Her mevsimde ayrı bir güzelliğe bürünür. Her mevsiminde o muazzam havasını soluma şansım oldu, güzelliğiyle mest etti gözümü, ruhumu. Evet başlıktaki gibi, Macahel, Artvin’de bulutların üstünde kurulmuş bir cennet köşesi… Artvin Borçka’ya yaklaşık 2 saat… Kışı bir ayrı güzel, şayet Karçal Dağları size geçit verirse… Yazın yemyeşil bir okyanusa bürünen cennet, kışın bembeyaz, uçsuz bucaksız […]
Her mevsimde ayrı bir güzelliğe bürünür. Her mevsiminde o muazzam havasını soluma şansım oldu, güzelliğiyle mest etti gözümü, ruhumu. Evet başlıktaki gibi, Macahel, Artvin’de bulutların üstünde kurulmuş bir cennet köşesi… Artvin Borçka’ya yaklaşık 2 saat…
Kışı bir ayrı güzel, şayet Karçal Dağları size geçit verirse… Yazın yemyeşil bir okyanusa bürünen cennet, kışın bembeyaz, uçsuz bucaksız bir tabloya dönüşüyor.
Macaheli, Gürcüce. ‘Maca’ (bilek) ve ‘heli’ (el) sözcüklerinden oluşuyor. “Ca” aynı zamanda kuyu anlamına da geliyor. Macahel Vadisi tepeden bakıldığında da bir kuyu görünümünde. Engin bir vadide büyüleniyorsunuz… Ve bir bilgi vereyim. Burası Türkiye’nin ilk ve tek biyosfer rezerv alanı. Sadece Türkiye için değil dünya için çok önemli olan kapalı bir havza Macahel. Rakımı 2300 metreyi bulan dağların içinde bir vadi.
18 köyden oluşan vadideki 6 köy, 1921 Kars Antlaşması sonrası referandum ile Türkiye sınırları içinde kaldı. Bölgenin diğer 12 köyü Gürcistan sınırında. Kökenleri Gürcü olan Macahel sakinleri geleneklerini, yemeklerini, dillerini koruyor. Doğaya, toprağa, arılara, kuşlara gönülden bağlılar. Macahel Vadisi Camili (Hertvisi), Düzenli (Zedvake), Efeler (Eprati), Kayalar (Kıvabistavi), Maralköy (Mindieti) ve Uğurköy (Akria) olmak üzere altı köyü içine alıyor. Önünde uzanan mısır tarlaları, dev kestane ağaçları, çamlar, minik şelaleler. Hele o şelalelerden Maral… Yok böyle bir güzellik. Yöre insanı ağustos’un 15’inde bile yağan kara tanıklık etmiş. İnanın oradaki bal dünyada yok. Oranın arıları bir başka tür. Orada yiyeceğiniz balı size anlatmaya çalışsam beceremem. Denemelisiniz. Kestane balı.
MACAHELLİ TEYZENİN HEDİYESİ
Görkemli Hatıralar yayını bittikten sonra 90’lı yaşlardan bir teyzenin bir kavanozda getirdiği bal. Size o anı nasıl anlatsam? Uzaktan gelişi dikkatimi çekti. Zor yürüyordu. 5 basamaklı bir merdivenden inmesi gerekiyordu. Korkuluklardan tutunarak indi. Bana doğru geldiğini gözlerinden anladım. Birbirimize mesafemiz azalmıştı. Yanıma yaklaştı ve elindeki kavanozu uzattı. “Senin sayende Macahel dışındaki yerleri de gördüm. Sağ ol oğlum. Allah yolunu açık etsin. Bu bal, bizim buraların arılarının balıdır. Hiç bir yerde yoktur bu. Her sabah bir kaşık ye, hasta olmazsın.” Elini öptüm ve o da bana sarıldı. Evine dönerken elindeki değneğiyle zor yürüyüşünü bir kez daha görünce bana verdiği kavanozu iki elimle daha da sıkı tuttum… Macahel Vadisi’ndeki köylerin temel geçim kaynağı arıcılık. Dünyanın en kaliteli balının yetiştirildiği yerlerden olan Macahel’de balın esintileri Kafkaslar’dan geliyormuş. Kafkas arılarının meziyetleri…
MACAHELLİDEN İNCİLER…
Yöre halkını mutlaka dinleyin… İki örnek paylaşmak istiyorum.
“Sizler yaşamak için, hayatınızı devam ettirebilmek için beyninizin yirmi hücresini kullanıyorsanız, biz burada en az yirmi iki hücreyi kullanmak zorundayız.”
Bir başka Macahellinin söyledikleri:
“Bizim burada birbirimize küsme lüksümüz yoktur. Ne yapar eder iyi geçinmenin yolunu buluruz. Şu doğayla baş başa kalınca insana insan gerek, nasıl küselim?”
Bu cenneti, Macahel’i yaşam anılarınıza katmak bir ayrıcalık olur. Orada zaman durmuş gibiydi. Öyle sessiz, öyle sakin ve huzurlu.
Hani insanın zaman zaman kaybolmak ve huzurlu bir limanda konaklamak isteyeceği yerler vardır ya…
Dalından fındık, böğürtlen koparacağı, dağlardan gelen suyun aktığı çeşmelerden kana kana su içeceği, bir orman denizi içinde kaybolmak isteyeceği bir yer… Kısacası bir cennet düşü.
Görkemli Hatıralar için Macahel böyleydi.
Her ne kadar ulaşmak çok zor olsa da, kesinlikle her eziyete değerdi.
MACAHEL’E NASIL GİDİLİR?
Borçka-Camili karayolunda, Düzenli köyünden sonra yer alan Camili merkezi, Borçka’ya 50 kilometre, Artvin’e ise 82 kilometre uzaklıkta yer alıyor.
Öncelikle kendinizi Artvin Borçka’ya atacaksınız. Borçka’yı da gezin. Macahel’in provasıdır Borçka. Karagöl’ü mutlaka görün. Dünyaya sunulan başka bir hediyedir Karagöl. O eşsiz ormanların yeşil yansımasıyla yemyeşil bir pınara dönüşen Karagöl’ün kenarında közde bir çay içmek. Cıvıl cıvıl kuş seslerine teslim olmak. Bu dünyaya gelmiş olmaya minnet edersiniz. İşte bu güzel provalardan sonra Macahel’in yolunu tutabilirsiniz. Konaklamayı Borçka’da yapıp, Macahel’e varmak. Macera dolu bir yolculuktan sonra yaklaşık 2 saatte vardığınız Macahel artık sizi bağrına basmaya hazırdır. Bu arada yol boyunca sis ve yağan yağmur manzaranızı daha da güzelleştiriyor. Önünüze çıkan ve aralıksız yağan yağmurdan sırılsıklam olmuş inekler hiç istifini bozmuyor. Size ancak canı ne zaman isterse yol veriyor. Size adeta “Buralar esas bizimdir, yabancı” diyor. Şayet yolda kar varsa Macahel’e ulaşmanız 3 saati bulur.
AVRUPA’NIN EN YAŞLI YAĞMUR ORMANLARI
Macahel Vadisi, Avrupa’nın en yaşlı yağmur ormanına sahip. Macahel Vadisi, Türkiye’de tek yağmur ormanı. Zengin bitki ve faunasıyla ülkemizin ilk biyosfer coğrafyası. 2006’da UNESCO ‘Dünya Biyosfer Rezerv Alanı’ olarak seçilen Macahel Vadisi, dünyadaki 621 rezerv alandan Türkiye’deki tek yer.
Macahel’i görmeden bu dünyadan göçmemeli.
* Serhan Asker Karanfil dergi için yazdığı tüm yazıların telif gelirini 6Sıfır2 Derneği’ne bağışlamıştır.
Her mevsimde ayrı bir güzelliğe bürünür. Her mevsiminde o muazzam havasını soluma şansım oldu, güzelliğiyle mest etti gözümü, ruhumu. Evet başlıktaki gibi, Macahel, Artvin’de bulutların üstünde kurulmuş bir cennet köşesi… Artvin Borçka’ya yaklaşık 2 saat… Kışı bir ayrı güzel, şayet Karçal Dağları size geçit verirse… Yazın yemyeşil bir okyanusa bürünen cennet, kışın bembeyaz, uçsuz bucaksız […]
Devamını Oku
“Divriği’de Hürremşah’ın yaptığı Divriği Ulu Cami’nin Cennet Kapısı Türkiye’nin en büyük sanat yapıtıdır. Mengücek Emiri Ahmet Şah ve eşi Turan Melik’in yaptırdıkları Ulucami ve Şifahane’nin mimarı olan Ahlatlı Hürremşah’ın tasarladığı, bezemelerinin çoğunu eliyle yonttuğu taç kapılar Türk çağının en önde gelen başyapıtlarıdır. Kıble kapısındaki yontu (heykel), tasarımı ve işçiliği ile İslam ve Yakındoğu’da yoktur. İkonografik […]
Devamını Oku
Bazı şehirler, insanın yalnızlığını büyütür, bazılarıysa onu paylaşılabilir kılar. Ankara, bu iki duygunun ince dengesinde yaşar. Daha doğrusu, bana öyle gelir. Belki de pek bilmediğim bu şehre uzaktan baktığımdan öyle görüyorumdur, az sayıdaki Ankaralı arkadaşım öyle bir izlenim yaratmıştır. O dostlar da gri gökyüzü gibi mesafeli, yüklü bulutlar gibi yakınlar zaten. Onlardan dinlediğim Ankara’nın dostlukları, […]
Devamını Oku
Eski Ankara pastaneleri, o günlerin tatlı anılarını günümüze taşımakla beraber, bir zamanlar Ankara’nın tatlının başkenti olduğunun da ispatı. Bugün hâlâ o tatları yapabilen mekânların olması, eskinin bizlere mirası. Pastane deyip geçmemek lazım. Şimdilerde endüstrileşmeyle birlikte form değiştiren pastacılığın mekânları, bir zamanların en önemli buluşma noktalarıydı. Şairlerin, sanatçıların, yazarların gündelik hayat akışında başat rol alan bu […]
Devamını Oku