Ayakkabı almaya gittiğimiz zamanlarda babamın kendine özgü hareketi, her mağazanın ortasında hiç üşenmeden önümde çömelip başparmağıyla denediğim ayakkabının ucuna bastırmasıydı. Ayağımın nerede bittiğini, sanki ben bilmiyormuşum da o dışarıdan yoklayarak daha iyi görebilirmiş gibi derinin üzerinden bulmaya çalışır, başparmağımla ayakkabının ucu arasında biraz boşluk kaldığından emin olduktan sonra da satıcıya her seferinde aynı cümleyi söylerdi. […]
Devamını Oku– Buzdolabındaki karpuzu getiriver de keseyim, hadi oğlum. Ankara’ya yaz geldiğinin en belirgin işareti, kimisi için Ege’ye kaçan ailelerin tenhalaştırdığı Tunalı Caddesi, kimisi içinse yağmursuzluktan sararan Seğmenler Parkı çimenlerine her fırsatta serilen piknik örtüleriydi. Ankara’nın biraz dışında oturduğumuz için bu tatil hareketliliğinden fazla haberdar olmaz, evimize yaz aylarının geldiğini babamın her öğün sonrası karpuz yemeye […]
Devamını OkuÇocuk olduğumu bana her akşam en çok, doya doya hissettiren kişi Adile Naşit’ti. Yatma saatimin yaklaştığının bariz habercisi olmasına rağmen, onun o güven veren şefkatli sesine bile isteye teslim olmaya can atardım. Ekranda Uykudan Önce başladığında evin içindeki telaş usul usul diner, annemle babam beni içinde pastel renkli minderler, küçük oyuncaklar, raflara dizilmiş kitaplar olan […]
Devamını OkuAnkara Maltepe Camisi’ni cepheden gören Gönenç Apartmanı’nın çatı katı dairesi, 1969 senesinin o Temmuz akşamı yoğun bir insan trafiğine sahne oluyordu. Yaşamın getirdiği yeni gelişmeleri her zaman heyecanla ve bir o kadar da kaygıyla karşılamış olan anneannem Vuslat Demirtepe, Apollo 11 uçuşunun Ay’a ayak basılarak tamamlanacağını öğrenmiş ve tüm apartman sakinlerine günler öncesinden bunu haber […]
Devamını OkuTam karşısındaki Maltepe Camii’nden yükselen ezan sesinin anneannemlerin apartmanına günde kaç kez dolduğunu henüz ayırt edemediğim yıllardı. Ansızın yükselip en üst kattaki evimizde bir an için zamanı dondurur, salondaki eşyaları ağırlaştırır, perdeler bir süre kıpırdamaz olurdu. Anneannemin tesbihiyle oynarken gözleri uzaklara kilitlenmiş halde fısır fısır ne söylediğini anlamak için pür dikkat kulak kesilirdim. Çözemediğim kelimelerle […]
Devamını OkuBahçelievler’de ikinci kattaki dairelerinin balkon demirlerine yaslanan Gülsüm, okullar yaz tatiline girdiğinden beri her zaman olduğu gibi yine İncedayı Apartmanı’nın girişini izliyordu. Bulundukları apartmanın bodrum dairesinden yayılan yemek kokuları, televizyondaki akşam haberlerine karışıyor, kapıcı Mustafa Amca’nın beş çocuğunun birbirinden ayrı gülüşleri o küçük mutfaklarının penceresinden taşan ışıkla iç içe geçiyordu. Bugün ikisi ip atlarken, biri […]
Devamını Oku1986 yılının sonbaharıydı. Ankara ayazı, şehri daha ekimde esir almıştı. Atatürk Bulvarı’ndan kıvrılıp gelen rüzgâr, Cebeci’deki taş binaların yüzeyine sertçe çarpıyordu. Barış, yün yeleğinin içine saklanmış elleriyle ilkokulun bahçesinden sınıfına koşarken, aklında tek bir şey vardı: O kitap. Geçen hafta, öğretmeni kitaplık kuracaklarını duyurduğunda sınıfta coşkulu bir uğultu olmuş, herkes can ata ata evinden bir […]
Devamını Oku“ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim ben sende bütün aşklarımı temize çektim” Yıllar önce ODTÜ’de, şiirsever, yeniyetme bir üniversite öğrencisiyken Murathan Mungan’ın okula geleceğini duyduğumda kız arkadaşım Pelin kadar ben de çok heyecanlanmıştım. Tanışıklığımız çok eskiye dayanmasa da, Pelin’in iyi bir şiir okuru olması […]
Devamını OkuHa açtı ha açacak fidanların heyecanını taşıyarak gelecek güzel günleri beklediğim bir bahçeydi 90’ların ODTÜ’sü. Derslerle yüklü günlerin ardından, ODTÜ’de birinci sınıf olmanın ve bu nedenle aslında çok büyüdüğümüzü sanmanın gururu içerisinde her akşam yukarı doğru uzanan arka kapı yokuşundan çıkar, 1980 müdahalesinin son gölgesi olan jandarma karakolunun yanından geçerek evlerimize dönmeye koyulurduk. Kimi zaman […]
Devamını OkuServisten inip Kurtuluş’taki TED Ankara Koleji basamaklarından binamıza her günkü alelade girişimizle başlayan hayat elbet bir gün bitecekti. O yaşamdan ileride kalbimizde neler biriktirmiş olacağımızı hiçbirimiz bilemezdik. İlk gençlik ve deli dolu yaşadığımız lise yılları neden zihinlerde bu kadar derin izler bırakır? Dünya üzerinde bağımsız bir birey olarak dimdik durduğumuzu, kuracağımız geleceğin bize yavaş yavaş […]
Devamını Oku