Alaz Erdost
Tüm Yazıları
Sokakları Tırabzanlı Ankara’mız
Ana Sayfa Tüm Yazılar Sokakları Tırabzanlı Ankara’mız

(Ruhi Su, Metin Demirtaş, amcam ve ablamla beraber yazdık bu yazıyı, öyle sayın.) Annemle babamın evlendiklerinde taşındıkları, bizim doğduğumuz, daha sonra babamın gittiği (ama asla gitmediği), büyüdüğümüz evin salonunda, babamın bıraktığı teypten yükselen davudi sesle babamla tanıştım ben. Babamın sesini, arkadaşlarıyla rakı içerken Ruhi Su türküleri söyledikleri ve seslerini kaydettikleri kasetten duydum ilk kez. Amcama […]

(Ruhi Su, Metin Demirtaş, amcam ve ablamla beraber yazdık bu yazıyı, öyle sayın.)

Annemle babamın evlendiklerinde taşındıkları, bizim doğduğumuz, daha sonra babamın gittiği (ama asla gitmediği), büyüdüğümüz evin salonunda, babamın bıraktığı teypten yükselen davudi sesle babamla tanıştım ben. Babamın sesini, arkadaşlarıyla rakı içerken Ruhi Su türküleri söyledikleri ve seslerini kaydettikleri kasetten duydum ilk kez. Amcama benziyor biraz ama tam da değil (Amcam da babam zaten… ama tam da değil). 

“Zahit bizi tan eyleme/ Hay hay/ Hak ismin okur dilimiz /Hey canım/ Heeeey canım.” 

Annemin eşliğiyle evde yankılanan türküler, ablamın adı gibi. Babamlı ve babamsız, kimbilir kaç kez çalınan o türkü, bizi büyüten…

“Çıktığın merdivendeydim demin de/ Açtığın kapının önünde/ Her gün yinelenerek algıladığın eşyaların/ Algıladığın biçimlerin, renklerin/ Türküler’in gülen gözlerinin Alaz’ın agularının/ Gül’ün / Şimdi acının yaktığı sesinin/ Ortasında”*

Babamla Ayrancı’ya ilk taşınmayı düşündüklerinde çok ıssız gelmiş anneme oralar… Ama babam ısrarcı olmuş. Amcamların evi arka sokakta, iki ev de balkonlarından birbirlerini görebiliyor. Babamın mutfağında balık pişirdiği, ablamın ilk adımını attığı, sehpada bulduğum dergiden babamın trafik kazasında değil, işkencede öldürüldüğünü öğrendiğim ev… Binlerce kez yorgunlukla, âşık, ağlayarak, mutlu, heyecanla inip çıktığımız merdivenler; babamın ellerinin değdiği tırabzanlar…

“Yürüdüğün sokaktaydım demin de/ Öğleydi, ılıktı güneş, inceydi bulutlar/ Dingindi asfalt, kaldırım, duvar/ Dingin ve kımıltısız/ Evler/ Yorgun gibiydi geceden ve sabahın uykusundan”*

Bir gün anneannem ablamı dolaştırırken, evin önünde düşmüş ablam. Anneannem “Türküler, dengeni kaybettin.” demiş. Ablam ağlamaya başlamış; “Dengemi kaybettim, dengemi verin bana.” Anneannem eğilip yerden bir iğne bulmuş, “Al senin dengen.” demiş. Ablam susmuş. Kaç kere dengemi kaybettiğim o yol… Düştüğümde dizlerime iğneler batıran asfalt… Babamın kimbilir kaç kez geçtiği o sokak… 

Instagram’dan birbirimizi senelerdir takip ettiğimiz “ankaraapartmanlari” bir gün mesaj attı bana, “Babanın yürüdüğü sokakları dolaşalım mı” diye. Amcamların evinin önünde buluştuk. Yürüdük, bir yokuş aşağı, bir yokuş yukarı. Daha 3-4 yaşlarındayken amcam ablamla Pirin’i bizim sokakların birleştiği yerdeki parka götürmüş. Ablam çiçek toplamış, dönmüş, koşarken “babacığım” demiş. Amcam olduğunu fark edince utanmış. Ablamın utanarak güldüğü parktan aşağı, arka bahçeleri ağaçlarla dolu, balkonları çiçeklendirilmiş apartmanlar arasından, 40 yıl önce ıssız diye annemi korkutan mahallede arkadaşımla yürüdük, gülüşümüzü kaydederek. Babamın yüzlerce kez indiği o yokuştan…

“Bugün de geldim sinine/ Karanfil kasımpatı ve/ Bir demet kır papatyasıyla/ Acının ve hüznün sonsuz uğrağında/ Hafif sağına yattığın/ Hafifçe toprağa omuz verdiğin yere” *

Babamla annem daha birkaç aylık evliyken, babamın kuzenine beyin tümörü teşhisi konulmuş ve gencecikken yaşamını yitirmiş Alper. Getirip Karşıyaka Mezarlığı’na yatırmışlar. Annesi de oğluna yakın olmak için bir mezar yeri almış. 2. Kapı, 10. Cadde’de. Yani kapağını açıp babamızı görebileceğimizi sandığımız, baş taşını öptüğümüz, kasımpatı dolu, Metin Amca’nın Enver Gökçe’ye seslenerek “Mezarlarınız biraz aralı/ Ama atsan/ Herhal ulaştırırsın sigaranı” ** diye tariflediği, devrimci mezarları ile çevrili, bayramlaşma yerimiz, babamın “küçük bahçesi”…

“İnsan, ancak tanıdık/ bildik yerlerde terliği olmadan ayağını yere basabilir. Ankara benim için öyledir. Kendimi bazen içinde, bazen kuytusunda, bazen uluorta bir meydanında, bazen ise tepesinde hissettiğim ama çoğunlukla gidenlerimizle ve kalanlarımızla beni sarıp sarmalayan bir kent. Yerlerine terliksiz bastığım…” *** demişti ablam yazdığı bir yazıda. Dostlarla kolaylaşan yokuşları, küçük bahçeleri, bir tırabzan gibi bizi “düşmekten” kurtaran sakinleri, çocukluğumuza çıkan sokakları, türkülerle şenlenen apartmanlarıyla, babamın gittiği- ama bir taraftan da hep olduğu, Ruhi Su, Metin Demirtaş, amcam, babam ve ablamla bir zamanlar aynı anda göğüne baktığımız “yerlerine terliksiz bastığımız” evimiz, şehrimiz: Ankara’mız (Ve tırabzanlarında babamın ellerinin izi var).

*Muzaffer İlhan Erdost- Yokluğunun Şiiri ( 24 Ocak 1981, Yazın Dergisi, Nisan 1981)

**Metin Demirtaş- Merhaba (Yarın, Haziran 1982)

***Türküler Erdost- Ah O Zamanlar Sanatçıların Ankara’sı (Pinhan, 2023)

Yazarın Diğer Yazıları
Sokakları Tırabzanlı Ankara’mız

(Ruhi Su, Metin Demirtaş, amcam ve ablamla beraber yazdık bu yazıyı, öyle sayın.) Annemle babamın evlendiklerinde taşındıkları, bizim doğduğumuz, daha sonra babamın gittiği (ama asla gitmediği), büyüdüğümüz evin salonunda, babamın bıraktığı teypten yükselen davudi sesle babamla tanıştım ben. Babamın sesini, arkadaşlarıyla rakı içerken Ruhi Su türküleri söyledikleri ve seslerini kaydettikleri kasetten duydum ilk kez. Amcama […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Ankara, Düşlerin Gerçek Olduğu Yerdir!

DÜŞLER KENTİ ANKARA Öyle değil midir? Ankara’nın bir “düşler kenti” olduğunu 1987’den beri haykırırım, da herkes duyar mı, kimse duymaz mı? Kimisi duyar da duymazdan mı gelir? Bastığı toprağı ayağının altında kendi varlığı için anıt kaidesi ya da çöp zannedenler ayırt etmez, edemez zaten bunu.  Bir de portal alanı çizmişim Ankara Ankara Güzel Ankara şiir […]

Devamını Oku
Müşterek İhtimalini Mümkün Kılmak: Esat Hâl’in Hafızası ve Gelecek Yolculuğu

Ankara, her bir sokağında ayrı bir hikâyenin, her köşesinde farklı bir dönemin izini taşıyan bir şehir. Bu nedenle var olan binaları, parkları, sokakları, caddeleri ve mekânları da bizlere çok şey anlatabiliyor. Cumhuriyet modernizminin planlı başkenti olma mirasını omuzlarında taşıyan bu şehir, bu güçlü mirasla birlikte kendini yenileme potansiyelini de her zaman bağrında saklar. Bugünlerde Çankaya’nın […]

Devamını Oku