […]
Devamını Okuİlhan Berk’in bir dizesi gibiydi hayatlar: “Cumhriyetin ilkgünleri gibiydi yüzün.”1Tam dao günlerde, 1928 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünce Ankara’nın merkezi Ulus’ta inşaatına başlanan bir bina ışıldıyordu. 1930’lu yıllarda bitirilip hizmete sunulan “Evkaf Apartmanı”nın içinde bir tiyatro sahnesi ile konferans salonu da vardı.Uzun süre iş hanı ve depo olarak kullanıldı. Hatta sahnesinde güreş ve boks müsabakalarıbile yapıldı. […]
Devamını OkuGülten Akın’ın “Evler” şiirinde dediği, “Odaları şarkı tutan ev/ biri mistik biri güncel biri öyle eski/ pancursuz, yeşile gizli, çekilmiş yarışmalardan, melâli hüzünden ayıran ev/ işte o ev”di bizim ev de… Bestekâr Sokak’ta giriş katında mini minicik, iki odalı bir daire. Orası çocukluğumun sıcacık anılarının geçtiği, bir zamanlar hayatımın cennet olduğunu sandığım yegâne yerdir. Bugünün huzursuzluğundan kaçmak adına […]
Devamını OkuAnkara’nın avuç içi gibi olduğu zamanlar… Ulus, Yenişehir, Çiftlik ve Cebeci arasında geçen ömürler… En güzeli başkentin sahici bozkırlığı ile birleşen hayatını, sosyal ve kültürel olarak cazibeli ve katlanılır hale getirmek… Umut mu? Yeni kurulan bir ülkede herkesin cebindeki tek kelime… İşte tam da bu dönemde Almanya’dan kitap dolusu valizle dönen Sabahattin, “komünist” olduğu gerekçesiyle başına gelen belaları Konya ve Sinop cezaevlerinde “kısa dönem” tutuklulukla savuşturmuş, Ankara’ya […]
Devamını OkuKüçük bir çocukken çiçeği burnunda avukat olan teyzemle dolanır dururduk sokaklarda. O zamanlar şimdi yerinde yeller esen, Set Café, Piknik ya da Sergen Pastanesi en çok gittiğimiz mekânlara dönüşürdü. Haftada bir gün de yolumuz AST’a (Ankara Sanat Tiyatrosu) düşerdi. Dönemin en çok izlenen oyunlarından biri de, Faruk Erem’in kitabından sahneye taşınan, “Bir Ceza Avukatının Anıları”ydı. […]
Devamını Oku