Şükrü Erbaş
Tüm Yazıları
Bir Avuç Geçmiş Bir Nefes Gelecek
Ana Sayfa Tüm Yazılar Bir Avuç Geçmiş Bir Nefes Gelecek

Eski, hüzünlü Yeni, uzak. İki yalnızlıktan yapılmış Dilsiz kirpiksiz bir çatı Kapı pas Avlunun şarkısı yok Hiçbir çocuğun oynamadığı Bir sokak dışarda Büyükler bin yıl önce ölmüş Avluda bir ağaç hayaleti Yıldızların arasından Ne bir kamyon geçiyor Ne üzüm bağlarını getiren  Bir kağnı sesi Dere, bir küçücük köprünün Gözlerinde boğuldu. Ne istiyordun ki? Bilmiyorum  Belki […]

Eski, hüzünlü

Yeni, uzak.

İki yalnızlıktan yapılmış

Dilsiz kirpiksiz bir çatı

Kapı pas

Avlunun şarkısı yok

Hiçbir çocuğun oynamadığı

Bir sokak dışarda

Büyükler bin yıl önce ölmüş

Avluda bir ağaç hayaleti

Yıldızların arasından

Ne bir kamyon geçiyor

Ne üzüm bağlarını getiren 

Bir kağnı sesi

Dere, bir küçücük köprünün

Gözlerinde boğuldu.

Ne istiyordun ki?

Bilmiyorum 

Belki bir gökkuşağı

Yastığın üstünde

Bir ıslık

Gidenlerden asfalta düşmüş

Bir saç teli

Komşu pencerelerde

Bir ırmak

Annelerin kirpiklerinden akan

Babaların sustuğu bütün şarkıları

Söyleyen bir radyo

Bozkırın ruhundan yapılmış

Bir kayıp cennet

Bir köpeğin gözlerinden

Ödünç alınmış bir merhamet

Bir bayram sabahı

Ölüm ağıtı 

Rüya gören bir çocuk

İnsanın yaşamayı sevdiği 

Bir avuç geçmiş

Bir nefes gelecek.

Dünya avuçlarından kayıp giderken

Ne isteyebilir ki insan…

Yazarın Diğer Yazıları
Bir Avuç Geçmiş Bir Nefes Gelecek

Eski, hüzünlü Yeni, uzak. İki yalnızlıktan yapılmış Dilsiz kirpiksiz bir çatı Kapı pas Avlunun şarkısı yok Hiçbir çocuğun oynamadığı Bir sokak dışarda Büyükler bin yıl önce ölmüş Avluda bir ağaç hayaleti Yıldızların arasından Ne bir kamyon geçiyor Ne üzüm bağlarını getiren  Bir kağnı sesi Dere, bir küçücük köprünün Gözlerinde boğuldu. Ne istiyordun ki? Bilmiyorum  Belki […]

Devamını Oku
Yalımlar II

İnsanı anlamaya çalışıyorum. Bunun için gerçeğin özündeki trajediyi görmem gerekiyor. Yetmez, o trajediyi kendi yaşadıklarıma göre yeniden yaratmam gerekiyor. Kimseye bilmece çözdürmeden yapmalıyım bunu. Kapıdan içeri kolay girmeli insanlar. Macera içerde başlamalı. Bunun için yazdığımın önce anlaşılması gerekir, sonra anlaşılmaması. Daha derinde bir başka anlam olduğunu görmeli okur. Yaralarının ve arzularının dile geldiği derinliği görmeli. […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Evvelimiz Ahirimiz Direniş

Üç bin yıl önce yaşayan insanla bugünkü insan arasında, doğduğu ilk günlerde fark yoktur. Bu kadar kısa sürede genetik bir dönüşüm oluşacak değil ya. Ama bunların yirmi beş yaşına gelmiş halleri, birbirinden oldukça farklıdır. Çünkü kendilerine aktarılan insanlığın birikimi farklıdır. Kültür gelişmeler hızlı ve çalkantılı biçimde ilerliyor.  Çağımızın hızlanan iletişim ve ulaşım koşulları, geçmişten kopuş […]

Devamını Oku
Yeni Şehir’de Hep Yeniden

Yıllardır düşünürüm. Edebiyatımızdaki yenilerin birincisinin Ankara’da, üstelik Yenişehir’de ortaya çıkmış olması sadece bir tesadüf müdür? Mekânın yeni oluşu gelenekten kopmak için teşvik etmiş olmasın gençleri? Gençler dediğim, Oktay Rifat ile Orhan Veli. Özen Pastanesi’nde oturmuşlar. Şöyle hayal edin. Bütün ömrünüz boyunca daracık sokaklarda yürümüş, kargacık burgacık konaklarda, bahçeler içinde ahşap evlerde, olmadı nohut oda bakla […]

Devamını Oku