Şükrü Erbaş
Tüm Yazıları
Bir Avuç Geçmiş Bir Nefes Gelecek
Ana Sayfa Tüm Yazılar Bir Avuç Geçmiş Bir Nefes Gelecek

Eski, hüzünlü Yeni, uzak. İki yalnızlıktan yapılmış Dilsiz kirpiksiz bir çatı Kapı pas Avlunun şarkısı yok Hiçbir çocuğun oynamadığı Bir sokak dışarda Büyükler bin yıl önce ölmüş Avluda bir ağaç hayaleti Yıldızların arasından Ne bir kamyon geçiyor Ne üzüm bağlarını getiren  Bir kağnı sesi Dere, bir küçücük köprünün Gözlerinde boğuldu. Ne istiyordun ki? Bilmiyorum  Belki […]

Eski, hüzünlü

Yeni, uzak.

İki yalnızlıktan yapılmış

Dilsiz kirpiksiz bir çatı

Kapı pas

Avlunun şarkısı yok

Hiçbir çocuğun oynamadığı

Bir sokak dışarda

Büyükler bin yıl önce ölmüş

Avluda bir ağaç hayaleti

Yıldızların arasından

Ne bir kamyon geçiyor

Ne üzüm bağlarını getiren 

Bir kağnı sesi

Dere, bir küçücük köprünün

Gözlerinde boğuldu.

Ne istiyordun ki?

Bilmiyorum 

Belki bir gökkuşağı

Yastığın üstünde

Bir ıslık

Gidenlerden asfalta düşmüş

Bir saç teli

Komşu pencerelerde

Bir ırmak

Annelerin kirpiklerinden akan

Babaların sustuğu bütün şarkıları

Söyleyen bir radyo

Bozkırın ruhundan yapılmış

Bir kayıp cennet

Bir köpeğin gözlerinden

Ödünç alınmış bir merhamet

Bir bayram sabahı

Ölüm ağıtı 

Rüya gören bir çocuk

İnsanın yaşamayı sevdiği 

Bir avuç geçmiş

Bir nefes gelecek.

Dünya avuçlarından kayıp giderken

Ne isteyebilir ki insan…

Yazarın Diğer Yazıları
Hayal Kuran Herkes Şiir Yazıyordur

“Bekler bazı şiirler bazı yaşları” der Necatigil. Sanırım “hikmet burcu” şiirleri için insanın bir yaşama deneyimine sahip olması gerektiğini ima etmek için söylenmiş bir sözdür benim büyük öğretmenimin sözü. Yine de ben, kurucu bütün şairlerin çok genç yaşlarda insanı iskeletine kadar gördüklerine inanırım. Bizde ve dünyada şiir dehası diyebileceğimiz, sayıları çok az olan çok büyükler, […]

Devamını Oku
“Kimseye Borcumuz Kalmadı Değil Mi?”

Konuşmalarımda, elbette sözün akışına bağlı olarak, sık kullandığım iki dizesi vardır, Louise Elisabeth Glück’ın, olağanüstü iki dize: “Dünyaya bir kere çocukken bakarız / Ondan sonrası hatıradır.” Bu iki dizenin çağrışım alanıyla bir biçimde örtüştüğünü düşündüğüm iki dize de Attilâ İlhan’dan alıntılayalım: “Çocukluktan çıktığını sanmak / Aslında çocukçadır.” Madem alıntılarla başladık, şiirsel yaratıcılıkla ilgili iki çok […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Ankara, Düşlerin Gerçek Olduğu Yerdir!

DÜŞLER KENTİ ANKARA Öyle değil midir? Ankara’nın bir “düşler kenti” olduğunu 1987’den beri haykırırım, da herkes duyar mı, kimse duymaz mı? Kimisi duyar da duymazdan mı gelir? Bastığı toprağı ayağının altında kendi varlığı için anıt kaidesi ya da çöp zannedenler ayırt etmez, edemez zaten bunu.  Bir de portal alanı çizmişim Ankara Ankara Güzel Ankara şiir […]

Devamını Oku
Müşterek İhtimalini Mümkün Kılmak: Esat Hâl’in Hafızası ve Gelecek Yolculuğu

Ankara, her bir sokağında ayrı bir hikâyenin, her köşesinde farklı bir dönemin izini taşıyan bir şehir. Bu nedenle var olan binaları, parkları, sokakları, caddeleri ve mekânları da bizlere çok şey anlatabiliyor. Cumhuriyet modernizminin planlı başkenti olma mirasını omuzlarında taşıyan bu şehir, bu güçlü mirasla birlikte kendini yenileme potansiyelini de her zaman bağrında saklar. Bugünlerde Çankaya’nın […]

Devamını Oku