Eski, hüzünlü Yeni, uzak. İki yalnızlıktan yapılmış Dilsiz kirpiksiz bir çatı Kapı pas Avlunun şarkısı yok Hiçbir çocuğun oynamadığı Bir sokak dışarda Büyükler bin yıl önce ölmüş Avluda bir ağaç hayaleti Yıldızların arasından Ne bir kamyon geçiyor Ne üzüm bağlarını getiren Bir kağnı sesi Dere, bir küçücük köprünün Gözlerinde boğuldu. Ne istiyordun ki? Bilmiyorum Belki […]
Eski, hüzünlü
Yeni, uzak.
İki yalnızlıktan yapılmış
Dilsiz kirpiksiz bir çatı
Kapı pas
Avlunun şarkısı yok
Hiçbir çocuğun oynamadığı
Bir sokak dışarda
Büyükler bin yıl önce ölmüş
Avluda bir ağaç hayaleti
Yıldızların arasından
Ne bir kamyon geçiyor
Ne üzüm bağlarını getiren
Bir kağnı sesi
Dere, bir küçücük köprünün
Gözlerinde boğuldu.
Ne istiyordun ki?
Bilmiyorum
Belki bir gökkuşağı
Yastığın üstünde
Bir ıslık
Gidenlerden asfalta düşmüş
Bir saç teli
Komşu pencerelerde
Bir ırmak
Annelerin kirpiklerinden akan
Babaların sustuğu bütün şarkıları
Söyleyen bir radyo
Bozkırın ruhundan yapılmış
Bir kayıp cennet
Bir köpeğin gözlerinden
Ödünç alınmış bir merhamet
Bir bayram sabahı
Ölüm ağıtı
Rüya gören bir çocuk
İnsanın yaşamayı sevdiği
Bir avuç geçmiş
Bir nefes gelecek.
Dünya avuçlarından kayıp giderken
Ne isteyebilir ki insan…
“Bekler bazı şiirler bazı yaşları” der Necatigil. Sanırım “hikmet burcu” şiirleri için insanın bir yaşama deneyimine sahip olması gerektiğini ima etmek için söylenmiş bir sözdür benim büyük öğretmenimin sözü. Yine de ben, kurucu bütün şairlerin çok genç yaşlarda insanı iskeletine kadar gördüklerine inanırım. Bizde ve dünyada şiir dehası diyebileceğimiz, sayıları çok az olan çok büyükler, […]
Devamını Oku
Konuşmalarımda, elbette sözün akışına bağlı olarak, sık kullandığım iki dizesi vardır, Louise Elisabeth Glück’ın, olağanüstü iki dize: “Dünyaya bir kere çocukken bakarız / Ondan sonrası hatıradır.” Bu iki dizenin çağrışım alanıyla bir biçimde örtüştüğünü düşündüğüm iki dize de Attilâ İlhan’dan alıntılayalım: “Çocukluktan çıktığını sanmak / Aslında çocukçadır.” Madem alıntılarla başladık, şiirsel yaratıcılıkla ilgili iki çok […]
Devamını Oku
DÜŞLER KENTİ ANKARA Öyle değil midir? Ankara’nın bir “düşler kenti” olduğunu 1987’den beri haykırırım, da herkes duyar mı, kimse duymaz mı? Kimisi duyar da duymazdan mı gelir? Bastığı toprağı ayağının altında kendi varlığı için anıt kaidesi ya da çöp zannedenler ayırt etmez, edemez zaten bunu. Bir de portal alanı çizmişim Ankara Ankara Güzel Ankara şiir […]
Devamını Oku
Ankara, her bir sokağında ayrı bir hikâyenin, her köşesinde farklı bir dönemin izini taşıyan bir şehir. Bu nedenle var olan binaları, parkları, sokakları, caddeleri ve mekânları da bizlere çok şey anlatabiliyor. Cumhuriyet modernizminin planlı başkenti olma mirasını omuzlarında taşıyan bu şehir, bu güçlü mirasla birlikte kendini yenileme potansiyelini de her zaman bağrında saklar. Bugünlerde Çankaya’nın […]
Devamını Oku