Can Öktemer
Tüm Yazıları
Bir Kulüpten Fazlası: Kulüp Feyman
Ana Sayfa Tüm Yazılar Bir Kulüpten Fazlası: Kulüp Feyman

Bir an için 1970’li yılların Ankara’sında olduğunuzu hayal edin. Hafta sonu dışarı çıkmaya karar verdiniz. Nereye giderdiniz? Şöyle tarih sayfalarını karıştırdığınızda o tarihlerde pastane, gece kulübü, gazino veya meyhaneye gidildiğini görürsünüz. Bu mekânlar sadece eğlenmek, kafa dağıtmak için değil aynı zamanda bir tür karşılaşma yerleri. Gittiğiniz yerde mutlaka birilerini görürsünüz çünkü. Ankara, 1970’li yıllarda hararetli […]

Bir an için 1970’li yılların Ankara’sında olduğunuzu hayal edin. Hafta sonu dışarı çıkmaya karar verdiniz. Nereye giderdiniz? Şöyle tarih sayfalarını karıştırdığınızda o tarihlerde pastane, gece kulübü, gazino veya meyhaneye gidildiğini görürsünüz. Bu mekânlar sadece eğlenmek, kafa dağıtmak için değil aynı zamanda bir tür karşılaşma yerleri. Gittiğiniz yerde mutlaka birilerini görürsünüz çünkü.

Ankara, 1970’li yıllarda hararetli bir siyasi atmosferdeydi. Gece hayatı ise şehrin giderek büyümesi, nüfusun da artmasıyla hızlıydı ve dikkat çekiciydi. Kızılay ana merkez ama yavaştan Kavaklıdere’ye doğru kayan bir istikamette ilerliyordu; diskolarla, gece kulüpleriyle, pastanelerle, kitapçılarla dinamik bir kamusal alan görüntüsü çizdiği söylenebilir. 

Müzik ise hem gece hayatında hem gençlik arasında başrolde. Elden ele dolaşan plaklar… “Şunu dinledin mi? Çok acayipmiş” heyecanıyla ilk çıkan ve kısa sürede dünya tarihine geçecek albümler sayesinde oluşan bir kültür (Elbette bunda şehirdeki Amerikan askerlerinin bir hayli payı vardı ve bu politik ve kültürel olarak ayrı bir yazının konusu).

1960’lı yıllardan 1970’li yıllara uzanan o aralıktaki gece hayatının biraz da canlı müzik üzerinden şekillendiği de söylenebilir aslında. Cinnah Yokuşu’ndaki Apple Disko’da bir araya gelinip DJ eşliğinde dans da edilebilir veyahut gazino ve kulüplere gidilip canlı müzik de dinlenebilir. Türkiye’nin en ünlü ses sanatçıları da karşınıza çıkabilir bu mekânlarda, yetenekli caz müzisyenleri de. ‘Herkesin zevkine göre yerlerimiz mevcuttur’ yılları yaşanıyor Ankara’da bir nevi. 

Ankara gece hayatının unutulmazları arasına girecek, hakkında yazılar yayımlanacak bir mekân işte bu dönemde açıldı. Takvim yaprakları 1971 yılını gösteriyordu. Olgunlar Sokak’ta çok katlı bir apartmanın giriş katındaydı Kulüp Feyman. Usta trompetçi İlhan Feyman, burayı Soysal Pasajı’nda çorapçı dükkânı işleten, aynı zamanda eşi benzeri olmayan sesiyle Türkiye’yi sallayan Alpay’dan devraldı. Öncesinde ismi Kulüp Alpay’dı. İstanbul’dan kısa süreliğine geldiğinde bizzat Alpay teklif etti mekânı işletmesini. Her şey bu kadar hızlı başladı. 

Önce tabela değişti. Bugün için bile estetik olarak harika gözüken trompet biçiminde bir logo hazırlandı. Hatta orada fotoğraf çektirenler Kulüp Feyman logolu zarfın içine koydular en güzel anılarını. Selim Esen’in Gerçek Edebiyat için yazdığı Feyman Kulüp yazısına göre İlhan Feyman’ın kardeşi Özen Feyman hazırlamış logoyu. Mekânın ruhuna uyum gösteren, stil sahibi bir logo. 

Usta cazcının açtığı mekânda caz çalınır elbette. Tuna Ötenel başta olmak üzere Kudret Öztoprak gibi isimler sahne almış. İnsanın vay canına deyip orada olmak istediği bir orkestra olsa gerek. 

Kulüp Feyman’ı tabii şöyle düşünmek gerek: Akşam yemeği için oturulacak bir yer değil. Tam aksine yemekler başka bir yerde yenip geceyi sonlandırmak için buraya geliniyor o dönem. Eğlenmek ve iyi müzik dinlemek ana şiar. O yüzden gecenin geç saatlerinde başlıyor eğlence ve sabahlara kadar da sürüyor. 

Kulüp Feyman’ın müşteri popülasyonu ise dönemin ruhuyla paralel olarak kozmopolit denilebilecek bir karmaya sahip. Bürokrat ve sosyete ağırlıklı gitse de orta sınıftan ailelerin de gelebildiği bir yer. Bu anlamda tam bir öğrenci mekânı da denemez aslında. Bugünden geçmişe dönünce elit bir havası varmış gibi görünebilir ama İlhan Feyman’ın burayı biraz da iyi caz müzisyenlerinin çalabildiği bir yer olarak düşündüğü de açık. Ayrıca sanatçı dostu bir yer olarak da biliniyormuş. Yine Selim Esen’in aktardığına göre tiyatro ve müzik sanatçılarına yüzde elli ‘İlhan Feyman indirimi’ yapılırmış. 

Hem yurtdışındaki caz bar havasını koruyabilmiş hem de memlekete özgü gazino kültürünü yaratabilmiş bir yer Kulüp Feyman. 1970’li yılların eğlence anlayışını popülist sulara doğrudan çekmeden ama her şeyden önce memleketin en yetenekli caz müzisyenlerine çalabilecekleri bir mekân sunması bakımından tarihe kıymetli harflerle geçti. Bugün Olgunlar Caddesi’nde Kulüp Feyman gibi bir yeri düşünebilmek pek mümkün değil. Ankara’nın baş döndüren değişimi, eklektik kültür mozaiğiyle Kulüp Feyman anılarda, birkaç fotoğrafta, birçok orta sınıf ailenin fotoğraf albümünde yer alan imgelerinde yaşamaya devam ediyor. İnsan hatırladıkça var olur, kentler de mekânlarıyla. Her bellek kaybı sadece tarihsel akışın sisler içine girmesi değil; şehrin esas kimliğinin, kültürünün de kaybı demek. Mekânlar çeşitli sebeplerden kapanabilir. Ekonomi politik ve zamanın ruhu bunu diretebilir. Lakin, bir mekân kapandığında devamlılığını onun benzeri sağlar. Sanırım Ankara’da en büyük kayıplardan biri bu oldu. Herkes birbirine benziyor ama kimse tam olarak neye benzediğini bilmiyor. 

Kaynakça:

Selim Esen: Kulüp Feyman/ Gerçek Edebiyat 8 Aralık 2024

Yazarın Diğer Yazıları
Bir Kulüpten Fazlası: Kulüp Feyman

Bir an için 1970’li yılların Ankara’sında olduğunuzu hayal edin. Hafta sonu dışarı çıkmaya karar verdiniz. Nereye giderdiniz? Şöyle tarih sayfalarını karıştırdığınızda o tarihlerde pastane, gece kulübü, gazino veya meyhaneye gidildiğini görürsünüz. Bu mekânlar sadece eğlenmek, kafa dağıtmak için değil aynı zamanda bir tür karşılaşma yerleri. Gittiğiniz yerde mutlaka birilerini görürsünüz çünkü. Ankara, 1970’li yıllarda hararetli […]

Devamını Oku
Bir Zamanlar Gençlik Parkı’nda: Dedem ve Dayımın Anısına

1973 yılı. Aylardan Ağustos. Günlerden Pazar. Bezdirici bir sıcak var dışarıda ve babam arabayı kaybetti. Emek Mahallesi’nde, gölgesi yol boyu uzanmış bir ağacın altındaydık. Burası babamın arabayı her zaman park ettiği yerde. Şimdi arabaya değil ondan kalan boşluğa bakıyorduk.  Babamın yüzünde hiçbir panik ifadesi yoktu. Dün gece arkadaşlarıyla yemeğe gitmişti. Böyle gecelerde mutlaka geç gelirdi. […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Ankara’da Çocuk Olmak

Ankara’da çocuk olmak; bozkırın sert rüzgârına karşı avuçlarında bir güneş saklayarak, tarihin suskun taşları arasında kendi masumiyetinin sesini aramak gibi… Bozkırdan Başkente Dönüşen Ankara’da Çocukluk Ankara, bir zamanlar bozkırın ortasında sade bir kasabaydı. Rüzgârı sert, toprağı yalın, ufku genişti. Ama o ufkun içinde büyüyen çocuklar için dünya kocamandı. Sokaklar oyun alanı, boş arsalar düş kurma […]

Devamını Oku
Ankaram = Anadolum…

Başkentte ilk evimiz Çıkrıkçılar Yokuşu’nun tepesine yakın “Safranhan”ın eteğindeki… Salman Sokak’taydı, yurdun her yöresinden komşumuz vardı. Çocuk aklımla canının istediği gibi sansürsüz konuşan amcaları teyzeleri… Akranlarımı yadırgamazdım; dilleri bizim dile benziyordu… “Anam eccük duz istiyo… İpta ben geldim… Ne diyo o gabcuk aaazlı… Gayfe iccen mi? Ellaam sen iyi bilin…” Bizim evdekiler de komşular da […]

Devamını Oku