Hüseyin Can Güner
Tüm Yazıları
Karanfil Gibi Bir Gelecek
Ana Sayfa Tüm Yazılar Karanfil Gibi Bir Gelecek

Sevgili dostlar, Kentlerin hafızası sokaklarında saklıdır. Çankaya’nın hafızası da yalnızca binalarda, meydanlarda, caddelerde değil; yan yana gelen insanların sesinde, kitapçıların vitrininde, parkların gölgesinde, sahnelerin ışığında, kararlılıkla atılan adımlarda ve kültür sanatla kurulan derin bağda yaşar. Karanfil de bu hafızanın özel adlarından biridir. Bir sokak adı olmanın ötesinde, kentli olmanın, düşünmenin, üretmenin ve birlikte yaşamanın simgesidir. […]

Sevgili dostlar, Kentlerin hafızası sokaklarında saklıdır. Çankaya’nın hafızası da yalnızca binalarda, meydanlarda, caddelerde değil; yan yana gelen insanların sesinde, kitapçıların vitrininde, parkların gölgesinde, sahnelerin ışığında, kararlılıkla atılan adımlarda ve kültür sanatla kurulan derin bağda yaşar. Karanfil de bu hafızanın özel adlarından biridir. Bir sokak adı olmanın ötesinde, kentli olmanın, düşünmenin, üretmenin ve birlikte yaşamanın simgesidir.

Bugün gençlik, gelecek ve demokrasi üzerine düşünürken kültür ve sanatın önemini kavramalıyız. Çünkü gelecek, kapalı odalarda hazırlanıp gençlere teslim edilecek bir taslak değildir. Gelecek; sokakta, okulda, atölyede, kütüphanede, sahnede, parkta ve hayatın içinde birlikte kurulur. Bu ortak kurma iradesinin adı da demokrasidir. Demokrasi; bir kentin hikâyesine katılmak, kendi sözünü o hikâyeye ekleyebilmek, başkasının sözüne de yer açabilmektir. Bir gelecek işte yer açtığımız o sözde ışığı takip edecektir.

Fakat gelecek, çoğu zaman uzak bir zaman dilimi gibi düşünülür. Oysa gelecek, bugünün kararlarında, bugünün ilişkilerinde, bugünün kurumlarında ve bugünün gençlerine açtığımız alanlarda biçimlenir. Bir toplum, gençlerine nasıl baktığıyla kendi yarını hakkında çok şey söyler. Eğer gençleri yalnızca dinlenmesi gereken değil, birlikte karar verilmesi gereken yurttaşlar olarak görüyorsak, demokrasiye de geleceğe de daha güçlü bakıyoruz demektir.

Yorgun düşmüş bir milletin, çatlamış toprağında umudu bulma hikâyesidir bizim hikâyemiz. Bizler emanet aldığımız bugünü yarınlara taşırken güçlü bir irade koymalıyız. Ancak böyle yapılabileceğini, gençlik ve gelecek ekseninde yaşanabilir bir yurt düşüncesini bu yolla olgunlaştırabiliriz.

Bizim görevimiz, gençlere yukarıdan bakan bir dil kurmak değil; onların yanında, onlarla birlikte yürüyen bir yerel yönetim anlayışını güçlendirmektir. Bunun gerçekleşmesi için mücadele vermektir. Çankaya’da gençlerin kültüre, sanata, spora, bilime, teknolojiye ve demokratik katılıma erişimini artırmak, kent yaşamını onlar için daha özgür ve eşit hale getirmek temel önceliklerimizdendir. Çünkü gençlerin nefes alamadığı bir kent, geleceğe güvenle bakamaz. Gençlere ayrılan her alan, aslında kentin kendi geleceğine açtığı penceredir; o pencereden içeri yalnızca ışık değil, yeni fikirler, yeni dayanışmalar ve yeni bir yaşam sevinci girer. Gençlerin bu alandaki varlığı, kentin düşünce ufkunu genişletir. Onların soruları, bazen dünyanın alışkanlıklarını sarsar; ama zaten yenilenme biraz da bu sarsıntıdan doğar.

Kültür ve sanat, bu çok sesliliğin en güçlü taşıyıcılarıdır. Bir şiir, bir gencin kendini ifade etmesine vesile olabilir. Bir tiyatro oyunu, farklı hayatlara bakma cesareti kazandırabilir. Bir konser, tanımadığımız insanlarla aynı duyguda buluşmayı sağlayabilir. Bir dergi yazısı, bir düşüncenin filizlenmesine alan açabilir. Bunların her biri, demokrasinin gündelik hayattaki görünmez kökleridir. Bizim üstümüze düşen en büyük sorumluluk; gençlerin hayallerini ertelemeyen bir kent yaratmaktır. Onların “Ben de varım” diyebildiği, eşit yurttaşlar olarak söz aldığı, ürettiği, tartıştığı ve dayanışma içinde yaşadığı bir Çankaya için çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz ki demokrasi, gençlerin katılımıyla güçlenir; gelecek, gençlerin emeğiyle güzelleşir.

Sevgili Dostlar,

Bu yolculukta en büyük gücümüz, gençlerin yaratıcılığı ve demokrasinin çoğulcu ruhudur. Onlarla birlikte düşündüğümüzde, yalnızca bugünün sorunlarını çözmeyiz; daha adil, daha özgür ve daha duyarlı bir toplumsal hayatın temellerini de atarız. Karanfil gibi bir gelecek mümkün. Kökü bu kentin hafızasında, yüzü gençlerin düşlerinde, rengi demokrasinin çoğulluğunda olan bir gelecek…

Yazarın Diğer Yazıları
Yaz ve Hüzün

Sevgili Dostlar, Yaz, kentin kapılarını ve pencerelerini ardına kadar açtığı mevsimdir. Günler uzar, sokaklar kalabalıklaşır, parklar çocuk sesleriyle dolar. İnsanlar gölgeli bir bankta soluklanır, bir meydanda karşılaşır, açık havada dinlenen bir şarkının çevresinde birbirine biraz daha yaklaşır. Çankaya’da ise yazın kendine özgü bir hali vardır. Kuğulu Park’ın serinliğinden Seğmenler’in yamaçlarına, mahalle aralarındaki küçük parklardan akşamları […]

Devamını Oku
Karanfil Gibi Bir Gelecek

Sevgili dostlar, Kentlerin hafızası sokaklarında saklıdır. Çankaya’nın hafızası da yalnızca binalarda, meydanlarda, caddelerde değil; yan yana gelen insanların sesinde, kitapçıların vitrininde, parkların gölgesinde, sahnelerin ışığında, kararlılıkla atılan adımlarda ve kültür sanatla kurulan derin bağda yaşar. Karanfil de bu hafızanın özel adlarından biridir. Bir sokak adı olmanın ötesinde, kentli olmanın, düşünmenin, üretmenin ve birlikte yaşamanın simgesidir. […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Ankara’da Nerede Serinleyebileceğini Bilen Bir “Yaz”ar

Virginia Woolf, yazabilmek için insana kendine ait bir oda gerektiğini söyler ya hani, bana da Ankara’da yaz gerekir yazabilmek için. Veya James Baldwin’i analım, o da der ya hani, insanın evi doğduğu yer değil kendini eksik hissetmediği yerdir, diye; işte benim için de o yer Ankara’dır, kendimi eksik hissetmemenin mevsimi de hep yazdır. İlk kitabımı […]

Devamını Oku
Çalışma

Bizi çalışmak yaşattı Yaşam akıp giderken Bir gurur mesaisi “Uyanıyor Ankara, günün ilk saatleri.” Çağdaş Türkü’nün bu şarkısı ve üniversiteli hayatlarımızı işçi sınıfının bir günüyle birleştiren sözleri, bize heyecan veriyordu. Günün ilk saatlerinde uyanamayacak kadar haytaydık o zaman. Devamsızlık tehdidi olan sabah sekiz derslerine şiş gözlerle gider, sıralarda uyuklarken bir sonraki eylemin planlarını yapardık.  Ancak […]

Devamını Oku