Aylin Ünal
Tüm Yazıları
Barış Mektupları
Ana Sayfa Tüm Yazılar Barış Mektupları

Onlarca ses içinde sessizliktir kulaklarımı çınlatan. Rüzgâr uğultusu gibi bir ürpertir içimi saran. Ben de ondan geriye sayarak girmek isterdim bugüne. Yeni yılı karşılamayı dilerdim sevinçle. Ondan, geriye kalanları sayarım ancak. Belki üç parmağım kalır havada belki hiç. Sadece on yaşındayım. Hiç parmağım kadar dileğim gerçek oldu bu sene. Her bir tanesi kan dolu çatlayan […]

Onlarca ses içinde sessizliktir kulaklarımı çınlatan. Rüzgâr uğultusu gibi bir ürpertir içimi saran. Ben de ondan geriye sayarak girmek isterdim bugüne. Yeni yılı karşılamayı dilerdim sevinçle. Ondan, geriye kalanları sayarım ancak. Belki üç parmağım kalır havada belki hiç. Sadece on yaşındayım. Hiç parmağım kadar dileğim gerçek oldu bu sene. Her bir tanesi kan dolu çatlayan narların. Zulüm akar içinden çatlakların. Ben bir savaş yarasıyım. Bir nar damlasıyım yüzlerce kan tanesi var içimde. Sıcak bir oda arıyorum evrenin kış dünyasında, binlerce kar tanesi var peşimde. Bir kış ateşi yanıyor umudun penceresinde, büyümekten acizim ben on parmağın pençesinde.

O parmaklar yaşım değildir ki, silah tutan avuçlara saplanmış. Şu kış günü karın altına yatmış bedenim. Eli kanlı ebelerden saklanmış. Şimdi benim sağım solum sobe ve oyunlar da antika süsüdür viranemin. Çünkü ben saklambacı büyüklerle oynuyorum. Nedir peşimden getiren, nedir davamız? Ben dizleri üzerinde emekleyen bir yavru, ben dizleri üzerinde sürünen bir öğrenciyim müsadeniz olursa. Müsadeniz olursa iki elin parmağına dek öyle yaşamaktır hakkım. Dokunulmadan yaşamak böylesi, acıtılmadan, gün yüzünden sakınılmadan. Peki hangi savaştır bana bu mektupları yazdıran, geleceğin mezarını çocuk ellerimle kazdıran? Yetişkinlerin davaları uğruna yıkıp sahiplendiği bu dünya, benim avuçlarımın içidir, parmaklarım gökyüzü. Şimdi ben bir mezarlık taşıyorum elimde. Diğerinde bir kalem ve yazıyorum mektupları.

Dileğimdir yeni yıldan, evet barışmak istiyorum bu sene. Kışla barışmak istiyorum, sıcak kalırsa duvarlarım. Gökyüzü ile barışmak istiyorum, bir bomba düşmezse çatıma. En çok da koşmayı seveceğim, zincir vurulmazsa ayaklarıma. Barışım, söz dinlemekle olacak yaramaz olmayacağım. Her gün dehşete tıkanmadıkça bu kulaklar. Dişlerimle barışacağım. Hatta iki elimin parmakları kadarını göstereceğim. Tabii önce ben zulüm görmeyeceğim.

Gözlerim kapanıyor ağırdan ağırdan. Bu kaçıncı mektup bilmiyorum. Yoksa ben de mi avuçlarıma misafir oluyorum? Dünyanın bir ucundayım ve önemi yok ki neresidir. Arkamda bir şehir var hayalini kurduğum. Yollarını izleyip ışıklarında kaybolacağım. Öyle eminim ki. Savaşın içinde yanan bu  ateş alırsa mektuplarımı, okursa benim için bilir ki beni kıştan kollamak için yanmalıdır bir tek ve önümüzdeki ocağa dek.

Mektupları barışın, kül olurken tepemde, gözlerimi yakıyor kar tanesi misali. Bir umut bestesi yaptım vurup saç tellerime, radyosunda çalıyor zihnimin. Orada oyun oynuyoruz, o radyonun arka bahçesinde. Ne acı var ne de savaştan geriye kalan bir çocuk enkazı. Onlarca nar ağacım bu bahçenin çevresinde. Yüzlerce barış mektubu var kanımın tanesinde.

Yazarın Diğer Yazıları
Duvarlar

Değil miyiz aynı evde yaşayan on binlerce yabancı? Hayali sınırlarımızın adı değil mi duvarlar, kim bilir o sınırlar içine gömülmüş kaç farklı hayat var? Kaç ayrı sokak var evlerimizde, o evlerin kapıları da kilitlenir mi vakitli vakitsiz? Kaç kişiye aittir bir anahtar? Tozlu bir çift terlik, basıp geçiyor ayaklarım üzerinden. Camdan dışarı bakmıyor, camı hiç […]

Devamını Oku
Gençliğin Haritası

Boş bir kâğıt, yazılmayı bekleyen binlerce gelecek. Henüz yazılmamış, mürekkebin damlası dahi akıtılmamış. Kalemlerin kapakları sımsıkı, bugüne dek açılmamış. Sıkışmışız bir odanın içine, üstümüze kilitlenmiş tüm kapılar ve ayaklarımız altında aşınmayı bekleyen metrelerce yol var. Ne vakit koyuluruz o yollara, ne zaman açılır önümüz? Bunlar geleceğin sisinde uzaklaşarak kaybolan cevapların soruları. Net bir şekilde duymak […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Ahmet Telli ve Şiiri: Vicdan bireyseldir!

Ahmet Telli şiirinin çok boyutlu estetik birikimi ile “Şair Ahmet Telli” nin örgütlü birey olarak bütünlüklü ele alınması zorunludur. Hayatı ve şiirleri iç içe geçmiş bir şair söz konusuysa, hem estetiğin dili hem de ideolojinin dili öne çıkar. Çünkü daha ilk adımda biliriz ki şiir bir cesaret işidir ama bu cesaret salt sözcüklerden ibaret değildir; […]

Devamını Oku
Ahmet Telli: Vicdanın Dili, Direnişin Şiiri

Ahmet Telli ve şiirini birkaç kelime ile tanımlamam gerekseydi sezgi, vicdan, aşk, isyan, direniş, dil ve arkadaşlık derdim. İlk sıraya sezgi kelimesini koymamın nedeni Telli’nin bireysel, toplumsal ve şiirsel anlamda varoluşunun sınırlarını ve sınırsızlıklarını belirlerken hem bir birey hem de bir eğitimci ve şair olarak sezgileriyle hareket ettiğini düşünmemdir. Bu düşünceye kapılmamın nedeni şairin şiirleri, […]

Devamını Oku