Aylin Ünal
Tüm Yazıları
Duvarlar

Değil miyiz aynı evde yaşayan on binlerce yabancı? Hayali sınırlarımızın adı değil mi duvarlar, kim bilir o sınırlar içine gömülmüş kaç farklı hayat var? Kaç ayrı sokak var evlerimizde, o evlerin kapıları da kilitlenir mi vakitli vakitsiz? Kaç kişiye aittir bir anahtar? Tozlu bir çift terlik, basıp geçiyor ayaklarım üzerinden. Camdan dışarı bakmıyor, camı hiç […]

Değil miyiz aynı evde yaşayan on binlerce yabancı? Hayali sınırlarımızın adı değil mi duvarlar, kim bilir o sınırlar içine gömülmüş kaç farklı hayat var? Kaç ayrı sokak var evlerimizde, o evlerin kapıları da kilitlenir mi vakitli vakitsiz? Kaç kişiye aittir bir anahtar?

Tozlu bir çift terlik, basıp geçiyor ayaklarım üzerinden. Camdan dışarı bakmıyor, camı hiç tıklatmıyor küçük elleriyle. Gelip geçiyor tren. Onlarca evin kıyısından, yamaçların caddesinden. Bir yolculuk içindeyiz. Aynı evin yabancıları bambaşka yerlere gitmekteyiz ve aynı istikamet üzerinde rotamız. Onlarca ses var bu rayların demirinde, herkesin kafasında ayrı ayrı notamız. Uçlarda hayatlarımız ve aynı yerlere gidip ayrı yerlerde inmekteyiz. Hiç tanımıyorum evin çocuklarını, yaşlılarını, gariplerini… Hiç görmediğim o yüzlerin duvarlarında yaşıyorum. Bir ben mi bu dünyanın anahtarını taşıyorum?

Bazı sokakların kendine özel bileti var, sadece kendi insanları sadece kendi ışıkları var. Üst üste dikilmiş gecekondular ve tek sınırımız duvar. Gece, kondu mu gökyüzüne, kapandı mı ışıklar bambaşka hayatların son perdeleri başlar ve bazen ilktir bazen sonsuz. Kaç kişi yaşıyor bu hayatı sorunsuz? Bilmeyiz görmeyiz, bir tren gibi akıp geçeriz ve saniyelik anılarda kalır tüm pencereler. Oradan oraya koşarız, ayrı gayrı hayatlar yaşarız. Ayrılma noktalarında vurulan tüm kilitler, görünmez sınırlarımızı yaratır. Bir odanın içinde milyonlarca dünya döner ve hep aynı sabah yaşanır, aynı geceye yatılır. Başka acılar çekilir ve aynı gök seyredilir.

Güven bir yanılsamadır. Onun da üstünden tozlu terliklerle geçilir. Güven bir yanılsamadır, duvardır, anahtardır; kandırmaca, bir aldatma oyunudur. Duvarlar ardında yalnız olduğumuzu sanırız, halbuki tüm dünya aynı evde yaşarız. Bilmem yan odada neler olduğunu, kimin gerçekten yaşayıp kimin öldüğünü. Yalnızca geçip giderim. Saniyelik cam karelerden seyrederim. Ancak bilirim ki o mahallede de üç beş tane benden yaşar. O da gerçeklerle konuşur, gerçeklerden kaçar. İnsan özü bir otobüsün tekerleği ve asfaltlarda dolaşır. Yarışır ve hayatın içine karışır. Aynı nefesi alırız aynı kanda yüzeriz fakat hiç bilmeyiz evimizde kimler yaşıyor. Bizi sokaklardan ayıran tek şey duvarlar, yoksa hepimiz aynı evde yaşıyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları
Duvarlar

Değil miyiz aynı evde yaşayan on binlerce yabancı? Hayali sınırlarımızın adı değil mi duvarlar, kim bilir o sınırlar içine gömülmüş kaç farklı hayat var? Kaç ayrı sokak var evlerimizde, o evlerin kapıları da kilitlenir mi vakitli vakitsiz? Kaç kişiye aittir bir anahtar? Tozlu bir çift terlik, basıp geçiyor ayaklarım üzerinden. Camdan dışarı bakmıyor, camı hiç […]

Devamını Oku
Gençliğin Haritası

Boş bir kâğıt, yazılmayı bekleyen binlerce gelecek. Henüz yazılmamış, mürekkebin damlası dahi akıtılmamış. Kalemlerin kapakları sımsıkı, bugüne dek açılmamış. Sıkışmışız bir odanın içine, üstümüze kilitlenmiş tüm kapılar ve ayaklarımız altında aşınmayı bekleyen metrelerce yol var. Ne vakit koyuluruz o yollara, ne zaman açılır önümüz? Bunlar geleceğin sisinde uzaklaşarak kaybolan cevapların soruları. Net bir şekilde duymak […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Ankara, Düşlerin Gerçek Olduğu Yerdir!

DÜŞLER KENTİ ANKARA Öyle değil midir? Ankara’nın bir “düşler kenti” olduğunu 1987’den beri haykırırım, da herkes duyar mı, kimse duymaz mı? Kimisi duyar da duymazdan mı gelir? Bastığı toprağı ayağının altında kendi varlığı için anıt kaidesi ya da çöp zannedenler ayırt etmez, edemez zaten bunu.  Bir de portal alanı çizmişim Ankara Ankara Güzel Ankara şiir […]

Devamını Oku
Müşterek İhtimalini Mümkün Kılmak: Esat Hâl’in Hafızası ve Gelecek Yolculuğu

Ankara, her bir sokağında ayrı bir hikâyenin, her köşesinde farklı bir dönemin izini taşıyan bir şehir. Bu nedenle var olan binaları, parkları, sokakları, caddeleri ve mekânları da bizlere çok şey anlatabiliyor. Cumhuriyet modernizminin planlı başkenti olma mirasını omuzlarında taşıyan bu şehir, bu güçlü mirasla birlikte kendini yenileme potansiyelini de her zaman bağrında saklar. Bugünlerde Çankaya’nın […]

Devamını Oku