Eski, hüzünlü Yeni, uzak. İki yalnızlıktan yapılmış Dilsiz kirpiksiz bir çatı Kapı pas Avlunun şarkısı yok Hiçbir çocuğun oynamadığı Bir sokak dışarda Büyükler bin yıl önce ölmüş Avluda bir ağaç hayaleti Yıldızların arasından Ne bir kamyon geçiyor Ne üzüm bağlarını getiren Bir kağnı sesi Dere, bir küçücük köprünün Gözlerinde boğuldu. Ne istiyordun ki? Bilmiyorum Belki […]
Devamını Okuİnsanı anlamaya çalışıyorum. Bunun için gerçeğin özündeki trajediyi görmem gerekiyor. Yetmez, o trajediyi kendi yaşadıklarıma göre yeniden yaratmam gerekiyor. Kimseye bilmece çözdürmeden yapmalıyım bunu. Kapıdan içeri kolay girmeli insanlar. Macera içerde başlamalı. Bunun için yazdığımın önce anlaşılması gerekir, sonra anlaşılmaması. Daha derinde bir başka anlam olduğunu görmeli okur. Yaralarının ve arzularının dile geldiği derinliği görmeli. […]
Devamını OkuYazdığım onca şiiri, yazıyı birer anı yazısı saymazsak, ben sanırım hayatım boyunca geçmişle ilgili üç-beş yazı ancak yazmışımdır. Şimdi, Çankaya Belediyesi adına yayımlanan bu güzel dergi için, ikinci ana rahmim dediğim kentim için, tamı tamına 29 yıl yaşadığım ve 21 yıldır uzağında olduğum bozkırın nazar boncuğu Ankara için üç-beş cümle kuracağım ama ellerim titriyor, kalbim […]
Devamını OkuSonsuzluk bir zaman değildir. Pişmanlık ya da hazdan yapılmış bir çınlamadır, bir uğultudur, giderek bir hiçliktir. Dünya bir yaşama mucizesi olarak tüm varlıklarıyla içimizden geçerken, biz bu görkemin içinden bir ayin duygusuyla geçerken, dünyada olmayacağımızı bile bile bu büyünün ölümden sonra da sürmesi isteğimize verdiğimiz addır sonsuzluk. Çaresizliğimizi avuttuğumuz bir güzel yanılsamadır. Güzelliğin acı vermesi […]
Devamını Oku