Serdar Koç
Tüm Yazıları
2L ‘Bir Hatay Sokağı’
Ana Sayfa Tüm Yazılar 2L ‘Bir Hatay Sokağı’

“Atım Arap’tır benim/ Aman amanHaydi/ Yüküm şaraptır benim/ CanımBu yıl böyle giderse/ Aman amanAman/ Halim haraptır benim/ Vay vay”(Mucip Arcıman/ Nurettin Çamlıdağ, Ankara/ TRT THM 3301) Sokaklar genellikle I şeklindedir.L şeklinde sokağa çok seyrek rastlanır. Kızılay’ın L şeklindeki iki sokağından birisidir Hatay Sokak… Selanik Caddesi’ne dik olarak başlar, Mimar Kemal İlkokulu bahçesinin arka duvarı boyunca […]

“Atım Arap’tır benim/ Aman aman
Haydi/ Yüküm şaraptır benim/ Canım
Bu yıl böyle giderse/ Aman aman
Aman/ Halim haraptır benim/ Vay vay”
(Mucip Arcıman/ Nurettin Çamlıdağ, Ankara/ TRT THM 3301)

Sokaklar genellikle I şeklindedir.
L şeklinde sokağa çok seyrek rastlanır.

Kızılay’ın L şeklindeki iki sokağından birisidir Hatay Sokak…

Selanik Caddesi’ne dik olarak başlar, Mimar Kemal İlkokulu bahçesinin arka duvarı boyunca kısa bir yolculuktan sonra doksan derece dönerek ilerler ve Meşrutiyet Caddesi’ni çaprazlayarak karşıya geçip Kızılırmak Sokak’la buluşur. Birbirine dik iki caddeyi dikine keser yani.

L’nin büküldüğü civarda çalgı aletleri satan dükkânlar sıralanır şu sıra. Tabii evveli böyle değildi.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında en fazla konutu olan sokaktı.
Bir veya iki katlı, bahçe içinde, iki dirhem bir çekirdek evler sıralanırdı. Akşam olunca; tangolar, opera aryaları, hicaz ve hüzzam fasılları pencerelerden sokağa akardı. Evler birbirine çok yakın olduğundan, herkes birbirinin günlük yaşamını görürdü. Herkes birbirini sever, sayardı.

Kimler oturmamış ki bu sokakta…

Burhan Doğançay, Fahir Aksoy, Refik Ahmet Sevengil, Azra Erdoğan Çaplı, Ayhan Sümer (Adalet Ağaoğlu’nun kardeşi).

Adalet Ağaoğlu’nun çocukluğu Hatay Sokak’ta geçmiş.
Çocukluk arkadaşı Sevgi Soysal’ın ailesi, Hatay Sokak’ın alt ucuna yakın Selanik Caddesi’nde otursa da, çocukluğu daha çok Hatay Sokak’ta geçer.

O ünlü “Benzemez kimse sana, tavrına hayran olayım”, “O âhu bakışlara bir anda kandın gönül” gibi şarkıların bestekârı Fehmi Tokay, sokağın sağ alt girişindeki villada otururdu. Perihan Altındağ, Mualla Mukadder gibi sanatçıların uğrak yeriydi ev; fasıllar yapılır, akşamları müzik sesleri yükselirdi sokağa. Kızı Esin, oğlu Esen ve yeğeni Haluk Tokay da müzik insanlarıydı. Yeğen Tokay güzel kanun çalardı. Karşısı Mimar Kemal İlkokulu’nun bahçesiydi ki halen de öyledir.

Hemen L’nin köşesinde, şimdiki Sabancı İş Merkezi’nin yerinde, Nezihe Keşmir Apartmanı vardı. Girişi mermerdi ve sokaktaki en modern binaydı. Müzisyen ve opera sanatçısı Azra (Erdoğan) Çaplı ve yazar Refik Ahmet Sevengil bu evde otururlar, şair ve oyun yazarı Ahmet Kutsi Tecer ve Türk müzik tarihçisi Prof. Cevad Memduh Altar’ın da aralarında olduğu şahsiyetler bu eve gelir giderdi.

Hemşin Apartmanı’nda, ressam ve yazar Fahir Aksoy otururdu. Orhan Veli ve Melih Cevdet, kapıdan, “hadi Fahir gel gidiyoruz” diye seslenir, onu alır giderlerdi. Ayhan Sümer’in dediğine göre, ressam Fahir Aksoy evinin içinde atlet ve külotla dolaşırdı…

Hemşin Apartmanı’ndan sonra boş bir arsa vardı ve sonra da Meşrutiyet Caddesi’ne bakan dükkânlar… Meşrutiyet eskiden parke taşlı idi (Hasan Âli Yücel, Mithatpaşa’da otururdu).

Hemşin Apartmanı’nın karşısında ise Adalet Ağaoğlu ve üç erkek kardeşinin de yaşadığı, babalarının soyadı ile anılan Sümer Apartmanı vardı. Doktor olan Cazip Sümer, en büyük kardeşleriydi. En küçükleri Güner Sümer, Ankara Sanat Tiyatrosu’nu kuran, Mavi dergisini çıkaran, 1977’de genç yaşta (41) kaybettikleri kardeşleriydi. Hüzzam diye bir piyesi Devlet Tiyatroları’nda uzun yıllar oynandı. Yarın Cumartesi, Bozuk Düzen gibi oyunların yazarıdır. Orhan Kemal’in eserlerini sahneye uyarlamıştır. Kardeşlerin ikincisi Adalet Ağaoğlu’dur. Ticaret hayatını babasından devralan Ayhan Sümer ise eskiden Ulus’ta, şimdilerde Kızılay’da olan Ayhan Mağazası’nın sahibidir.

Yine bu apartmanda oturan, bestekâr Rıfat Ayaydın aynı zamanda albaydı. Behiye Aksoy, sıklıkla ona gelir ve icra yaparlardı.

Sümer Apartmanı’na bitişik hemen aşağısındaki Şenyuva Apartmanı’nda fotoğraf sanatçısı Şakir Okur otururdu. Yine bu apartmanda oturan Orgeneral Kemalettin Gökakın o zamanlar binbaşıdır ve oğullarının adları Altay ve Oktay’dır. Fatma Arif Apartmanı da yine bu sokaktadır.

Daha sonra Müşfik Kenter ile evlenecek olan piyanist Sabiha Oya ve ailesi, Doğançay Apartmanı’nın en üst katında otururdu.

Doğançay Apartmanı’nın sahibi, kendisi de ressam ve fotoğraf sanatçısı olan Harita Albay Adil Doğançay, ünlü ressam Burhan Doğançay’ın babasıydı. Burhan Doğançay aynı zamanda hukuk fakültesi mezunuydu ve Gençlerbirliği’nde futbol oynardı.

Burada bir parantez açalım; Hatay Sokağı’nın pek çok genci, o zamanlar bir yandan üniversite okur, bir yandan sanatın değişik alanlarıyla ilgilenir, bir yandan da Gençlerbirliği’nde futbol oynarlardı. O yüzden üniversite takımı derlerdi.

Boğaziçi Pasta Salonu, şimdiki yerinin karşısında, Ayma Oteli’nin olduğu yerde, Hatay Sokağı’nın Meşrutiyet’e bakan tarafındaydı. Gençler sabahtan orada toplanıp maça gider, akşamları orada buluşur, sohbet ederlerdi.

Meşrutiyet Caddesi’nin yukarısı, henüz iskân edilmemişti. Şimdiki Hatay 2 Sokak’ta boş arsalar vardı.

Tek katlı bir villada Avukat Nejat Sav otururdu ve karısı Handan Hanım ile oğulları Atilâ, Ergun…

Savların evinden sonraki boş arsa voleybol sahasıydı. Sokağın üst ucunda ise; ünlü Ressam İhsan Cemal Karaburçak otururdu; şimdiki Hatay 2 Sokak’ın sonu. Ve oğlu Avukat Yüksel Karaburçak…

Belediye otobüsleri, şimdiki Meşrutiyet Caddesi ile Mithatpaşa Caddesi’nin kesiştiği yerde son durak yaparlardı, ötesi yoktu. Şehir orada biterdi. Kocatepe Camisi’nin olduğu yerde su deposu vardı ve şimdiki Kuğulu, Cinnah tarafları boş araziydi.

Gezegenimizde, politik etkileri en fazla olan kitapların başında gelen, Karl Marx’ın o ünlü eseri Kapital’in çevirmeni, bilge insan Alâattin Bilgi için, şair Hasan Hüseyin Korkmazgil tarafından kaleme alınan, “Alâattin Ekşi Elma ve Kanyak” şiiri, Hatay Sokak’ta 1970’li yıllardaki sohbetlerin yansımasıdır.

Zeyl;
“ya sokağın rüzgârıyla yol alır yelkenli/ ya tayfalar asılır küreklere”

Yazarın Diğer Yazıları
Ankara’nın Gezgin Havuzu

“Su akar güldür güldür Gel de yâr beni güldür” (Rıfat Balaban, Ankara/TRT THM 2052) BAĞDA GÜLÜ BUDADIM (Burhan Gökalp, Karaköy/Çubuk/Ankara/TRT THM 3802) BAŞINDA ACEM ŞALI Ankara’nın Cumhuriyet’le yaşıt bir gezgin havuzu var, hikâyesi biraz karışık. Anlatacağımız, Gezgin Su Perileri’nin hikâyesidir. Ankara’nın “Gezgin Havuzu” da derler. Başlarken bir parantez açalım. Cumhuriyet döneminin ilk İstanbul Valisi Ali […]

Devamını Oku
2L ‘Bir Hatay Sokağı’

“Atım Arap’tır benim/ Aman amanHaydi/ Yüküm şaraptır benim/ CanımBu yıl böyle giderse/ Aman amanAman/ Halim haraptır benim/ Vay vay”(Mucip Arcıman/ Nurettin Çamlıdağ, Ankara/ TRT THM 3301) Sokaklar genellikle I şeklindedir.L şeklinde sokağa çok seyrek rastlanır. Kızılay’ın L şeklindeki iki sokağından birisidir Hatay Sokak… Selanik Caddesi’ne dik olarak başlar, Mimar Kemal İlkokulu bahçesinin arka duvarı boyunca […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Çocuklar Düşe Kalka Büyür!

Çocukların yurdu yoktur… Tüm dünya çocuklarındır.   Ama dünya zalimleri ve delileri, en büyük kötülüğü çocuklara yapıyor…  Hele şu yakın zamanlara, Gazze’ye, Tahran’a baksanıza!.. Yemek ve su kuyruğunda açlık, susuzluk içinde çocuk fotoğrafları gelip geçiyor önümüzden… Ya da okula atılan bombalar… Paramparça olan kız çocukları… Yaralı ya da cansız bedenler.. Kahredici, hem de çokkk. * […]

Devamını Oku
Sen Olabilirsin

Bu şehirde çocuk olmak; sabah okul yolunda yanaklarına vuran ayazı, öğle vakti kaldırım taşlarından yükselen sıcaklığı, akşamüstü göğü saran puslu turuncu vedayı iyi bilmektir. Havasında, gökyüzünde, anıların ve saklı kalmış çocukluk hikâyelerinin peşine düşmek bu yüzden mümkündür. Bir şairin baktığı göğe baktığını, bir tarih sayfasında sözü geçen rüzgârların sana da dokunduğunu bilirsin. Şehrin kendisi gibi […]

Devamını Oku