Nebil Özgentürk
Tüm Yazıları
Al Yazmalım’ın İlyası..
Ana Sayfa Tüm Yazılar Al Yazmalım’ın İlyası..

Dünya sinemasında da örnekleri çoktur…  Aktörlük yolculuğu, seyircisiz alkışsız zordur!  Seyirciden beslenir aktör!  Gıdasını almazsa feri söner, yürüyemez, koşamaz…  Kimi aktörler vardır; bazen tek bir filmle ve o filmde, hafızalara yerleşen “kahraman”la “unutulmaz” olur!  Kadir İnanır, başta Al Yazmalım’la ve 8-10 filmdeki rolleriyle unutulmaz oldu…  * Kadir İnanır…  Sinemamızın, 70’lerden 2025’lere kadar aslarından,sönmeyen yıldızlarından biriydi…  […]

Dünya sinemasında da örnekleri çoktur… 

Aktörlük yolculuğu, seyircisiz alkışsız zordur! 

Seyirciden beslenir aktör! 

Gıdasını almazsa feri söner, yürüyemez, koşamaz… 

Kimi aktörler vardır; bazen tek bir filmle ve o filmde, hafızalara yerleşen “kahraman”la “unutulmaz” olur! 

Kadir İnanır, başta Al Yazmalım’la ve 8-10 filmdeki rolleriyle unutulmaz oldu… 

*

Kadir İnanır… 

Sinemamızın, 70’lerden 2025’lere kadar aslarından,sönmeyen yıldızlarından biriydi… 

Al Pacino-Robert De Niro, Amerikan sinemasında yarım asırdır birlikte anılır! 

Sözümüzü sakınmayalım.  

Tarık Akan-Kadir İnanır da 50 yıl boyunca birlikte anıldı. İyi aktörler, “güzel yüzler” olarak… 

Tarık Abi’yi 10 yıl önce, 2016’nın Eylül’ünde kaybettik. Tam 10 yıl sonra da sıcak bir Haziran akşamında, 2026 yazında, ölüm haberi geldi Kadir Abi’nin… 

(Hayata bakın ki 1976 yılında, 50 yıl önce, çocuk yaşlarımda ilk kez görmüştüm İnanır’ı…)

*

Evet… Ölümünün hemen ardından Kadir İnanır’ı anlatmakta zorlanabilirim… 

Benim yaşam yolculuğumda da yeri vardır Kadir Abi’nin çünkü! 

Ancak aslolan ki, en görkemlisi ki sinema tarihimizin mihenk taşlarından biri olmasıdır İnanır’ın!

Başımız sağ olsun bir kez daha! 

*

İnanır’ın kaybı, sinemamızın, Yeşilçam’ın kaybıdır… 

Çok değerli bir aktörün kaybıdır… 

Biz bir düşünce ve barış insanını da kaybettik…

“Bu ülkeye barış ve huzur gelmeden ölmek istemiyorum.” diyen bir barış ve düşünce insanını…  Hayata bakın ki barış ve huzur gelmeden kaybettik Kadir Ağabey’i… Oynadığı rollere dair seçiciydi Kadir İnanır… 

Tatar Ramazan, Katırcılar, Sen Türkülerini Söyle, Bir Yudum Sevgi ve son filmi Kapı… 

Ve elbette SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM… 

*

Sevgi neydi? 

“Issız akan bir dere, sessiz rüzgâr, okyanusun kıyısında kum tanesi, portakal çiçeğindeki yağmur damlası. 

Sevgi emekti. 

Sevgi, ardından gidilen ve bir türlü benim olmayan bir şeydi… Sevgi emekti.” 

Evet.. Bin yıla kalacak filmdir Al Yazmalım, değil mi? 

Ve elbette, çokça değerli sanat insanının emeği vardır filmin sonsuza kalmasında. 

İlk ışığı tutan Cengiz Aytmatov… Yapıma karar veren Atıf Yılmaz ve Arif Keskiner…  

Şahane oynayanlar Türkan Şoray, Kadir İnanır ve Ahmet Mekin… 

Abim Ali Özgentürk’ün senaryosunu yazdığı, Atıf Yılmaz’ın yönettiği filmde, hoyratlığa boğulmuş köylü kızı Asya’ya (Türkan Şoray) yüreğini ve evini açan Cemşit… Ahmet Mekin…

Cemşit ile İlyas arasında, sevgi ile emek arasında sıkışıp kalan, sonunda emeğe giden(!) Asya’yı unutturmayan Türkan Şoray…

Ve tabii ki kırıp kırılıp giden İlyas’a hayat veren Kadir İnanır… Hafızanızın derinliklerine, yüreğinizin merkezine koydunuz sanırım…

İşte…

Selvi Boylum Al Yazmalım filminin o muhteşem final sahnesinin, o mırıldanarak söylenen olağanüstü sözlerin… “Sevgi emekti…” diye biten  o dış sesin etrafında, Cemşit’le vücut bulan Ahmet Mekin, Asya’yla yüreklere mıhlanan Türkan Şoray, hoyratlığı resmeden İlyas’ı seyirciye taşıyan Kadir İnanır… 

*

Evet, 15-16 yaşındayken tanımıştım İnanır’ı. 

Al Yazmalım filminin setine götürmüştü Ali Abi beni.  Adana taşrasında bir baraj köyünde çekiliyordu film… Çocuk sayılan yaşta biri olarak efsanevi tanıklıktı benim için… Atıf Yılmaz’ın kaptanlığında hummalı bir set ortamı… “Benim sinemalarım”dan âşina olduğum şahane oyuncuların arasındayım… Set kenarından izlemek dahi heyecan vericiydi… Kim bilir belki o günlerde girdi kanıma kameranın ardı ve önü! 

Burda bi hatırlatma yapayım… 

İlyas’ın (Kadir İnanır) giydiği gömlek de ailemize hatıra kalmıştı. Senarist Ali Özgentürk (Abim), çekimlerin sonuna doğru, ekose gömleği Adana’daki evimize hediye etmişti! O günlerin çok sonrasında belgesel ofisimi süslüyor çerçevesiyle, hatırası büyüktür! 

Neyse… Ben en saf halimle çekimleri izleyip duruyordum evet ama meğer, sinema tarihine geçecek bir tartışma yaşanıyormuş 1976’nın ilkbaharında, Al Yazmalım setinde! Yıllar sonra Türkan Hanım anlatacaktı “Oradaydım” belgeseline…

“Filmin çekimleri sırasında, finale geliniyor ama tartışmalar başladı. Ben  tabii şimdi biraz kızıyorum kendime, neden öyle yapmıştım diye. Zamanla insanın dünyaya bakışı, düşünceleri, her şey o kadar değişiyor ki… Şimdi kendimi eleştiriyorum tabii. 

Ben ısrar ediyordum, yani, Kadir’in oynadığı İlyas’la Asya buluşsun, mutlu son olsun’ diye.. Çünkü Asya’yla Cemşit’in buluşmasını seyirci yadırgar, diye düşünüyordum. 

Atıf Bey de her zamanki gibi sempatik, sakin, uzlaşmacı tavrıyla arada kalmıştı… Ama benim gibi düşünmüyordu.

Yapımcı Arif Bey’se beni destekliyordu. Kadir de… Hatırladığım kadarıyla senaryoyu yazan sevgili Ali Özgentürk finale çok inandığı için, ‘bu şekilde olmazsa ben bırakıyorum seti, filmi, senaryoyu’ dedi. 

Hatta, bavulunu falan hazırladığını duyduk. O derece kararlı ve tavırlıydı. İyi ki de o tavrı koymuş. İyi ki Atıf Bey ve Ali Özgentürk Bey’in istediği gibi oldu final. İyi ki de öyle olmuş…”

*

Şu ya da bu, Kadir Abi, ömrü boyunca Al Yazmalım’la gurur duydu. Al Yazmalım dendiği zaman da Türkan Hanım’ın, Ahmet Mekin Usta’mızın oyunculukları ve tabii ki Kadir İnanır’ın şahane ve dinamik aktörlüğü ve en yakışıklısından çehresi geldi sohbet masamıza… 

*

Hayatın güzel yanlarından biri daha! 

Ben yıllar yıllar sonra Adana Altın Koza Film Festivali yöneticisi oldum. 

2024 yılıydı. Yönetim toplantısında şahane bi öneri getirmiştik. 

Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ı buluşturmuştuk sahnede yarım asır sonra, iki büyük sinema yıldızının el ele tutuşup seyircinin karşısına çıktığı sahne anı tarihe kazınmıştı. 

Kadir Abi o efsanevi “barış” düşünü o akşam dile getirmişti… 

*

Kadir İnanır Usta’mız yıllarca, hatta kuşaktan kuşağa sonsuzca kalplerde taşınacak. 

Fatsalı bir Anadolu çocuğu, nasıl sinemada devleşti, nasıl da onurunu, gururunu korudu; gözleyecek, hayranlıkla alkışlayacağız.  

Yıllar boyunca belgesel yapan biri ben de can ve kan verdiği  filmleriyle, dostlukları ve kardeşlikleriyle, arkadaşlıklarıyla… 

Seyircinin çok sevdiği bir aktördü İnanır… Cenazesi kanıtıydı zaten!

Meselesi, derdi olan bir aktör. Bugünlerde mumla aranan…

Güller içinde uyu KADİR ABİ…

SİNEMAYA, HAYATA VE HAYATLARA VERDİĞİN EMEK İÇİN SONSUZ TEŞEKKÜRLER.

Yazarın Diğer Yazıları
Al Yazmalım’ın İlyası..

Dünya sinemasında da örnekleri çoktur…  Aktörlük yolculuğu, seyircisiz alkışsız zordur!  Seyirciden beslenir aktör!  Gıdasını almazsa feri söner, yürüyemez, koşamaz…  Kimi aktörler vardır; bazen tek bir filmle ve o filmde, hafızalara yerleşen “kahraman”la “unutulmaz” olur!  Kadir İnanır, başta Al Yazmalım’la ve 8-10 filmdeki rolleriyle unutulmaz oldu…  * Kadir İnanır…  Sinemamızın, 70’lerden 2025’lere kadar aslarından,sönmeyen yıldızlarından biriydi…  […]

Devamını Oku
Zülfü Livaneli’nin Sinema Yolculuğu

Yıllardır dostluk yapıyoruz sevgili Zülfü Livaneli’yle. Zülfü Abi’mle… Öncelikle besteleriyle yollar yürüdüm 1980’lerde… Romanları başucum oldu hep… Ve… Onlarca seyahat, geniş zamana yayılan sağlam dost sofraları… Kopmaz, tükenmez kardeşlik… Elbette, belgeselini yapmış olmanın onuru… Hem de 25 yıl arayla iki kez, çarpıcı yaşamının anlatıldığı, “BİR İNSANIN VE BİR MEMLEKETİN HİKÂYESİ” belgeseli… Zülfü Livaneli… Abim… Ustam… […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Ankara’da Nerede Serinleyebileceğini Bilen Bir “Yaz”ar

Virginia Woolf, yazabilmek için insana kendine ait bir oda gerektiğini söyler ya hani, bana da Ankara’da yaz gerekir yazabilmek için. Veya James Baldwin’i analım, o da der ya hani, insanın evi doğduğu yer değil kendini eksik hissetmediği yerdir, diye; işte benim için de o yer Ankara’dır, kendimi eksik hissetmemenin mevsimi de hep yazdır. İlk kitabımı […]

Devamını Oku
Çalışma

Bizi çalışmak yaşattı Yaşam akıp giderken Bir gurur mesaisi “Uyanıyor Ankara, günün ilk saatleri.” Çağdaş Türkü’nün bu şarkısı ve üniversiteli hayatlarımızı işçi sınıfının bir günüyle birleştiren sözleri, bize heyecan veriyordu. Günün ilk saatlerinde uyanamayacak kadar haytaydık o zaman. Devamsızlık tehdidi olan sabah sekiz derslerine şiş gözlerle gider, sıralarda uyuklarken bir sonraki eylemin planlarını yapardık.  Ancak […]

Devamını Oku