Aylin Ünal
Tüm Yazıları
Büyüme Devrimi
Ana Sayfa Tüm Yazılar Büyüme Devrimi

Gençliğin ilk adımları; önüne saçmak çocukluktan kalan yığınları, elini tutmak öğrenmişliklerin, sonuna varmak çok bilmişliklerin. Çünkü son adımları dahi gençliğin, çocukluğun duru bir düşüdür. Çocukluk, büyümenin apaçık gönül gözüdür. Bu yüzden buradayım ve gelecekte bambaşka yerlerdeyim. Bambaşka cümleler kuran on binlerce yeniyim. Yenidir lakabım, yeni neslin son devrimiyim. Büyüme devrimi. Biraz bize ait, biraz bizden […]

Gençliğin ilk adımları; önüne saçmak çocukluktan kalan yığınları, elini tutmak öğrenmişliklerin, sonuna varmak çok bilmişliklerin. Çünkü son adımları dahi gençliğin, çocukluğun duru bir düşüdür. Çocukluk, büyümenin apaçık gönül gözüdür. Bu yüzden buradayım ve gelecekte bambaşka yerlerdeyim. Bambaşka cümleler kuran on binlerce yeniyim. Yenidir lakabım, yeni neslin son devrimiyim. Büyüme devrimi. Biraz bize ait, biraz bizden öte ve değişimin en tehlikeli yerinde, ben bir yeniyim. Ben devrilmiş bir eskiyim. Devrilen ve bambaşka ayaklanan bir çocukluğun resmiyim. 

Nedir o başkalık, kimdir o çocuk? Nedir büyümenin devrimi, kimdir dönüştüren zamanı? O başkalık, eskiyi dışlayan bir neslin kucağına doğmaktır. Gerçeklerden izole, tarafsız kalmaktır. En büyük acizliğidir neslimin. Bu yüzden büyürken hayatlarımızı kuşatan sessizliğe bir çığlıktır arayışımız. O sessizliktir en büyük kaybımız. O konuşulmayan tarihin içinde büyüdüğümüzdendir, oyunlarımızı bir bataklık zeminine kurduğumuzdandır sorunlarımız. Yine de ucundan kıyısından yakaladık bazı gerçekleri. Bizim olanın paçasına yapışmaya elimiz erdi zaman zaman.

Çünkü mazimin başrolü, o baharın son yapraklarına dokundu, son çiçeklerini kokladı. Mesela güneşli bir Çocuk Bayramı’nda, çimleri ezen adımları tüm şehrimi dolaştı. Bir bandonun peşinden koştu, o zamanın serin nisan günlerine sataştı. Dünya daha soğuktu o zamanlar, güneş daha parlaktı. O parlak güneşin altında yüzlerce yavru eli uzandı umudun tavanına, yüzlerce kızıl bayrak astı, Cumhuriyet’in şarkısını söyleyerek dalgalanan. O Cumhuriyet’in resmini çizerek öğrendik kalem tutmayı, tatlı hırslarla yarışmayı. Anlamlı dizeleri ezberledik. Bir şiir olduk sınıfça, onlarca kıtanın her satırını okuduk. Okuduk, okuduk ve zamanla anlaşılır hale geldi ezberlediğimiz ne varsa. Çünkü bu Cumhuriyet’in ilkelerini ve sorumluluklarını, bizden çalınanların davasını kaybederek öğrendik. Zorla ezberletilen bazı şeylere kızdık ancak değerini de o ezber kâğıtları dahi yırtılınca fark ettik. Eğer büyümeseydi çocukluğum o karlı baharlarda, eğer tatmasaydı gerçek bir bayram coşkusunu, elleri kalem tutmasaydı bir Cumhuriyet öyküsü için ben büyüyemeden devrilmiş bir neslin yenisi olurdum. 

Bugünün dünyasında her şey gelip geçiyor. Her gün farklı bir acıya sızı duyan omuzlarımız artık duyarsızlaştı ve yavaş yavaş bükülüyoruz. Hâlâ vakit var mı doğrulmak için, onu zaman bilir. Çünkü zamanı dönüştüren de umudun ta kendisidir. O bekleyiş aralığında başımıza gelenler, kabul ettiklerimiz, alıştığımızın farkında olmadığımız yüzlerce yeni yaşam biçimidir o başkalık. O bambaşka geleceğin geçmişe bağladığı bir köprüdür büyüme devrimi. Çünkü yaş almaktan ötedir bu kuşağın temelinde. Çocukluktan savurduklarımıza gençliğimizin gözünü açtığımız bir birikimdir. Kırılmış bir kumbaranın içinden çıkanlar değil, o kırıklara yapışmış parmak izleridir.

Bir devrimdir büyümek, gençliğe evrilmek adım adım. Uzaklaştıkça çocukluktan, daha çok taşımak onu yanında, daha çok dinlemek onun bilmişliklerini ve yalan hikayelerini her seferinde biraz daha inanarak. Budur gelecek çocukları, geçmişin gerçeğiyle yaşatacak. Bu yarım kalmış öğrenimlerdir, yarım kalmış törenlerdir. Onları tamamlama arzusudur eskiyi deviren. Yeni’yi var eden. Bir devrim adamıdır o geçmişte yaşamış olan çocuk, eğer tamamlarsa yarım kalanı ve odur bu gençlikten çalınanı geleceğe armağan edecek olan. Gençlik hep var olacak, zaman işledikçe yeniye. Büyümek hep devrim kalacak, baharı özledikçe çocuk.

Yazarın Diğer Yazıları
Duvarlar

Değil miyiz aynı evde yaşayan on binlerce yabancı? Hayali sınırlarımızın adı değil mi duvarlar, kim bilir o sınırlar içine gömülmüş kaç farklı hayat var? Kaç ayrı sokak var evlerimizde, o evlerin kapıları da kilitlenir mi vakitli vakitsiz? Kaç kişiye aittir bir anahtar? Tozlu bir çift terlik, basıp geçiyor ayaklarım üzerinden. Camdan dışarı bakmıyor, camı hiç […]

Devamını Oku
Gençliğin Haritası

Boş bir kâğıt, yazılmayı bekleyen binlerce gelecek. Henüz yazılmamış, mürekkebin damlası dahi akıtılmamış. Kalemlerin kapakları sımsıkı, bugüne dek açılmamış. Sıkışmışız bir odanın içine, üstümüze kilitlenmiş tüm kapılar ve ayaklarımız altında aşınmayı bekleyen metrelerce yol var. Ne vakit koyuluruz o yollara, ne zaman açılır önümüz? Bunlar geleceğin sisinde uzaklaşarak kaybolan cevapların soruları. Net bir şekilde duymak […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Çocuklar Düşe Kalka Büyür!

Çocukların yurdu yoktur… Tüm dünya çocuklarındır.   Ama dünya zalimleri ve delileri, en büyük kötülüğü çocuklara yapıyor…  Hele şu yakın zamanlara, Gazze’ye, Tahran’a baksanıza!.. Yemek ve su kuyruğunda açlık, susuzluk içinde çocuk fotoğrafları gelip geçiyor önümüzden… Ya da okula atılan bombalar… Paramparça olan kız çocukları… Yaralı ya da cansız bedenler.. Kahredici, hem de çokkk. * […]

Devamını Oku
Sen Olabilirsin

Bu şehirde çocuk olmak; sabah okul yolunda yanaklarına vuran ayazı, öğle vakti kaldırım taşlarından yükselen sıcaklığı, akşamüstü göğü saran puslu turuncu vedayı iyi bilmektir. Havasında, gökyüzünde, anıların ve saklı kalmış çocukluk hikâyelerinin peşine düşmek bu yüzden mümkündür. Bir şairin baktığı göğe baktığını, bir tarih sayfasında sözü geçen rüzgârların sana da dokunduğunu bilirsin. Şehrin kendisi gibi […]

Devamını Oku