“Hatıralar Bahçesinde Buluşma” Sergisi, Çankaya Belediyesi Zülfü Livaneli Kültür Merkezi’nde 1 -15 Ekim 2026 tarihlerinde sanatseverleri ağırladı. Bazen bir sergi eserleri bir araya getirmez; zamanları karşılaştırır. “Hatıralar Bahçesi”, sanatlarının doruğundaki iki büyük ustanın karşılaşma anıdır. Biri kameranın önünden dünyaya bakmayı öğrenmiş, diğeri kameranın arkasından dünyayı beklemiştir. Biri yüzün hafızasını taşır, diğeri ufkun hafızasını. Türkan Şoray’ın […]
Devamını OkuBir şiirin gerçek yolculuğu, yayımlandığı gün başlamaz. O, bir okurun belleğinde yeni bir anlam kazandığında, bir ressamın düş gücüne sızdığında, bir fotoğrafçının kadrajına ışık olarak düştüğünde, bir heykeltıraşın elinde hacim kazandığında yeniden doğar. Büyük şiir, yalnızca okunmaz; başka sanatların içine de girer. Bu yüzden şiir, belki de en gezgin sanat dalıdır. Sanat tarihi, birbirini besleyen […]
Devamını OkuAnıları naftalinlenmiş, kadim bir semttir Kızılay. Kentin en büyük meydanını bulvarlar boyunca çevreleyen at kestaneleri ve ara sokaklarını bahar kokularıyla dolduran akasyalar, tanığıdır bu semtin kadim zamanlarının; unutulmaz anıların, aşkların, sevinçlerin, tutkuların, buluşmaların, ayrılıkların, kederlerin, sevinçlerin… Yalnızca gölgelerini ve kokularını sunmaz bu ağaçlar; kentin belleğini beklerler, geçip giden zamana inat… Sabahın erken saatlerinde işe yetişen […]
Devamını OkuGeride kaldı karanlık ve soğuk günler. Kış, yalnızca havayı değil, insanın içini de ağırlaştıran o uzun suskunluğuyla çekilirken; bahar, fark ettirmeden, bir sızıntı gibi girdi hayatımıza. Önce ışık değişti, sonra sesler. Ağaçların kabuğunda, toprağın kokusunda, kuşların telaşında çoğaldı hayat. Ve insan, doğanın bu sessiz ama kararlı dönüşümüne her seferinde yeniden kapıldı. Çünkü bahar yalnızca bir […]
Devamını OkuSaint-Rémy-de-Provence’te, “Vincent van Gogh’un İzinde” dolaşırken, tedavi gördüğü Saint-Paul de Mausole Akıl Hastanesi’nin bahçesinde, kederli bir mor deniz gibi uzanan lavantaların arasında gezindim, dakikalarca. Kardeşi Theo’ya yazdığı dokunaklı mektuplarda anlattıklarını anımsadım. Hâlâ açık o hastane. Van Gogh’un yattığı oda üst katta duruyor öylece… Kime yazsa desenlerle, resimlerle süslemiş yazıların mektuplarını: Aslında süslemek değil, sözcüklerin yetersiz […]
Devamını OkuSesini Çukurova’da bulmuş. Orada tanımış renkleri. O gizemli ovanın koynunda büyümüş. Yüreği Kilikya kadar geniş. İç denizi dalgalı. Yörük bir Akdenizliydi ressam Duran Karaca. Onun resimlerinde, Akdeniz’de durmuştur zaman. O, sanat saatinin zembereğini Çukurova’da kurmuştur. Çocukluğudur, yüküdür Çukurova; nereye giderse gitsin, taşımıştır düşlerinde, belleğinde, resimlerinde… Yörük kilimlerindeki renkli yün ipliklerin, çözgülerden geçerek oluşturduğu örgelerin dokusal […]
Devamını OkuYıllar önce “34. DYO Ödülleri Sergisi” Cer Modern’de açıldığında, “Ödüller Üzerine” bir panel yapılacağını söylemiş ve konuşmacı olarak katılmamı istemişti, Prof. Dr. Zafer Gençaydın Hoca’m. Memnuniyetle kabul etmiştim. Konu ödüldü ama vandallık günleriydi o günler; heykeltıraş Mehmet Aksoy’un Kars’taki “İnsanlık Anıtı” heykeli günbegün yıkılıyor ve cepheden savaş haberleri sunar gibi her gün heykelin neresinin söküldüğü […]
Devamını OkuSezgilerini çoğaltmanın, yaşamın gizini ve büyüsünü kutsamanın, görünmeyeni anlamanın, dış gerçekliği aşarak yeni bir gerçeklik yaratmanın, yaşamı başka imgelerle okumanın ve iç dünyasındaki en uzaklara çekilmenin kıyısında başlardı ressam Zafer Gençaydın’ın resimleri. Renkler dışında doğadan hiçbir şeyi ödünç almadan, içsel döngülerin itisiyle, içinde bir başka dil uç verdiğinde; gerçeğin düşle bozulmuş halleriyle sürerdi yaratı serüveni. […]
Devamını OkuÖlüm yıldönümünde, mezarına gitmeden önce, Goethe’nin “Yüreğinizin derinliklerinde olan hiçbir şey ölümle kaybolmaz.” aforizması dolanıp durdu belleğimde; saatlerce ondan kalan kitap, katalog ve resimlerin önünde durdum. Yeniden baktım mor enginar çiçeklerine. Sakladığımız, hatıralarla dolu şeyler; unutmamak için gönlümüzdedir hep. Ve her anımsayışta; zarafeti, toplumsal sorunlara duyarlılığı, güven veren kişiliği, özgün sanatçılığı, biçemi, akademik tutumu, çok […]
Devamını OkuYıllar önce, Johannesburg’daki bir konferansa “Birleşmiş Milletler” kültür elçisi olarak gönderilip, caza uyarladığı Balkan ve Anadolu ezgileriyle coşkulu bir konser veren ünlü caz sanatçımız Yıldız İbrahimova ile Güney Afrika dönüşü, evinde buluşmuştuk. Afrika’nın renkleri, sesleri ve konser üzerine söyleşirken söz dönüp dolaşıp renkler ve müziğe geldi. John Cage’in renkli notasyonlarını anlatmaya başladığında, çok özel bir […]
Devamını Oku