Oğulcan Kütük
Tüm Yazıları
Arkadaş’ımıza Bir Teşekkür Mektubu
Ana Sayfa Tüm Yazılar Arkadaş’ımıza Bir Teşekkür Mektubu

Hâlâ ara sıra dostlarımla mektuplaşıyoruz. Arada çıkarıp okuyalım, elle tutulan bir şeyimiz olsun diyerek. Şimdi en eski arkadaşlarımdan birine yazacağım. Yazdığım mektuba cevap beklerken tatlı bir telaşa düşüyorum, bu mektuba cevap gelemeyeceği için en telaşsız mektubum olacak. Bu kısmı hüzünlü biraz, hızlıdan geçiyorum. Çok sevgili Arkadaşım, hepimizin Arkadaş’ı;  Gidişinden elli bir yıl sonra, şiirle hemhâl […]

Hâlâ ara sıra dostlarımla mektuplaşıyoruz. Arada çıkarıp okuyalım, elle tutulan bir şeyimiz olsun diyerek. Şimdi en eski arkadaşlarımdan birine yazacağım. Yazdığım mektuba cevap beklerken tatlı bir telaşa düşüyorum, bu mektuba cevap gelemeyeceği için en telaşsız mektubum olacak. Bu kısmı hüzünlü biraz, hızlıdan geçiyorum.

Çok sevgili Arkadaşım, hepimizin Arkadaş’ı; 

Gidişinden elli bir yıl sonra, şiirle hemhâl biri olarak, hep genç kalmış bir şaire, ancak bir teşekkür mektubu yazabilirim diye düşündüm.

Şiirimiz yıllarca kendi yatağında -bazı köşelere çarpa çarpa- akarken, senin aldığın söz, çattığın şiir bende ne çok şeyi yerinden kımıldattı bir bilsen. Öyle ki, şimdilerde bizim okuyup yazdığımız şiirlerde, yıllar evvel getirip öğrettiğin o şiirin kanı dolaşıyor; kuşaktan kuşağa değişerek taşınan o kan, şimdinin şiirinde bile, bir hücum halinde ilerliyor hâlâ. Yaşasaydın, senin o yüksek sesin daha da yükselmiş olurdu kesin. 

Bugünlere yetişmenin bir olanağı olduğunu, senin televizyonlarda, gazetelerde, kitaplarda, şu üzerimizden geçen zulümlere ses çıkardığını hayal ediyorum. Buralar çok karışık. Şiire uzun uzun bakan bir avuç insanız, azınlığız. Dünya derdi, önüne neyi katarsa dertop edip içine çekti her şeyi. Yaşasaydın el verirdin kesin. Sesin daha da yükselmiş, yüzün oturmuş olurdu kesin. 

Bu mektubu yazmadan evvel Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası’nı aldım elime. Kitaba dokunduğum gibi aklım beni on sekiz yaşıma, on yedi sekiz de beni bir üniversitenin yurdunda bir akşam vaktine götürüp bıraktı. Şiirle yeni yeni ilgileniyorum henüz, bana çelmeyi ha taktı ha takacak. Elimde kitap, yorganı çeneme kadar çekmişim, seni ilk kez okuyorum. Kapaktaki siyah-beyaz vesikalık sayılacak o meşhur fotoğrafının çok eski olduğu belli ama bende bir ölüm imgesi uyanmıyor, seni yaşıyor sanıyorum. İlk sayfadaki biyografiyi kitap bittikten sonra okuyacağım. Uzun yıllar göğsümü gere gere benim şairim diyeceğim. Yaşasaydın el verirdin kesin. 

Seni okuyup hiçbir şey almadım diyen yalan söylemiş olur. Hiçbir şey olmasa bile senin şiirinden bir söyleyiş rahatlığı alınacaktır. Ben evvela onu aldım, bilinçsiz ilk okumalarımda olmasa da sonradan okuya okuya, artık şiir yazan biri olarak hiç azımsanmayacak, çok kıymetli bir şey aldım. Bu söyleyiş rahatlığı da benim şiirdeki ritmime üçüncü bir ayak oldu: “elimi tut / tuttururlar / o kadarına izin verirler.” Yazdığın bu dümdüz dizenin ferahlığından bahsediyorum. Nefes alan bir dil. Öte yandan sana bu dizeyi yazdıran ahlakçılığın da Allah belasını versin Arkadaş Abi. Yaşasaydın beraber direnirdik ama gam! Yazdıklarını pankartlara dövizlere yazıp yürüdüler geçen sene. Hatta bir pankartın üzerinde bizzat gördüm, yaldızlı, renk renk, alabildiğine büyük harflerle: “Z E K İ M Ü R E N ’ İ  S E V E C E K S İ N İ Z” 

Üçüncü kitabım iki ay önce yayımlandı. Vesilesiyle İstanbul Kitap Fuarı’nda imza günü yaptık. Anlatacağım o değil, Hüseyin Peker’le beraber yaptık imzayı. Gelen giden az olunca da uzun uzun seni anlattı bana. Peker sanıyorum kimle oturursa otursun uzun uzun seni anlatıyor, biz ilk defa oturduk. Yıllar sonra bile senin adını her anışında hâlâ gözlerinin içinde belli belirsiz bir parıltı yanıp sönüyordu. Hiçbirini kaçırmadım o parıltıların. Dolaştığınız yerleri beraber dolaştık, içtiğiniz çayı beraber içtik. İçtik çünkü her şeyi dün yaşamış gibi taptaze anlatıyor. “Ağabey” dedim, lafa girip. “Geçen sene Ankara’ya gittim bir işin için, Meşrutiyet Caddesi’nden geçerken hatırladım Arkadaş’ı. Dönüp bir daha baktım caddeye. ‘Arkadaş’ı burada mı kaybettik yani şimdi…’ dedim kendi kendime.” Sahiden uzun uzun baktım. Öyle şairane bir duyguyla, gözlerimi kısarak, elimde sigarayla falan değil ama… Çok sahici bir şey oturdu içime. Peker, elini dizime hafifçe vurup “eh” dedi bana. Küçücük bir anı. 

Neden anlattım bunu… Çünkü senin gibi ben de çok sevdim onu. Zaten sevecektim, buna hazırlıklıydım. Yıllardır hazırlıklıymışım meğer. Çünkü senden sonra bir kitap yazdı, adı mükemmel bir kitap, hiç çıkmaz aklımdan: “İnsan Arkadaşınındır”

Yaşasaydın gülümserdin buna kesin. Yaşasaydın eğer o belki böyle bir kitap yazmazdı ama sen gülümserdin kesin. Hem sesin iyice yükselmiş, sakalların artık uzamıştı kesin.

Yazarın Diğer Yazıları
Arkadaş’ımıza Bir Teşekkür Mektubu

Hâlâ ara sıra dostlarımla mektuplaşıyoruz. Arada çıkarıp okuyalım, elle tutulan bir şeyimiz olsun diyerek. Şimdi en eski arkadaşlarımdan birine yazacağım. Yazdığım mektuba cevap beklerken tatlı bir telaşa düşüyorum, bu mektuba cevap gelemeyeceği için en telaşsız mektubum olacak. Bu kısmı hüzünlü biraz, hızlıdan geçiyorum. Çok sevgili Arkadaşım, hepimizin Arkadaş’ı;  Gidişinden elli bir yıl sonra, şiirle hemhâl […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Ankara, Düşlerin Gerçek Olduğu Yerdir!

DÜŞLER KENTİ ANKARA Öyle değil midir? Ankara’nın bir “düşler kenti” olduğunu 1987’den beri haykırırım, da herkes duyar mı, kimse duymaz mı? Kimisi duyar da duymazdan mı gelir? Bastığı toprağı ayağının altında kendi varlığı için anıt kaidesi ya da çöp zannedenler ayırt etmez, edemez zaten bunu.  Bir de portal alanı çizmişim Ankara Ankara Güzel Ankara şiir […]

Devamını Oku
Müşterek İhtimalini Mümkün Kılmak: Esat Hâl’in Hafızası ve Gelecek Yolculuğu

Ankara, her bir sokağında ayrı bir hikâyenin, her köşesinde farklı bir dönemin izini taşıyan bir şehir. Bu nedenle var olan binaları, parkları, sokakları, caddeleri ve mekânları da bizlere çok şey anlatabiliyor. Cumhuriyet modernizminin planlı başkenti olma mirasını omuzlarında taşıyan bu şehir, bu güçlü mirasla birlikte kendini yenileme potansiyelini de her zaman bağrında saklar. Bugünlerde Çankaya’nın […]

Devamını Oku