Değil miyiz aynı evde yaşayan on binlerce yabancı? Hayali sınırlarımızın adı değil mi duvarlar, kim bilir o sınırlar içine gömülmüş kaç farklı hayat var? Kaç ayrı sokak var evlerimizde, o evlerin kapıları da kilitlenir mi vakitli vakitsiz? Kaç kişiye aittir bir anahtar? Tozlu bir çift terlik, basıp geçiyor ayaklarım üzerinden. Camdan dışarı bakmıyor, camı hiç […]
Devamını OkuBoş bir kâğıt, yazılmayı bekleyen binlerce gelecek. Henüz yazılmamış, mürekkebin damlası dahi akıtılmamış. Kalemlerin kapakları sımsıkı, bugüne dek açılmamış. Sıkışmışız bir odanın içine, üstümüze kilitlenmiş tüm kapılar ve ayaklarımız altında aşınmayı bekleyen metrelerce yol var. Ne vakit koyuluruz o yollara, ne zaman açılır önümüz? Bunlar geleceğin sisinde uzaklaşarak kaybolan cevapların soruları. Net bir şekilde duymak […]
Devamını OkuGençliğin ilk adımları; önüne saçmak çocukluktan kalan yığınları, elini tutmak öğrenmişliklerin, sonuna varmak çok bilmişliklerin. Çünkü son adımları dahi gençliğin, çocukluğun duru bir düşüdür. Çocukluk, büyümenin apaçık gönül gözüdür. Bu yüzden buradayım ve gelecekte bambaşka yerlerdeyim. Bambaşka cümleler kuran on binlerce yeniyim. Yenidir lakabım, yeni neslin son devrimiyim. Büyüme devrimi. Biraz bize ait, biraz bizden […]
Devamını OkuOnlarca ses içinde sessizliktir kulaklarımı çınlatan. Rüzgâr uğultusu gibi bir ürpertir içimi saran. Ben de ondan geriye sayarak girmek isterdim bugüne. Yeni yılı karşılamayı dilerdim sevinçle. Ondan, geriye kalanları sayarım ancak. Belki üç parmağım kalır havada belki hiç. Sadece on yaşındayım. Hiç parmağım kadar dileğim gerçek oldu bu sene. Her bir tanesi kan dolu çatlayan […]
Devamını OkuHenüz buz kesmiyor eller fakat havalar epey soğuk. Yazın yorgunluğu çoktan sonbaharın üstüne sinmiş. Sonbahar derin bir uykuya dalıp mevsimlerden silinmiş. Ne ara güneş açmış da güneşin üstüne dahi duman kokuları sinmiş? Bilinmez. Öyle bir bilinmezliktir kışın tarihi; bazen uzaktır aralıktan, bazen yakalar ekimi. İşte oradayız şimdi. Hafiften kristaller dökmüş çimlere, uçan karıncalar. En koyu […]
Devamını OkuBazı vedaların sonu ölümsüzlüktür çünkü yaşatılmak için kendinizi miras bırakmanız gerekir. Peki ya insanı kendi yapan nedir? Ben bunu eskimiş ömrümün ilk çağlarından beri düşünürüm. Her insan birçoğunun birleşimi gibidir. Her parçada bir anı, her parçada bir fikir. Elimizin değdiği her noktada ruhumuzdan bir saç teli kopar zamanın süpüremeyeceği, geleceğin var edip geçmişin yok edemeyeceği. […]
Devamını OkuKüçük bir hane, küçük çatılı, küçük pencereli… Dar duvarlar, dar kapılar, dar kafalarla dolu. Kapalı gözler, kapalı zihinler ve yalnızca beşikteki bebekler uyanık çünkü biz beşiklerde uyumak için sarsılırken asıl sarsılması gerekenler horlamakta. Asıl marifet onları sarsıp uyandırmakta. 1800’lerin sonundan bir diğer yüzyıla doğru, cam gözlerim penceremizden dışarıyı izlemekte. Gördüklerimi anlamaktan ve anlatmaktan çok uzağım […]
Devamını Oku