Yeni bir yıla daha merhaba dedik. Yılbaşı ya da eski deyişiyle sene başı yine umutlarla, dileklerle karşılandı. Ekonomik durumu elverenler balolarda, gazinolarda, barlarda girdiler yeni yıla, bütçeleri uygun olmayanlar ise evlerinde… 1920’lerin sonundan başlayarak Ankara, Cumhuriyet balolarının yanı sıra yılbaşı baloları ile de ünlenir. Gazino ve lokantalardaki eğlenceler de İstanbul’u aratmayacak kadar renklidir. “Ankara Palas”, […]
Yeni bir yıla daha merhaba dedik. Yılbaşı ya da eski deyişiyle sene başı yine umutlarla, dileklerle karşılandı. Ekonomik durumu elverenler balolarda, gazinolarda, barlarda girdiler yeni yıla, bütçeleri uygun olmayanlar ise evlerinde…
1920’lerin sonundan başlayarak Ankara, Cumhuriyet balolarının yanı sıra yılbaşı baloları ile de ünlenir. Gazino ve lokantalardaki eğlenceler de İstanbul’u aratmayacak kadar renklidir. “Ankara Palas”, “Sergievi”, “Halkevi” ile “Karpiç”, “Ankara Gar”, “İmren”, “Turan” lokantaları, “Tabarin” barı o yılların en revaçta mekânları arasındadır. Sonra dünya değişir, Ankara değişir, mekânlar kapanır, yenileri açılır. O yıllardan geriye fotoğraflar, gazete yazıları ve hatıralar kalır…
1 Ocak 1938 tarihli Ulus gazetesinde “Ankara Nasıl Eğlendi?” başlığı ile yayımlanan yazı o yıllarda Ankara’da kutlanan yılbaşı eğlencelerini konu edinmekte. Gelin, 31 Aralık 1937 gecesinden yılbaşı izlenimlerini birlikte okuyalım:
“Ankara’nın yılbaşı münasebetiyle hususî surette hazırlanmış olan yerlerini gelin beraberce sayılım: Sergievi’nde Kızılay balosu, Ankara Palas ve Karpiç lokantaları, Halkevi, Keçiören gazinosu. (…)
Dün gece Ankara nasıl eğlendi? Gelin sizinle beraber bütün eğlence yerlerini dolaşalım. Saat dokuz. İsterseniz İmren Lokantası’na uğrayalım. (…) Dört kişilik bir caz bir köşede müşterileri neşelendirmeye çalışıyor. Ortada henüz dans eden yok, müşteriler yemeklerini yiyorlar. (…)
Keçiören’in maruf gazinosu bu akşam her zamankinden kalabalık. Fakat caz yok, müziği bir radyo-gramofon temin ediyor. Keçirörenliler burada gayet küçük bir masrafla yılbaşını toplu bir halde eğlenerek ve dans ederek geçirmek imkânını bulmuşlardır. (…)
Her sene bize yeni manzaralar vermesini bilen Karpiç’in salonu, bu sene gözlerimize büsbütün başka ve çok daha büyümüş gibi görünmektedir. Erkeklerin ekserisi ismokinli, ve kadınların hemen hepsi yeni ve güzel tuvaletlerini göstermek için yılbaşını fırsat bilmişlerdir. (…)
Biraz da Ankara Palas’ı görmeye gidelim. Masalar yukarı ve büyük salona kurulmuş. Ankara Palas, muhakkak ki, bu gece, Ankara’nın en kibar muhitini koynunda toplamaya muvaffak olmuştu. Işık bolluğuna istinad eden sade fakat zevkle döşenmiş salonda bayanlarımızın tuvaletleri en güzel dekoru teşkil ediyordu. (…)
Sergievi’nin yalnız üst salonu Kızılay suvaresine tahsis edilmiştir. En lüks ve pahalı tuvaletler Ankara Palas ile Karpiç’in hisselerine düştüğü için, burada fazla müşkülpesend olmıyacağız. Bununla beraber burada da pek şık ve pek güzel giyinmiş bayanlara rastladığımızı hemen söylemeliyiz. (…) Karşılıklı iki orkestra fasılasız surette salonun dans edenlerle dolu olmasını temin ediyor. (…)
Ankara’nın meşhur barını da unutmayalım. Tabarin tabiî bu akşam iğne yere düşmeyecek kadar kalabalık. (…)
Ankara eğleniyor, Kahveler, aşçı dükkânları, lokantalar, hâlâ tıklım tıklım. Tayyare piyango mağazasının önü de kalabalık. Onlar da bu suretle eğleniyor…”
Yeni bir yıla daha merhaba dedik. Yılbaşı ya da eski deyişiyle sene başı yine umutlarla, dileklerle karşılandı. Ekonomik durumu elverenler balolarda, gazinolarda, barlarda girdiler yeni yıla, bütçeleri uygun olmayanlar ise evlerinde… 1920’lerin sonundan başlayarak Ankara, Cumhuriyet balolarının yanı sıra yılbaşı baloları ile de ünlenir. Gazino ve lokantalardaki eğlenceler de İstanbul’u aratmayacak kadar renklidir. “Ankara Palas”, […]
Devamını Oku
Genç Cumhuriyet’in başkenti Ankara başta olmak üzere ülkemizde yapılarıyla iz bırakan, Türkçe yayımlanan ilk mimarlık kuramı kitabının yazarı, modern mimarlığın önemli isimlerinden Prof. Bruno Julius Florian Taut, 24 Kasım 1938’de İstanbul’da vefat etti… 4 Mayıs 1880, Königsberg doğumlu olan Yahudi asıllı Alman mimar ve şehir planlamacısı Bruno Taut, Königsberg İnşaatçılık Okulu’ndan mezun olduktan sonra Charlottenburg […]
Devamını Oku
Üç bin yıl önce yaşayan insanla bugünkü insan arasında, doğduğu ilk günlerde fark yoktur. Bu kadar kısa sürede genetik bir dönüşüm oluşacak değil ya. Ama bunların yirmi beş yaşına gelmiş halleri, birbirinden oldukça farklıdır. Çünkü kendilerine aktarılan insanlığın birikimi farklıdır. Kültür gelişmeler hızlı ve çalkantılı biçimde ilerliyor. Çağımızın hızlanan iletişim ve ulaşım koşulları, geçmişten kopuş […]
Devamını Oku
Yıllardır düşünürüm. Edebiyatımızdaki yenilerin birincisinin Ankara’da, üstelik Yenişehir’de ortaya çıkmış olması sadece bir tesadüf müdür? Mekânın yeni oluşu gelenekten kopmak için teşvik etmiş olmasın gençleri? Gençler dediğim, Oktay Rifat ile Orhan Veli. Özen Pastanesi’nde oturmuşlar. Şöyle hayal edin. Bütün ömrünüz boyunca daracık sokaklarda yürümüş, kargacık burgacık konaklarda, bahçeler içinde ahşap evlerde, olmadı nohut oda bakla […]
Devamını Oku