Özge Mumcu Aybars
Ankara’da sonbahar

Önce bir yaprak kıvrılarak düştü, sarılaşmıştı… Kuruyup ayağının altında hışırdamasına az zaman kalmıştı. Düşüncelerinden sıyrıldı. Yaz bitmişti, sarı yaprak gelecek kışın habercisiydi. Ah sonra, kaldırımlarda biriken, rüzgârla savrulan, yağmurla yere yapışan yapraklar olacak, toprağı örtecekti kışın, şanslıysak karı da görecekti… Günler kısalmaya, sabahın ışığı gecikmeye, akşam erkenden gelmeye başlamıştı. Gündemin kurşun ağırlığına havanın kararması da […]

Devamını Oku
Gidersen Bu Kent Yıkılır Mı?

Geçtiğimiz ay kaybettiğimiz şair Ahmet Telli’den sonra, şiirlerini yeniden okudum. “Gidersen Yıkılır Bu Kent” şiiri, ilk bakışta bir ayrılık şiiri gibi. Bu şiirin asıl gücü, ayrılığı yalnızca iki insan arasındaki bir mesele olarak bırakmamasında yatıyor. Kent, kuşlar, fesleğenler, otobüs durakları, caddeler, yağmur ve ışıklar bir ayrılığın içinde. Bir insanın varlığı yaşadığı şehrin coğrafyasına dağılır; gidişi […]

Devamını Oku
Umutlar Yeşerirken

Nihayet nisan ayı geldi. Ankara kışının bitmek bilmeyen, sonsuza kadar süren griliği uzun yerini güneşli günlere bırakacak. Önce martın sonlarına doğru, Ankara’nın üzerine üzerine örtülmüş o ağır yorganı bir sabah usulca üzerinden atılır. Hava değişir, güneş açar, insanın içi ısınmaya başlar. Sanki dünya derin bir uykudan uyanır, biz de onunla gözlerimizi aralarız. Bir anda değil; […]

Devamını Oku
Virajda Askıda Kalan

Direksiyonun başındayım. Gözümün önünde kıvrılarak uzayan bir yol var. Daha önce geçmediğim virajları var ve bu beni hafif bir telaşa sürüklüyor. Nereye varacağımı bilmek istemiyorum artık; bilince rota bozuluyor. Ellerim alışkanlıkla direksiyonu tutuyor, bedenim yolu sürüyor, zihnim başka bir yerde dolaşıyor. Arkada yol şarkıları dönüyor. Ezbere bildiklerimden sıkılıyorum. Kimi fazla gürültülü, kimi gereksiz yere hüzünlü. […]

Devamını Oku
Bir Ankara Dayanışması: Adalet ve Demokrasi Haftası

Aslında her şey büyük bir acının taşıdığı ağırlıkla başladı. 27 Ocak 1993’teki Uğur Mumcu’nun cenazesinde, milyonlarca insan Ankara’nın sokaklarında sloganlar atarak, ağlayarak, öfkelerini ve yaslarını birlikte taşıyarak yürüyordu. İnanılmaz bir yağmurlu bir havada kentin üzerinde aynı anda hem keskin bir isyan hem de dayanışmanın yükseldiği bir hava vardı. O gün atılan her adım, belki de […]

Devamını Oku
Ankara’da Bir Rüya

Koca bir çınar yanıyordu ve ben bir yangından kaçıyordum. Kaçışımda sızlayan topuklarımın ardında kalan yollar beni gece yarısında, bilmediğim bir sokağa taşıdı. Ankara’nın serin rüzgârı yüzüme çarpıyor, her adımda taşların iniltilerini duyuyordum. Arnavut kaldırımları sanki benden önce yürümüş bütün insanların hafızasını saklıyordu. Bir an için zamanda yolculuk yapar gibi hissettim; o an, kendimi Eski Ankara […]

Devamını Oku
Nazım Hikmet Vatan Hainliğine Devam Ediyor

“Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz,ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.”— Nâzım Hikmet, Vatan Haini (1962) Bir ülkenin hafızasında nasıl yaşanır?  Bir insan yalnızca bedeninden mi sürülür, yoksa adı da bir gürültünün içine gömülürken, geride sessizliği mi kalır? Nâzım Hikmet, tam da bu sessizlikle hesaplaşan bir isim.  Adı, bazen bir tutanakta, bazen bir suçlama metninde, bazen de bir […]

Devamını Oku
Ruhu Tamir Etmek

“Dünya herkesi kırar ve sonra bazıları, işte o kırık yerlerinden güçlenir.” Kadın tavana hiçbir şey düşünmeden bakıyordu. Boyası, 90’lardan kalma, hafif solmuş, gri ve beyazın arasında belirsiz bir ton. Zamana karşı koyamayan bir yüzey; biraz toz, biraz yaşanmışlık, çatlakların arasında saklanan eski günlerin izleri. Gözlerini oraya dikmiş, nefes almayı unutmuş gibiydi. Düşünceleri, tavandaki çatlaklar gibi, […]

Devamını Oku
Özlem

Ankara Tren Garı’na doğru bavullarımızı almış yürüyoruz. Tren garına girdiğimde hep kendimi ufacık hissediyorum. Kocaman bir tavana bakıyorum, mermer zeminde yürüyoruz; bilet gişesi sırasına giriyoruz. İstanbul’a hep beraber trenle gideceğiz. Bu yataklı ve pusetli tren maceramızın başı değil ama ailecek son olacağını da bilmiyorum o günlerde. Bir aya kalmadan babam öldürülecek.  Tren düdüğünü çaldıktan sonra […]

Devamını Oku
Sinemanın Önünde Buluşalım

Teknolojik ve kültürel değişimlerin hızla yaşandığı bir zaman aralığından geçtik. Çevirmeli telefonlardan bir ekran üzerinden herkese ulaşmayı mümkün kılan cep telefonlarına geçiş, göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleşti. Dönüp baktığımda teleks makinelerini de hatırlıyorum, kâğıdı sürekli biten faks makinelerini de… 145’ten bağlandığımız internet hatları ise aslında çok uzak bir geçmişe ait değil. 145’i düşüremeyince 146… O […]

Devamını Oku
En çok okunanlar

Ankara’da sonbahar
Kasım 2, 2026
Gidersen Bu Kent Yıkılır Mı?
Eylül 9, 2026
Umutlar Yeşerirken
Nisan 21, 2026
Son Sayı

Bültene Abone Ol

E-posta listemize abone olun ve güncel kalın!