Eski, hüzünlü Yeni, uzak. İki yalnızlıktan yapılmış Dilsiz kirpiksiz bir çatı Kapı pas Avlunun şarkısı yok Hiçbir çocuğun oynamadığı Bir sokak dışarda Büyükler bin yıl önce ölmüş Avluda bir ağaç hayaleti Yıldızların arasından Ne bir kamyon geçiyor Ne üzüm bağlarını getiren Bir kağnı sesi Dere, bir küçücük köprünün Gözlerinde boğuldu. Ne istiyordun ki? Bilmiyorum Belki […]
Eski, hüzünlü
Yeni, uzak.
İki yalnızlıktan yapılmış
Dilsiz kirpiksiz bir çatı
Kapı pas
Avlunun şarkısı yok
Hiçbir çocuğun oynamadığı
Bir sokak dışarda
Büyükler bin yıl önce ölmüş
Avluda bir ağaç hayaleti
Yıldızların arasından
Ne bir kamyon geçiyor
Ne üzüm bağlarını getiren
Bir kağnı sesi
Dere, bir küçücük köprünün
Gözlerinde boğuldu.
Ne istiyordun ki?
Bilmiyorum
Belki bir gökkuşağı
Yastığın üstünde
Bir ıslık
Gidenlerden asfalta düşmüş
Bir saç teli
Komşu pencerelerde
Bir ırmak
Annelerin kirpiklerinden akan
Babaların sustuğu bütün şarkıları
Söyleyen bir radyo
Bozkırın ruhundan yapılmış
Bir kayıp cennet
Bir köpeğin gözlerinden
Ödünç alınmış bir merhamet
Bir bayram sabahı
Ölüm ağıtı
Rüya gören bir çocuk
İnsanın yaşamayı sevdiği
Bir avuç geçmiş
Bir nefes gelecek.
Dünya avuçlarından kayıp giderken
Ne isteyebilir ki insan…
Eski, hüzünlü Yeni, uzak. İki yalnızlıktan yapılmış Dilsiz kirpiksiz bir çatı Kapı pas Avlunun şarkısı yok Hiçbir çocuğun oynamadığı Bir sokak dışarda Büyükler bin yıl önce ölmüş Avluda bir ağaç hayaleti Yıldızların arasından Ne bir kamyon geçiyor Ne üzüm bağlarını getiren Bir kağnı sesi Dere, bir küçücük köprünün Gözlerinde boğuldu. Ne istiyordun ki? Bilmiyorum Belki […]
Devamını Oku
İnsanı anlamaya çalışıyorum. Bunun için gerçeğin özündeki trajediyi görmem gerekiyor. Yetmez, o trajediyi kendi yaşadıklarıma göre yeniden yaratmam gerekiyor. Kimseye bilmece çözdürmeden yapmalıyım bunu. Kapıdan içeri kolay girmeli insanlar. Macera içerde başlamalı. Bunun için yazdığımın önce anlaşılması gerekir, sonra anlaşılmaması. Daha derinde bir başka anlam olduğunu görmeli okur. Yaralarının ve arzularının dile geldiği derinliği görmeli. […]
Devamını Oku
Üç bin yıl önce yaşayan insanla bugünkü insan arasında, doğduğu ilk günlerde fark yoktur. Bu kadar kısa sürede genetik bir dönüşüm oluşacak değil ya. Ama bunların yirmi beş yaşına gelmiş halleri, birbirinden oldukça farklıdır. Çünkü kendilerine aktarılan insanlığın birikimi farklıdır. Kültür gelişmeler hızlı ve çalkantılı biçimde ilerliyor. Çağımızın hızlanan iletişim ve ulaşım koşulları, geçmişten kopuş […]
Devamını Oku
Yıllardır düşünürüm. Edebiyatımızdaki yenilerin birincisinin Ankara’da, üstelik Yenişehir’de ortaya çıkmış olması sadece bir tesadüf müdür? Mekânın yeni oluşu gelenekten kopmak için teşvik etmiş olmasın gençleri? Gençler dediğim, Oktay Rifat ile Orhan Veli. Özen Pastanesi’nde oturmuşlar. Şöyle hayal edin. Bütün ömrünüz boyunca daracık sokaklarda yürümüş, kargacık burgacık konaklarda, bahçeler içinde ahşap evlerde, olmadı nohut oda bakla […]
Devamını Oku