Fransız sinemasının efsanevi komedyeni Luis de Funes, 1960’lı yıllarda oynadığı “Fantomas” seri filmleriyle dünya çapında hayran kitlesine sahip olmuştu. Ünlü sanatçı bir röportajında şöyle demişti: “Dünyayı yirmi beş yaşında başbakan ve yirmi yaşında bakanlardan kurulu hükümetler yönetse, gezegenimiz barış içinde yaşanılır bir yer olur!” Çok hoşuma gitmişti bu bakış açısı. Ben de o yaşlara gelince […]
Fransız sinemasının efsanevi komedyeni Luis de Funes, 1960’lı yıllarda oynadığı “Fantomas” seri filmleriyle dünya çapında hayran kitlesine sahip olmuştu. Ünlü sanatçı bir röportajında şöyle demişti:
“Dünyayı yirmi beş yaşında başbakan ve yirmi yaşında bakanlardan kurulu hükümetler yönetse, gezegenimiz barış içinde yaşanılır bir yer olur!”
Çok hoşuma gitmişti bu bakış açısı. Ben de o yaşlara gelince Luis de Funes gibi düşüneceğim, demiştim. Dediğimi yaptım. Hâlâ da öyle düşünüyorum. Yirmi yıl önceydi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti kongresi için muhalif liste hazırlayan bir arkadaş telefonla beni aradı, “Genç bir liste hazırlıyoruz, seni de yönetim kuruluna aday göstereceğiz.” dedi. Ben de kabul edemeyeceğimi söyledim:
“Genç değilim ki, elli yaşındayım! Genç liste yapacaksanız otuzlu yaşlarını süren gazetecileri aday gösterin!..”
Örgütçü arkadaş, benden bir isim istedi çalıştığım gazeteyi temsil etmek üzere. Otuz iki yaşındaki istihbarat şefine söyledim, kabul etti. Kongreye kadar 674 kişiyi telefonla arayarak desteklerini almıştı!
Ülkenin yönetim basamaklarına bakınca “geriatri kliniğine” girmiş gibi oluyorsunuz. Oysa nüfus bakımından çok genç bir ülkeyiz. 2022’de yapılan nüfus sayımına göre 85 milyon 279 bin 553 kişi kayıtlara geçti. Ülkenin ortalama yaşı 33,5, yüzde 22’si 0-14 arası yaşta, yüzde 68’i 15-64 arası yaşta, yüzde 9,9’u ise 65 ve üzeri yaşta.
Gençler yıllar yılı “tehlike” olarak görüldü. Halbuki Atatürk, Cumhuriyet’i gençlere emanet etmişti. Onları nitelikli olarak yetiştirmek için devlet bursuyla Avrupa’ya tahsile yollamıştı. O yıllarda Avrupa’ya gidenlerin tümü, memlekete dönerek uzun yıllar ülke hizmetinde çalıştılar.
Son dönemde ise bunun tersi yaşanıyor. Ülkenin iyi okullarını bitiren gençler yurtdışına gidiyorlar. Hem de gittikleri ülkede temelli kalmak için…
Oysa ülkenin onlara çok ihtiyacı var. Türkiye yetişmiş gençleriyle çağdaş bir ülke olarak varlığını geliştirecek. Gençlerin mücadele azmi, geleceğin de güvencesidir.
2019’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçimleri iptal edilince Ekrem İmamoğlu, kürsüye gelip ilk olarak şöyle demişti:
“Gençliğimiz var gençliğimiz!..”
Daha iyi bir ülke için mücadeleye katılan gençlerin varlığı da yadsınamaz bir gerçektir. Kurtuluş Savaşı’nın yürütüldüğü Ankara’nın kalbi kabul edilen Çankaya’da 1993 doğumlu bir belediye başkanının göreve gelmiş olması, Atatürk’ün vasiyetinin de yerine getirildiğini göstermiyor mu?
31 Mart 2024 Yerel Seçimleri, Türkiye’ye gençlik nefesi verdi. Ülkenin pek çok yerinde genç başkanlar yaşadıkları şehirlerin yöneticileri oldu. Gelecek için umut verdiler.
Gençlerin başarılı olabileceklerine dair elimizde çok sağlam veriler bulunuyor. Atatürk, Samsun’da Bandırma Vapuru’ndan inerken otuz sekiz yaşındaydı. İsmet İnönü Lozan Konferansı sırasında 40 yaşında değildi.
Gençlere güvenin efendiler…
Koltuklarınızı onlara bırakmaktan korkmayın. Yaşlı olmanın tadını çıkarın, huzurlu olun ve huzur verin. Nüfus sayımı istatistiklerine bakın:
“Bu ülkenin gençleri var!”
Ankara, ülkenin tam ortasında bir başkent olmaktan ibaret değildir. Bu şehirde iyilik, yüksek sesle söylenmez; çoğu zaman yüzüne bakıp geçersiniz ama o siz yürürken omzunuza hafifçe dokunur. İç Anadolu’nun kuru rüzgârı gibi, görünmez ama hissedilir. Ankara’nın iyiliği de böyledir: “Sessiz, derin ve inatçı!” Bir şey daha vardır ki Ankara’yı Ankara yapan, yürüyüşler! Bunlar umudun peşinden […]
Devamını Oku
Atatürk’ün Çankaya Köşkü’nde dile getirdiği “Yurtta sulh, cihanda sulh.” sözünü, sadece diplomatik bir nezaket ifadesi değil; savaşların yıkıcılığını bizzat yaşamış bir liderin insanlığa bıraktığı evrensel bir çağrı olarak kabul etmek gerekiyor. Bu cümlenin arkasında, cephelerde kaybolmuş nesillerin, parçalanmış ailelerin ve yıkılmış şehirlerin acısı vardır! Bu yıkımları kısaca özetlemek zor değil. Ama listede yer alan sayıların karşılığı insan! Bunun ölüm tacirleri için hiçbir anlamı yok. Birinci […]
Devamını Oku
Bazı şehirler, insanın yalnızlığını büyütür, bazılarıysa onu paylaşılabilir kılar. Ankara, bu iki duygunun ince dengesinde yaşar. Daha doğrusu, bana öyle gelir. Belki de pek bilmediğim bu şehre uzaktan baktığımdan öyle görüyorumdur, az sayıdaki Ankaralı arkadaşım öyle bir izlenim yaratmıştır. O dostlar da gri gökyüzü gibi mesafeli, yüklü bulutlar gibi yakınlar zaten. Onlardan dinlediğim Ankara’nın dostlukları, […]
Devamını Oku
Eski Ankara pastaneleri, o günlerin tatlı anılarını günümüze taşımakla beraber, bir zamanlar Ankara’nın tatlının başkenti olduğunun da ispatı. Bugün hâlâ o tatları yapabilen mekânların olması, eskinin bizlere mirası. Pastane deyip geçmemek lazım. Şimdilerde endüstrileşmeyle birlikte form değiştiren pastacılığın mekânları, bir zamanların en önemli buluşma noktalarıydı. Şairlerin, sanatçıların, yazarların gündelik hayat akışında başat rol alan bu […]
Devamını Oku