Ahmet Say dergicilik ve yayıncılık yaptığı dönemlerde genç edebiyatçıları destekleyerek onlara yeni alanlar açtı. Dergi sayfalarında ürünlerini yayımlamakla kalmayıp yönetim ve editöryal süreçten derginin dağıtımına pek çok alanda genç edebiyatçılarla birikimini paylaştığı gibi, onlardan öğrenmeye açık bir hayat yaşadı. Yayıncılık hayatımızda yer alan bütün edebiyat ve sanat dergileri, sayfalarında özellikle yeni imzaları görmekte iddialı ve […]
Ahmet Say dergicilik ve yayıncılık yaptığı dönemlerde genç edebiyatçıları destekleyerek onlara yeni alanlar açtı. Dergi sayfalarında ürünlerini yayımlamakla kalmayıp yönetim ve editöryal süreçten derginin dağıtımına pek çok alanda genç edebiyatçılarla birikimini paylaştığı gibi, onlardan öğrenmeye açık bir hayat yaşadı.
Yayıncılık hayatımızda yer alan bütün edebiyat ve sanat dergileri, sayfalarında özellikle yeni imzaları görmekte iddialı ve ısrarcı olma geleneğini bugün de sürdürmektedir. Ancak bu dergilerin çoğu, niyetinden bağımsız olarak bilindik imzaların katkılarıyla devam eder yayın hayatına. Gençlerin bir “kenar süsü” olarak kendini var ettiği dergiler, buna rağmen iddialarından vazgeçmez, aksine ve neredeyse her yeni sayısında çağrılarını sürdürerek okurlarının yazmasını teşvik eder. Ama neredeyse her yeni sayı bilindik imzaların ürünleriyle yayımlanmaya devam eder ve genç kalemler ürünlerini yayımlatacak dergi bulmakta, geçmişte olduğu gibi bugün de zorlanırlar.
Oysa dergi bir okuldur ve mezun vermez. Derginin her yeni sayısı editörleri ve yazarları için yeni bir öğrenme alanıdır. Her yeni sayıda bir başka hatası ortaya çıkan editör, yol haritasını gözden geçirirken geçmişin deneyimlerinden yararlandığı gibi, yeni sayının çalışmasına başlamadan önce kendini gözden geçirme ihtiyacı duyar.
Burada Ahmet Say girer devreye. Türk Solu ve Türkiye Yazıları deneyiminden yola çıkarak söyleyebiliriz ki, Ahmet Say dergicilik hayatımızın olmazsa olmaz köşe başlarında yer almış ve bunu hakkıyla yapmış nadir insanlardan biridir.
Kendini haklı ve güçlü görmenin editöryal sürecini yönetmeyen Ahmet Say, aksine görev ve sorumluluklarını paylaşmış, dergiden, dergicilikten öğrendiği gibi yetişmekte olan genç kuşak edebiyatçılarla alanını paylaşarak yeniliği yeniden üretmek için çaba göstermiştir.
Bugün şiirlerini ve yazılarını okuduğumuz, yeni kitaplarını heyecanla beklediğimiz nice şair ve yazarın Türkiye Yazıları’nda yetiştiğini söylersek, abartmış olmayız. Sadece ve sadece Ahmet Telli, Ali Cengizkan ya da Veysel Çolak gibi imzaları bile burada sıralayacak olsak, Ahmet Say’ın dergicilik ve yayıncılık hayatında yapmaya çalıştıklarını bugün daha net görebiliriz. Bu imzaların Türkiye Yazıları’nda görev ve sorumluluk aldıkları gerçeği, genç edebiyatçıların nasıl desteklenmesi gerektiği konusunda bize bir yol haritası çıkarabilir. Ahmet Say, bütün zorluklara rağmen dergicilikle yetinmemiş bir de yayıncılık yaparak edebiyatımıza çok değerli kitaplar kazandırmıştır. Hem dergi sayfalarında hem yönetim kadrosunda hem de yayımlanan kitaplarda genç edebiyatçıların ağırlığı yazmaya çalıştıklarımıza bir neden oluşturmakta ve örnek olmaktadır.
Aydın Çubukçu’nun yakın geçmişimizin Evrensel Kültür dergisini yayına hazırlamadan önce danıştığı kişilerden biri Halit Çelenk’se biri de Ahmet Say’dır. Evrensel Kültür’ün başından sonuna kadar edebiyat ve müzik yazılarıyla geniş bir alanda yazdıklarını okurla paylaşan Ahmet Say, yeri geldiğinde dergi sayfalarında dergiye ya da okura dair eleştirilerini de sıralamış bir yazar olarak deneyim ve birikimini esirgememiş, aksine paylaşmayı ve çoğaltmayı tercih etmiştir.
Ben de Evrensel Kültür’ün mutfağında yetişmiş bir şair ve editör olarak derginin muhtelif sayılarını hazırlarken Ahmet Say’ın birikimlerinden geniş zamanla ve iştahla yararlandığımı hiçbir zaman saklamadığım gibi, Yeni e dergisini kurduğumuzda, yayına hazırladığımızda, peş peşe sayıları sıfırdan başlayıp çıkardığımızda Ahmet Say’ın ne diyeceğini, nerelerde dergiye nasıl eleştiri ve öneriler getireceğini hep merak ettim. Neyse ki hep telefonun öteki ucunda oldu Ahmet Say, evinin salonunda her zaman bir koltuk bulundurdu dostları için, ihtiyaç duyduğumuz her an bir yanımızda oldu. Sadece görüş, öneri ve eleştirileriyle değil, yazılarıyla da destekledi bizi.
Onun kitaplarını Kor Kitap ve Islık Yayınları ortaklığında Fahri Özdemir ile birlikte yayına hazırlarken, çalışma ve üretme alışkanlıklarına bir kez daha tanık oldum. Dinamik, değişken, tutarlı ve hırçın bir Ahmet Say bize yaşadığımız ve yazdığımız sürece yol gösterdi.
Geçtiğimiz ekim ayında adına düzenlenen ödülün ilki verdildiğinde aynı heyecan ve coşku vardı hepimizde nitekim.
Çankaya Belediyesi Ahmet Say Müzik ve Edebiyat Ödülleri anlamlı bir törenle sahiplerine sunulduğunda Ahmet Say, MEB Şûra Salonu’nu dolduran insanların arkadaşı olarak hepimizi mutlu kıldı ve onurlandırdı.
Çankaya Belediyesi’nce bu yıl ilki düzenlenen Ahmet Say Müzik ve Edebiyat Ödülleri’nde, şair ve yazar Ahmet Telli edebiyat, genç piyanist ve akademisyen Can Çakmur ise müzik alanında ödül aldı. Seçici kurulun tercihlerinde Ahmet Say yayıncılığını ve dergiciliğini görmemek olası değil. Ahmet Telli’nin Türkiye Yazıları için emek ve çaba gösterdiğini anımsatmaya gerek olmasa gerek. Bugün edebiyatımızın ulu bir çınarı olarak şiirlerini heyecan ve coşkuyla okuduğumuz Ahmet Telli bir dönem genç bir şair olarak Türkiye Yazıları’nda görev aldı. Can Çakmur da genç bir piyanist ve akademisyen olarak müzik alanında ödüllendirildi. Ahmet Say adına düzenlenen bir ödül, evet ancak bu kadar anlamlı olabilirdi.
Ödül töreninde Fahri Özdemir’in açılış konuşması aileden bir ses gibi kulaklarımıza çalınırken Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner şöyle demişti: “Ahmet Say ülkemizin önemli müzik insanlarından biriydi. Ancak bunlarla da sınırlı değildi Ahmet Say; insan olmanın gereğini yerine getiren bir aydındı ve fikirlerinin gereğini yerine getirmekten hiçbir zaman çekinmedi. Bir kez daha saygıyla, hürmetle bu ismin karşısında eğiliyorum.”
Ahmet Telli’nin ödül konuşması ve ödülü İlhan Sami Çomak ve Cengiz Sinan Çelik’e adaması, Ahmet Say’ın bir dönem bakanlık yapmış ve eline kan bulaşmış kişilerin üstüne yürüme gerekçelerini bugün de haklı kılmaktadır.
Tarifsiz duygular içinde olduğunu söyleyen Can Çakmur ise Gezi’den günümüze çoğalan sorulara değindi ve Ahmet Say’la ilgili bir anısını paylaştı.
Ve elbette Fazıl Say ve elbette Seda Kırankaya sahnesi… Sonra yitirdiklerimiz, şairlerimizin notalarla buluştuğu o bitimsiz duygunun kalbimizdeki yeri.
Çankaya Belediyesi Ahmet Say Müzik ve Edebiyat Ödülleri bu yıl gelenekten geleceğe aktarılan bir örnek olarak hayatımızda yer etti ve Ahmet Say’ın yaşadığı ve yazdığı sürece yapmaya çalıştıklarıyla yeniden yüz yüze getirdi bizi.
Önümüzdeki yıllarda yine ve mutlulukla anacağımız bir Ahmet Say olacağına, adına düzenlenen ödülün yazar, şair ve müzisyenlere alan açacağına kuşku yok. Ahmet Say’a ve Çankaya Belediyesi Ahmet Say Müzik ve Edebiyat Ödülleri’nde emeği geçen herkese saygı ve şükranla…
Ahmet Say dergicilik ve yayıncılık yaptığı dönemlerde genç edebiyatçıları destekleyerek onlara yeni alanlar açtı. Dergi sayfalarında ürünlerini yayımlamakla kalmayıp yönetim ve editöryal süreçten derginin dağıtımına pek çok alanda genç edebiyatçılarla birikimini paylaştığı gibi, onlardan öğrenmeye açık bir hayat yaşadı. Yayıncılık hayatımızda yer alan bütün edebiyat ve sanat dergileri, sayfalarında özellikle yeni imzaları görmekte iddialı ve […]
Devamını Oku
Üç bin yıl önce yaşayan insanla bugünkü insan arasında, doğduğu ilk günlerde fark yoktur. Bu kadar kısa sürede genetik bir dönüşüm oluşacak değil ya. Ama bunların yirmi beş yaşına gelmiş halleri, birbirinden oldukça farklıdır. Çünkü kendilerine aktarılan insanlığın birikimi farklıdır. Kültür gelişmeler hızlı ve çalkantılı biçimde ilerliyor. Çağımızın hızlanan iletişim ve ulaşım koşulları, geçmişten kopuş […]
Devamını Oku
Yıllardır düşünürüm. Edebiyatımızdaki yenilerin birincisinin Ankara’da, üstelik Yenişehir’de ortaya çıkmış olması sadece bir tesadüf müdür? Mekânın yeni oluşu gelenekten kopmak için teşvik etmiş olmasın gençleri? Gençler dediğim, Oktay Rifat ile Orhan Veli. Özen Pastanesi’nde oturmuşlar. Şöyle hayal edin. Bütün ömrünüz boyunca daracık sokaklarda yürümüş, kargacık burgacık konaklarda, bahçeler içinde ahşap evlerde, olmadı nohut oda bakla […]
Devamını Oku