Hüseyin Can Güner
Tüm Yazıları
Mücadele ve İlham
Ana Sayfa Tüm Yazılar Mücadele ve İlham

Yavaş yavaş kışın soğuk, karlı beyaz günlerini geride bırakıyoruz. Önümüz doğanın tüm renkleriyle donatacağı sıcak, çiçekli, yeşilli, güneşli güzel günler. Hayatın her yönüyle tazelendiği, coştuğu zamanlar umudun kapısı olmuştur. Yeniden başlamanın, daha güçlü, daha istekli ve heyecanlı adımların da ilhamıdır elbette. Karanfil derginin 5. sayısını da aynı umut, heyecan, ilham ve mutlulukla siz değerli okurlar […]

Yavaş yavaş kışın soğuk, karlı beyaz günlerini geride bırakıyoruz. Önümüz doğanın tüm renkleriyle donatacağı sıcak, çiçekli, yeşilli, güneşli güzel günler. Hayatın her yönüyle tazelendiği, coştuğu zamanlar umudun kapısı olmuştur. Yeniden başlamanın, daha güçlü, daha istekli ve heyecanlı adımların da ilhamıdır elbette. Karanfil derginin 5. sayısını da aynı umut, heyecan, ilham ve mutlulukla siz değerli okurlar için hazırladık. Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz usta sanatçı Edip Akbayram’ı anarken, müziğiyle hayatımıza kattığı derin anlamları ve mücadele azmini hiç unutmayacağız. Onun eserleri, bizlere her zaman olduğu gibi umut ve direnç kazandırmaya devam edecek.

Dünyanın belki en eski mücadelesi, hak arayışı, kadınlara aittir. Kadın mücadelesi, çağlar boyu insanlık ilerleyişinin de kilit taşıdır. Bugün tüm dünyada insanlık ilerleyişinin temelinde hayatı çözemediğimiz, görmezden gelmeye devam ettiğimiz sorunlarımızın kaynağında da yine kadın haklarının özümsenememiş olması, kadın mücadelesinin aslında büyük insanlık düşüncesiyle olan paralelliğinin kavranamamış olması vardır. Tüm insanlık tarihi boyunca gözümüzün önünde olan, yazılı ve sözlü kaynaklarda aşikâr olan kadın hakları sorunları ve kadın mücadelesinin bir asırlık yükselen sesi, yaşadığımız çağı başkalaştırmıştır. Elbette yeterli değil, elbette bu sorunların her biri konuşulmamak üzere ortadan kalkmadan, tam anlamıyla kazanılmış bir değerden bahsetmek mümkün değil. Fakat bunu başarmak mümkün. Eşit haklara sahip eşit yurttaşlar olarak yaşadığımız güzel ve aydınlık bir gelecek mümkün. Hayata anlamlı kılan, mücadeleleriyle ilham olan, emekleriyle yaşanabilir bir dünyayı mümkün kılan tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum…

***

Sevgili Dostlar; 

Bugün yaşadığımız topraklarda Cumhuriyet’in sonsuz güneşi parlıyorsa, yarınlara dair umudumuz hep ama hep çoğalıyor, baharlara daha umutlu bakabiliyorsak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve milletimizin gayreti, iradesi ve kararlılığıyla mümkün oldu. Biliyoruz ki Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği irade ve kararlılık bundan tam 110 yıl önce Çanakkale’de tarihin akışını değiştirirken bir milleti ayağa kaldırmıştı. 110 yıl önce Gelibolu’da verdiğimiz hürriyet kavgası, birkaç yıl sonra Sakarya’da, Dumlupınar’da, Kocatepe’de  Ankara’nın kalbinde, İzmir’in dağlarında direncimiz, inancımız, ilhamımız oldu. Bir milleti ayağa kaldıran Çanakkale Zaferi’nin 110. yılındayız. Tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları
Bir Bahar Günü bir Çocuk Gülüşü

Nisan, bu memlekete yalnızca baharı getirmez. Biraz ferahlık, biraz hatırlayış, biraz da içimizi usulca yoklayan bir umut getirir. Kışın içimize sinen ağırlık çekilirken, dallar hafifçe yeşile döner, rüzgâr sertliği bırakır, gökyüzü yeniden bir açıklık kazanır. Sonra takvim usulca 23’ü gösterir. İşte o gün nisan, yalnızca bir ay olmaktan çıkar; bir milletin hafızasına, bir çocuğun gülüşüne, […]

Devamını Oku
Çankaya Kalbiyle Yenilenir

Sevgili Dostlar, Bazı şehirler vardır; zamanla birlikte yürür, sahip olduklarını aydınlık bir geleceğe taşıyarak yaşar. Çankaya böyledir. Sokaklarında geçmişin sesini duyarsın ama her adımda o sesi geleceğe taşır. Bu neden bizim şehrimizde yenilenmek, eskiyi geride bırakmak değil; onu yeniden anlamak, yeniden anlatmak demektir. Kültür ve sanat, tam da bu yüzden Çankaya’nın kalbinde yer alır. Çünkü […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Ankara’da Çocuk Olmak

Ankara’da çocuk olmak; bozkırın sert rüzgârına karşı avuçlarında bir güneş saklayarak, tarihin suskun taşları arasında kendi masumiyetinin sesini aramak gibi… Bozkırdan Başkente Dönüşen Ankara’da Çocukluk Ankara, bir zamanlar bozkırın ortasında sade bir kasabaydı. Rüzgârı sert, toprağı yalın, ufku genişti. Ama o ufkun içinde büyüyen çocuklar için dünya kocamandı. Sokaklar oyun alanı, boş arsalar düş kurma […]

Devamını Oku
Ankaram = Anadolum…

Başkentte ilk evimiz Çıkrıkçılar Yokuşu’nun tepesine yakın “Safranhan”ın eteğindeki… Salman Sokak’taydı, yurdun her yöresinden komşumuz vardı. Çocuk aklımla canının istediği gibi sansürsüz konuşan amcaları teyzeleri… Akranlarımı yadırgamazdım; dilleri bizim dile benziyordu… “Anam eccük duz istiyo… İpta ben geldim… Ne diyo o gabcuk aaazlı… Gayfe iccen mi? Ellaam sen iyi bilin…” Bizim evdekiler de komşular da […]

Devamını Oku