Şahane uğurlandı Haldun Bey. Kibarlığının, sahne tutkusunun, akademisyenliğinin, dostluklarının, arkadaşlığının karşılığını aldı aslında. Sanat ülkesi, tiyatro mahallesi öz evladına görkemli bir veda yaptı. Türkiye, kararlı bir Cumhuriyetçiyi, sonsuz bir Atatürkçüyü kaybetti. Haldun Dormen yaşamını kaybetti, evet… Kaybeden aslında replikler oldu… Kaybeden, tiyatro koltukları oldu… Hayalini kurduğu, hazırlıklarını yaptığı müzikallerin-oyunların seyircileri kaybetti… Yolunu gözleyen öğrenciler […]
Şahane uğurlandı Haldun Bey. Kibarlığının, sahne tutkusunun, akademisyenliğinin, dostluklarının, arkadaşlığının karşılığını aldı aslında.
Sanat ülkesi, tiyatro mahallesi öz evladına görkemli bir veda yaptı.
Türkiye, kararlı bir Cumhuriyetçiyi, sonsuz bir Atatürkçüyü kaybetti.
Haldun Dormen yaşamını kaybetti, evet…
Kaybeden aslında replikler oldu… Kaybeden, tiyatro koltukları oldu…
Hayalini kurduğu, hazırlıklarını yaptığı müzikallerin-oyunların seyircileri kaybetti…
Yolunu gözleyen öğrenciler kaybetti. Koşulsuz seven dostları kaybetti…
Alya, Yasemin, Ayşe ve Ömer kaybetti. Yani, Haldun Abi’yi pamuklara sararak seven çekirdek ailesi kaybetti… Haldun Bey’in güzel yüreğine, nezaketine, disiplinine, tutkularına, yaşama sevincine öncelikle tanık olan, onunla geçirilen zamanın tadını çıkaran, oğlu, gelini, torunları…
*
Yıllar oldu, Haldun Dormen belgeselini hazırlayıp yayımlayalı. Çeyrek asır, dile kolay…
Milenyuma henüz girmişken yani…
O zamanlarda da zamansızdı Haldun Dormen.
Çok zor zaman bulabilmiştik çekimler için, 70 küsur yıllık ömrünü dinlemek için…
(73 yaşındaydı, birlikte yürüdüğümüz fotoğrafta olduğu gibi. Diğer fotoğraf, yakın dostu Mustafa Alabora’nın Şile’deki evinde… 5 yıl önce…)
Hep kibardı, o zamanlar da kibardı, kolunun altındaki projeler eksik olmazdı. Sahne kaçınılmazdı, öğrencilerine, ders verdiği okuluna verdiği değer sanki sonsuza kadardı.
**
Şahane anlar hatırlıyorum…
Cumhuriyet’i savunan mitinglerde öndeydi. Mesleki örgütlenmelerde başı çekmişti ama politik tiyatroyu tercih etmemişti…
“Ben insanları neşelendirmenin, kaliteli bir şekilde güldürmenin çok yararlı olduğuna inanıyorum.” demişti sohbetimizde ve devam etmişti:
“Hayatı seviyorum, insanların hayatı sevmesini istiyorum ve insanları da hayatı sevmeye yönlendirmek istiyorum. Yani bu belki benim bir şeyim, karakterimin parçası! Ben geriye baktığım zaman Dormen Tiyatrosu’nun görevini çok iyi bir şekilde yapmış olduğuna inanıyorum.”
Tiyatrodan hiç para kazanmadığını, aksine kaybettiğini ve birikimini hep tiyatroya harcadığını söylerdi yakınları, meslektaşları…
Haldun Bey, buna dair de şahane açıklama yapmıştı…
“Tiyatro bana, gerçekten bunu çok samimi söylüyorum, tiyatro bana hiçbir şeyle satın alamayacağım büyük bir saygı kazandırdı. Tiyatro sahibiyseniz batmayı göze alacaksınız. Birçok tiyatro sahibi maalesef tiyatrodan para kazanmaz. Tiyatrodan para kazanmak mümkün değil.”
Kibarlığı ve iyimserliği paraleldi… “Yaparsın şekerim” ve “önümüze bakalım” sözlerini çok kullanırdı.
Oyun seçiminde, yaşam yolculuğunda ve dost seçiminde “Kötümser bir şeye bakmamaya çalışıyorum. Çünkü iyimser bakmaktan çok şey kazandım.” diyecekti…
Haldun Bey için 2001’de hazırlayıp reyting rekortmeni diziler arasında yayımladığımız belgeselin anonsunda -karınca kararınca- şu satırları yazmışım:
“Aktör dediğin nedir ki? Artık kendimiz yokuz. Seyircilerimiz de kalmadı. Ama repliklerimiz fısıldaşır durur sabaha kadar. Gün ağarır, temizleyiciler gelir, replikler yerlerine kaçışır.
Ve perde!..
Evet, Üstat Haldun Taner gibi biz de perde diyoruz bugün.
Ve bir başka usta Haldun Dormen’i sahneye davet edip devam ediyoruz.
Tiyatrosuz kalmayalım.
Tiyatro seyircisiz kalmasın.
Yıllar yıllar önce olduğu gibi replikler fısıldaşıp dursun sabaha kadar.
Tiyatro bir şenlik olmaya devam etsin.
Öyle bir şenlik olsun ki coşalım, gözyaşı dökelim ve gülelim!
Ve hep perde sesini duyalım. Hayatını tiyatroya adamış tüm ustalar gibi, Dormen Tiyatrosu’nu da, Haldun Dormen’i de izlemeye devam edelim.
Hikâyemiz, Haldun Dormen ve arkadaşlarının, tiyatro tarihine uzanan hikâyesidir.
Tek perdeliktir!”
*
Bu tek perdelik hikâyeyi bu sayfalara sığdırmak zor.
Haldun Abi, 3 kalın kitap yazdı kendi hayatına dair.
Biz, 75 dakikalık belgesel yaptık ancak yarısını anlatabildik!
Ancak…
18’indeki Haldun’un babası Sait Dormen’in görkemli iş yaşamını değil de tiyatroyu tercih etmesine dair o anıyı anlatmadan bitirmeyelim!
**
Mektup, “Biricik oğlum!” diye başlıyordu. “Tiyatro da asil güzel bir meslek. Ama görevin iyi bir tiyatrocu olmak ve bu işin en iyi şekilde öğrenimini yapmak.”
Evet, 1940’lı yılların sonuydu ve Türkiye’de bir babanın hele de işadamı bir babanın, Amerika’da Yale Üniversitesi’nde tiyatro eğitimi gören oğluna böylesi bir mektup yazması görülmüş şey değildi.
Sait Ömer Dormen, oğlu Haldun’un hayallerine kapı açıyordu. “Git ve iyi bir oyuncu ol!”
Sait Ömer Dormen’in kararı son derece cüretkârdı. Çünkü tiyatroculuk vesikalık mesleklerden biriydi. 1940’ların sonunda, 1950’lerin başında.
Hatta, kendi tiyatrosunu kurduktan birkaç yıl sonra Haldun Dormen’in Mersin’de yaşadığı bir olay bu durumu bir çırpıda özetleyiverecekti.
Sahneye gönderilen kocaman çiçek demetinin üzerine şu not iliştirilmişti: “Meslektaşlarımız kentimize hoş geldiniz!”
Çiçeği gönderenler Mersin’deki Tabarin Pavyon’da çalışan dansçılardı!
*
Hep mutlu oldu, hep neşeyi aradı Haldun Dormen.
Mersin’deki o şirin hatıradan, 1955’ten bu yana, Haldun Dormen kendisini kahkahalarımızdan sorumlu tuttu.
Vodvil, komedi ve müzikallere attığı imzada bu sorumluluğun izlerini taşıdı.
Papaz Kaçtı’dan Sokak Kızı İrma’ya, Hisseli Harikalar Kumpanyası’ndan Popcorn’a, Kamp 17’den Lüküs Hayat’a fazlaca yaralara dokunmadan gülümsetti.
Dormen Tiyatrosu kuşaktan kuşağa Türk Tiyatrosu’nda hep var oldu. Haldun Dormen de…
O yalnız yönetmenlik ve oyunculukla yetinmedi.
Bugünün tanınmış pek çok oyuncusunu sahneye taşıdı.
Erol Günaydın’ı, Alper Peray’ı, Altan Erbulak’ı, İzzet Günay’ı, Fikret Hakan’ı ve daha nicelerini…
Birlikte oynasın oynamasın, yaşıtı olsun olmasın pek çok oyuncudan bir anı, bir bilgi, bir neşe derledi.
Ve 98 yaşında yaşama gözlerini yumdu.
Yaşamını sahnede kaybetti aslında; ağaçlar ayakta ölür misali…
Hastaneye kaldırıldığı güne kadar tiyatro yaptı Haldun Abi.
80 yıl sürdü tiyatro heyecanı, tutkusu…
Hep sahnedeydi…
Hep sahnedekiler için koşuşturdu…
Sahneye çıkmak isteyenlere ders verdi… Kol kanat gerdi…
Sahneden uğurlandı…
Güle güle Haldun Bey…
Seni bu ülke, sanata katkılarından dolayı unutmayacak HALDUN USTA…
*
SENİ…
İYİ BİLİRDİK! TİYATRO SEVDALISI VE İSTANBUL BEYEFENDİSİ BİLİRDİK!..
Yıllardır dostluk yapıyoruz sevgili Zülfü Livaneli’yle. Zülfü Abi’mle… Öncelikle besteleriyle yollar yürüdüm 1980’lerde… Romanları başucum oldu hep… Ve… Onlarca seyahat, geniş zamana yayılan sağlam dost sofraları… Kopmaz, tükenmez kardeşlik… Elbette, belgeselini yapmış olmanın onuru… Hem de 25 yıl arayla iki kez, çarpıcı yaşamının anlatıldığı, “BİR İNSANIN VE BİR MEMLEKETİN HİKÂYESİ” belgeseli… Zülfü Livaneli… Abim… Ustam… […]
Devamını Oku
Çocukların yurdu yoktur… Tüm dünya çocuklarındır. Ama dünya zalimleri ve delileri, en büyük kötülüğü çocuklara yapıyor… Hele şu yakın zamanlara, Gazze’ye, Tahran’a baksanıza!.. Yemek ve su kuyruğunda açlık, susuzluk içinde çocuk fotoğrafları gelip geçiyor önümüzden… Ya da okula atılan bombalar… Paramparça olan kız çocukları… Yaralı ya da cansız bedenler.. Kahredici, hem de çokkk. * […]
Devamını Oku
DÜŞLER KENTİ ANKARA Öyle değil midir? Ankara’nın bir “düşler kenti” olduğunu 1987’den beri haykırırım, da herkes duyar mı, kimse duymaz mı? Kimisi duyar da duymazdan mı gelir? Bastığı toprağı ayağının altında kendi varlığı için anıt kaidesi ya da çöp zannedenler ayırt etmez, edemez zaten bunu. Bir de portal alanı çizmişim Ankara Ankara Güzel Ankara şiir […]
Devamını Oku
Ankara, her bir sokağında ayrı bir hikâyenin, her köşesinde farklı bir dönemin izini taşıyan bir şehir. Bu nedenle var olan binaları, parkları, sokakları, caddeleri ve mekânları da bizlere çok şey anlatabiliyor. Cumhuriyet modernizminin planlı başkenti olma mirasını omuzlarında taşıyan bu şehir, bu güçlü mirasla birlikte kendini yenileme potansiyelini de her zaman bağrında saklar. Bugünlerde Çankaya’nın […]
Devamını Oku