Nebahat Ayhan
Tüm Yazıları
Hıdırellez: Baharın Bayramı
Ana Sayfa Tüm Yazılar Hıdırellez: Baharın Bayramı

Öyle bir bayram ki kendine bakan her gözde binbir renkte gökyüzü, her dem geleceğin içinden geçebilen bir geçmişin masum öyküsü… Mutluluk, sevgi ve dileklerle kutlanan … Baharın gelişini, doğanın uyanışını simgeleyen ve kadim bir bayram olan Hıdırellez, toplumsal dayanışma, sosyalleşme, kaynaşma ve eğlenceli bir birleşmenin, çoğalmanın, bolluğun ve bereketin artışının başlangıç günüdür.. Şarkıyla, dansla, aşkla […]

Öyle bir bayram ki kendine bakan her gözde binbir renkte gökyüzü, her dem geleceğin içinden geçebilen bir geçmişin masum öyküsü…

Mutluluk, sevgi ve dileklerle kutlanan …

Baharın gelişini, doğanın uyanışını simgeleyen ve kadim bir bayram olan Hıdırellez, toplumsal dayanışma, sosyalleşme, kaynaşma ve eğlenceli bir birleşmenin, çoğalmanın, bolluğun ve bereketin artışının başlangıç günüdür..

Şarkıyla, dansla, aşkla ve coşkuyla kutlanır.  

İsmini Hızır ve İlyas’tan alır. Halk inanışına göre, Hızır Peygamber karada, İlyas Peygamber ise denizlerde insanlara yardım eder. Hızır aksakallı, İlyas uzun boylu… Her ikisi de yaşlı, her ikisi de dünyamızın, hepimizin dedesi. Ellerinde uzun bir değnek tüm zamanlarda derde derman; iki can ki kanatları rüzgârdan. En sevdikleri çiçek gül… Gölgesinde dostluk, muhabbet ve barış.. Hepsi insana yakışan…

Bastıkları yer yeşeriyor ve  dokundukları hasta şifa buluyorsa, kokusu paylaştıkça çoğalan ve sonsuzluğa yayılan o güllerin dibinde “baharın müjdecisinden” dilekler dilenmez mi?

İnsanın kadim tarihinden kalan, dünyanın farklı yerlerinde farklı adlarla ve hemen hemen birbirine benzer ritüellerle kutlanan bu yadigâr gün; Orta Asya,  Ortadoğu, Balkanlar ve Anadolu’da yüzyıllardır kutlamakta. Bir anlamda insanların baharla kucaklaştığı, bereketi çağırdığı, var olan bolluğunu paylaştığı, kötü enerjilerden arındığı ve dileklerde bulunduğu gün olarak yaşanır.

Hıdırellez gecesi, dilekler bir kâğıda yazılır ve bir gül ağacının altına bırakılır ya da ağacın dallarına asılır. Bu dileğin, Hızır tarafından görülüp gerçekleşeceğine inanılır. Hep birlikte yakılan ateşin ve üzerinden üç kez atlanarak kötü enerjilerden, hastalıklardan ve nazarlardan arınmaya çalışılır. Rivayet odur ki en büyük ateş de bir gün Anadolu’da yakılacaktır.

Evlerde su dolu kaplar hazırlanır ve bu kapların yanına para bırakılır. Yiyecek kavanozlarının bakliyat torbalarının, un, şeker tuz ve yağın ağzı açılır. Amaç, yıl boyunca bolluk ve bereketin artmasıdır. Bazı bölgelerde dilekler küçük taş sembollerle toprağa çizilir. Kınalar yakılır, çanak çanak yoğurtlar mayalanır, bişiler dökülür ve ertesi sabah dağıtılır. 6 Mayıs günü buluşur. Sabah olduğunda daha önceden toprağa düşmeden hasadı yapılan nisan veya mayıs yağmur suyuyla yüz yıkanır veya evin köşelerine serpilir. İçine kırk çeşit çiçek ve şifalı bitkiler atılarak yıkanılır.

Hızır ve İlyas kavuşur da o gün kutsal sayılmaz mı? Âb-ı hayatın içildiği ve ölümsüzlüğe ulaşıldığı gecede dilekler dilenip al keseler gül dalına asılmaz, ateşten atlanmaz mı?

Her 5 Mayıs gecesinde bahar, kokusuyla süzülür açık pencere ve kapılarımdan hanemin içine. Suyuma, unuma, tuzuma, ağzı açık kavanozlarıma, gül saksısının dibindeki işlemeli yeşil saten keseme ve cüzdanıma dokunur. Bahar; duamı ve dileklerimi okur, çizdiklerime bakar gülümser “Bu dileğe daha var, biraz daha sabır.” der belki; belki de “Tamam.” der ve kokusunu bırakarak zamanın kanatlarına tutunur başka dileklere yetişir ve iyiliği, güzelliği pay eder.

Ahhhh İderlez, her yeşil ve her varlık, başka bir can, insan olmasa da seni bir yönüyle tamamlayan… 

Ahhhh Eğrilce, bana ne güzel yakışmakta; bende ne güzel yaşanmakta ve beni ne güzel yaşatmaktasın.

Heyyy Ederlezi, kabul ediyorum, iliklerine kadar başkasın…

Sevginin, bereket ve bolluğun paylaşıldığı her yerde bahar vardır. Şimdi o memleketteyiz işte Hıdırellez denilen memlekette.

Yazarın Diğer Yazıları
Ankara’nın Mevsimi

“Yoklukları bir uçurum kadar derin.” Metin ALTIOK Bahar, yaz, güz ve zemheri… Biri sevdalıdır güneşe, biri savrulmayı bekler rüzgârla, biri renklerin davetkârı, biri hüznün örtüsü… Belki benzersizlikler ve tercihlerle ayrılırlar fakat birlikte tam ederler hayatı.Saklanmazlar, neyi var neyi yok sere serpe dökülüverirler. Bahşettikleri de vardır götürdükleri de. Ve illaki yaşanacaklardır. Bir şehrin şahidi değil parçası […]

Devamını Oku
Her Yer Mavi

M.Ö. 1259’da Hitit İmparatorluğu ile Mısırlılar, tarihin yazılı ilk büyük savaşını  ve tarihte adı geçen en eski barış antlaşması (Mısır-Hitit Ebedi Barış Antlaşması) KADEŞ Antlaşması’nı yaparlar. Bu antlaşmada iki tarafın da birbirlerine saldırmaması, müttefik olarak hareket etmesi, savaş esirlerini serbest bırakması, gerektiğinde birbirlerine askeri destek sağlaması gibi maddeler vardır. Anlaşma çivi yazısıyla kil tabletlere kaydedilir. […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Dostluğumuzun Başkenti

Bazı şehirler, insanın yalnızlığını büyütür, bazılarıysa onu paylaşılabilir kılar. Ankara, bu iki duygunun ince dengesinde yaşar. Daha doğrusu, bana öyle gelir. Belki de pek bilmediğim bu şehre uzaktan baktığımdan öyle görüyorumdur, az sayıdaki Ankaralı arkadaşım öyle bir izlenim yaratmıştır. O dostlar da gri gökyüzü gibi mesafeli, yüklü bulutlar gibi yakınlar zaten. Onlardan dinlediğim Ankara’nın dostlukları, […]

Devamını Oku
Ankara: Tatlının Da Başkenti

Eski Ankara pastaneleri, o günlerin tatlı anılarını günümüze taşımakla beraber, bir zamanlar Ankara’nın tatlının başkenti olduğunun da ispatı. Bugün hâlâ o tatları yapabilen mekânların olması, eskinin bizlere mirası.  Pastane deyip geçmemek lazım. Şimdilerde endüstrileşmeyle birlikte form değiştiren pastacılığın mekânları, bir zamanların en önemli buluşma noktalarıydı. Şairlerin, sanatçıların, yazarların gündelik hayat akışında başat rol alan bu […]

Devamını Oku