Serdar Koç
Tüm Yazıları
Ankara Kedisi
Ana Sayfa Tüm Yazılar Ankara Kedisi

Tık dedi gapı görümcesi geldi Halin nedir gelin hanım dedi Vah goca ciğeri kediler yedi Halin nedir gelin hanım dedi Ah şu kediyi dutu dutuvirsem Ganadını budunu didi didivirsem Tık dedi gapı kaynanası geldi Halin nedir gelin hanım dedi Vah goca ciğeri kediler yedi Sağlık olsun gelin hanım dedi Ah şu kediyi dutu dutuvirsem Ganadını […]

Tık dedi gapı görümcesi geldi

Halin nedir gelin hanım dedi

Vah goca ciğeri kediler yedi

Halin nedir gelin hanım dedi

Ah şu kediyi dutu dutuvirsem

Ganadını budunu didi didivirsem

Tık dedi gapı kaynanası geldi

Halin nedir gelin hanım dedi

Vah goca ciğeri kediler yedi

Sağlık olsun gelin hanım dedi

Ah şu kediyi dutu dutuvirsem

Ganadını budunu didi didivirsem

(Derleyen: Burhan Gökalp, Ankara/TRT THM 717)

Ankara (Angora) kedisi, anayurdu Ankara olan, ipeksi, parlak ve daha çok beyaz kıllı, gözlerinin rengi çoğunlukla farklı olan ve tüm dünyada bilinen güzel bir kedi cinsidir.

Geçmiş yüzyıllarda Avrupa soylularının gözbebeği olmuştur.

Yüzyıllardır değişmeden kalabilmiş; zeki, içgüdüleri ve kişilikleri güçlü, özgürlük yerine insanlarla olmayı tercih eden, sevecen, şefkat sever arkadaşlardır. Biraz da hiperaktif, agresif, asi…

Sahibine karşılıklı sevgiye dayanan bir sadakatle bağlı ve onu ustalıkla yönlendirecek kadar akıllıdır.

Her iki göz rengi farklı (heterokromi) ve kılları beyaz renkte olan bu kediler, genelde sağırdır. Dünyada en fazla sağır kedinin olduğu ülkeyiz diyebiliriz. Beyaz kedilerin üçte ikisi, az ya da çok sağırdır. Kalıtsaldır. Genellikle mavi göz tarafındaki kulak sağırdır. Doğada beyaz kediler diğer bir beyaz kediyle çiftleşmeyi tercih etmez, onları egoistçe buna zorlamak sağırlığı daha da yaygınlaştırır.

Geçmiş yüzyıllardaki seyyahlar, kıllarının ve gözlerinin güzelliğinden bahisle yazılarında, Ankara Kedisi’ni konu etmişlerdir. 

Çok nazlı ve naziktir, uzun kıllı kedilerin atasıdır, sincap gibi uzun kuyrukludur, eğitilmeye yatkındır. Oyunu ve oyunculuğu sever, meraklıdır, ilgi ve sevgi ister, uykucudur. Aslan ve kaplan soyundan olmakla birlikte okşanmayı çok sever, kucakçıdır.

Kedi sahibi olunmaz, anca ev arkadaşı olunabilir. Değilse o sizin sahibinizdir. Hafif çekik, badem göz…

Günündeyse ortalığın altını üstüne getirir, tırmanmadık, basılmadık yer bırakmaz. 

Anadolu’da yüzyıllardır varlığını sürdürmektedir. Miyavlayarak iletişim kurar.

Bir kişiyi sever, ölümüme sever; kalanına hassaten, canı isterse, ayıp olmasın babında pas verir.

Ev arkadaşına aşkla bağlıdır, peşini bırakmaz; yaşadıkları bölgeyi terk etmez.

Yuvarlak, küçük, sevimli patileri vardır. Mıstık ve mistiktir. Bir kediden ötedir.

Endamı altın orandır; ağırlığı 3-5 kilodur, ömrü 15-20 yıldır.

Uzun kıllı üç evcil hayvan ırkının (Ankara Kedisi, Ankara Keçisi,  Ankara Tavşanı) anayurdu olan Ankara, bu anlamda benzersiz bir kenttir.

Angora kazakları, aslında Ankara Tavşanının kıllarından dokunur. 

Başkentin beş beyazı; Ankara Kedisi, Ankara Keçisi,  Ankara Tavşanı, Ankara Güvercini, Ankara Arısı…

Zeyl 1;

Kediler insanlar tarafından esir alınmış ve köleleştirilmiştir.

Bilahare, kedilerin bir kısmı kölemen seviyesine yükselmeyi başarmış ve bulundukları evin hükümranlığını ele geçirip, sahiplerini kendi hizmetlerine sokmuştur.

Kölemenler, örgütlü ve bir üst kedi kümesidir. Kedimenler Cumhuriyeti: K.C.

Kediler vahşi bir ırktır, evcilleştirilemezler. Birkaç nesil doğaya terk edilirlerse, asıllarına rücu ederler.

Evcil kediler bahsi bir yanılsamadır. Günümüzde onlar artık bir kölemen erki inşa ettiler kendilerine.

“Kim gardiyan kim tutsak hevalım.”

Kedi ideolojisi insanlık âlemini ele geçirmiş, kedi hegemonyası insanlığı zapt etmiş durumda.

Kedilerle insanlar arasındaki ilişki, “sado mazoşist” ve karşılıklı olarak tek taraflıdır. Ve karşılıklı olarak “istismarı” içerir. Birbirlerini karşılıklı olarak çok farklı gördüklerini düşünüyorum. Ortak paydaları yok. Daha doğrusu, ortak paydaları “sado mazoşist” bir ilişkinin karşılıklı tarafları olmaları.

Bir taraf hizmet etmekte, diğer taraf hizmet almakta uzlaşmış gibidir. Bir taraf tırmalanmaktan, diğer taraf tırmalamaktan gocunmaz görünmekte. Hayatı kediyle doldurma ve anlamlandırma çabası demek sanırım daha doğru olur. İlişki artık köpekler kadar simbiyoz değildir.

Hayvanları; makul bir karşılıklı yardımlaşma ilkesinin ötesinde, doğal yaşamlarından koparıp, fabrikasyon mamalarla beslemek ve bir eğlence nesnesi olarak evlerde alıkoymak ne kadar doğru, bilemiyorum. Kedicik istiyor mu acaba, bu duruma ne diyor, memnun mu, asla bilemeyeceğiz.

Siz tatile gidiyorsunuz da, ne güzel, değil mi; o yavru günler geceler boyu, bir başına boş evde miyavlayıp duruyor, yazık değil mi?

Eski devirlerde, hem erzakın istenmeyen misafiri fareleri uzaklaştırsın hem de haneye arkadaş olsun diye evlerde kedi beslenirdi. Evin çocuğu gibiydi. Bağ bahçe evin devamıydı ve çoğu vakit o yavrular dışarıdaydılar. Şimdilerde evlere hapsedilmiş olup tabiatlarını unutmuş ve biraz da uyuşmuş haldeler.

“Dünya zalim bir cilveden başka bir şey değildir.”

Bir zamanlar fakir ama gururlu bir pisicik vardı…

Ah! Sosyal medyaya düştü sonunda garibim. Ah ne yapsın?

YÜCE KEDİLER TANRISI ADINA hay bin kunduz!

Zeyl 2;
MÜEZZA

Hz. Muhammed, rivayete göre, Uhud Seferi sırasında, yavrularını emziren siyah beyaz bir Habeş kedisi önlerine çıkınca yavruları ezmemek için yolunu değiştirmiş ve bilahare sahiplenerek, ona Müezza adını vermiştir. Peygamber’in bir gün evden çıkmak üzere hazırlandığı sırada, hırkasının üzerinde uyuduğunu fark ettiği ve onu uyandırmamak için hırkasının kolunu kestiği rivayet edilir.

Nasreddin Hoca’nın eve getirdiği üç okka eti pişirip yiyen hanımı, suçu kediye atınca; Hoca’nın kediyi tartıp üç okka geldiğini gördüğü ve “Hanım bu kedi ise et nerde, et ise kedi nerde?” dediği fıkra edilir.

“Mestaaan, mestaaan, mestaaan, kedi pisik”:

Mestanla okşanıp yumuşatılan, mayışan hayvancığa, “kedi pisik” nidasıyla hafifçene vuruverip şaşırtarak şakalaşmak. (Bir Antepli tevatürü)

8 Ağustos, uluslararası alanda en yaygın olarak Dünya Kediler Günü (International Cat Day) olarak kutlanmaktadır. Cümle kedilere şan olsun.

İnsana rağmen bir kenti paylaştığımız ağaçlara ve hayvanlara ve cümle mahlûkata minnetle…

(Sokak kedisi sürtük/ kasap kedisi sırtık/ kokoş kedisi sümsük/ ve diğerleri/ velinimetimiz)

Sokakta su verdiğiniz, kepir hış pisiler, gıldıklar(enikler) ellerinizi yalayıp öpüyor, minnet ve teşekkürle. İnsandan daha vefakârlar.

Zeyl 3;
SERÇE İLE KEDİ

parlak kanatlarını/ çırparak erkek serçe/ tünemiş tepesine/ kertiyor dişisine

beride yavru kedi/ şaşarak bu duruma/ bahar dalına karşı/ izliyor manzarayı

kendileri de oysa/ seneye bu vakitler/ mart damlarına mühlet/ müdavim olacaklar

Yazarın Diğer Yazıları
Ankara Kedisi

Tık dedi gapı görümcesi geldi Halin nedir gelin hanım dedi Vah goca ciğeri kediler yedi Halin nedir gelin hanım dedi Ah şu kediyi dutu dutuvirsem Ganadını budunu didi didivirsem Tık dedi gapı kaynanası geldi Halin nedir gelin hanım dedi Vah goca ciğeri kediler yedi Sağlık olsun gelin hanım dedi Ah şu kediyi dutu dutuvirsem Ganadını […]

Devamını Oku
Ankara’nın Belediye Otobüsleri

“Ayaş yollarından aştım da geldim Boyunu boyuma ölçtüm de geldim Güzeller içinden seçtim de geldim    Yandım Allah yandım yandırma beni    Seviyorum diyerek gandırma beni    Derin uykulardan galdırma beni” (Zekeriya Bozdağ, Ayaş/Ankara/TRT THM 4057) -I- Sabahın kör karanlığında, sevgilim uykusundan uyanır. Düşer yollara, fabrikalarda vardiya saatidir. Kurtlar kuşlar uyanmadan daha, emekçiler ayaktadır. Sabahın […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Ankara’da Nerede Serinleyebileceğini Bilen Bir “Yaz”ar

Virginia Woolf, yazabilmek için insana kendine ait bir oda gerektiğini söyler ya hani, bana da Ankara’da yaz gerekir yazabilmek için. Veya James Baldwin’i analım, o da der ya hani, insanın evi doğduğu yer değil kendini eksik hissetmediği yerdir, diye; işte benim için de o yer Ankara’dır, kendimi eksik hissetmemenin mevsimi de hep yazdır. İlk kitabımı […]

Devamını Oku
Çalışma

Bizi çalışmak yaşattı Yaşam akıp giderken Bir gurur mesaisi “Uyanıyor Ankara, günün ilk saatleri.” Çağdaş Türkü’nün bu şarkısı ve üniversiteli hayatlarımızı işçi sınıfının bir günüyle birleştiren sözleri, bize heyecan veriyordu. Günün ilk saatlerinde uyanamayacak kadar haytaydık o zaman. Devamsızlık tehdidi olan sabah sekiz derslerine şiş gözlerle gider, sıralarda uyuklarken bir sonraki eylemin planlarını yapardık.  Ancak […]

Devamını Oku