Ulusumuzun geleceği ve hürriyeti için Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs 1919’da ilk adımı attı. İçinde bulunduğumuz fevkalade zorluklara, yoksulluğa, yoksunluğa rağmen “umutsuz durum yoktur, umutsuz insanlar vardır” düşüncesi ile bir an bile olsa umudu, heyecanını kaybetmeden milletiyle ve silah arkadaşlarıyla koşmaya devam etti. Menzilinde elbette muasır medeniyetler seviyesinde bir ülke ve aydınlık […]
Ulusumuzun geleceği ve hürriyeti için Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs 1919’da ilk adımı attı. İçinde bulunduğumuz fevkalade zorluklara, yoksulluğa, yoksunluğa rağmen “umutsuz durum yoktur, umutsuz insanlar vardır” düşüncesi ile bir an bile olsa umudu, heyecanını kaybetmeden milletiyle ve silah arkadaşlarıyla koşmaya devam etti. Menzilinde elbette muasır medeniyetler seviyesinde bir ülke ve aydınlık gelecek vardı. O koşu ardı ardına imkansız gibi görünen muazzam işlerin gerçekleşmesini sağladı. Bugün sahip olduğumuz tüm değerlere, cennet vatanımız ve şanlı milletimizin o koşuyla engelleri aşmasına borçluyuz.
Mustafa Kemal Atatürk “Bütün ümidim gençliktedir” diyerek en kıymetli mirasını kurduğu ülkenin gençlerine devretmiştir. Bizlere düşen; bu mirası yorulsak dahi bir dakika bile durmadan ileriye taşımaktır. Onun en büyük eserim dediği Cumhuriyeti ayakta tutmak görevimizken, inadımız ve kararlılığımızla başardıklarımız Cumhuriyetimizi aydınlık bir geleceğe miras bırakacaktır. Nasıl ki Cumhuriyetimizin ilk gençleri geleceğimizin sarsılmaz temelini atmayı başardıysa bugün ki gençleri de en kıymetli değerimizi yaşatacak, ilerletecek gücü, azmi ve kararlılığı göstermektedir ve göstermeye devam edecektir.
Milletlerin esareti; yorulduklarında, vazgeçtiklerinde, umutsuz durumlara düştüklerinde ve gençliğini kaybettiğinde başlar. Sesimiz yükseldiğinde şartlar ağırlaşabilir, haksızlıklar karşısında dik durduğumuzda irademiz sınanabilir. Hepsinin üstesinden gelecek ilhama, iradeye ve ısrara sahip olmalıyız.
Kendi gençlik adımlarımıza olan güvenim ve inancımla tüm ulusumuzun 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutlarım..
Sevgili Dostlar;
Doğa kendisini tekrar yeniledi. Sevinciyle, coşkusuyla, üretkenliği ve bereketiyle bu yenilenişin biz de parçasıyız. Bahar bu yıl biraz buruk çalmış olsa da kapımızı aslında ilhamımızın bir parçası değil midir? Vazgeçmemenin, haklılığın ve tüm kötü şartlara direnmenin yeşili, mavisi değil midir uyanan? Ağaçlar serpilecek, yemyeşil yapraklar unutacak döküldüklerini. Etrafımıza baktığımızda her şartta uyanmayı başaran, güçlenen, bereketiyle gelen bir doğa göreceğiz. İşte bizim ilhamımız, inadımızda, düşlerimiz de bu uyanış. Baharın tüm kalplere sevgi ve merhamet tohumlarını ekmesini, umudu, barışı ve güzel günleri getirmesini dilerim..
Sevgili Dostlar, Yaz, kentin kapılarını ve pencerelerini ardına kadar açtığı mevsimdir. Günler uzar, sokaklar kalabalıklaşır, parklar çocuk sesleriyle dolar. İnsanlar gölgeli bir bankta soluklanır, bir meydanda karşılaşır, açık havada dinlenen bir şarkının çevresinde birbirine biraz daha yaklaşır. Çankaya’da ise yazın kendine özgü bir hali vardır. Kuğulu Park’ın serinliğinden Seğmenler’in yamaçlarına, mahalle aralarındaki küçük parklardan akşamları […]
Devamını Oku
Sevgili dostlar, Kentlerin hafızası sokaklarında saklıdır. Çankaya’nın hafızası da yalnızca binalarda, meydanlarda, caddelerde değil; yan yana gelen insanların sesinde, kitapçıların vitrininde, parkların gölgesinde, sahnelerin ışığında, kararlılıkla atılan adımlarda ve kültür sanatla kurulan derin bağda yaşar. Karanfil de bu hafızanın özel adlarından biridir. Bir sokak adı olmanın ötesinde, kentli olmanın, düşünmenin, üretmenin ve birlikte yaşamanın simgesidir. […]
Devamını Oku
Ahmet Telli şiirinin çok boyutlu estetik birikimi ile “Şair Ahmet Telli” nin örgütlü birey olarak bütünlüklü ele alınması zorunludur. Hayatı ve şiirleri iç içe geçmiş bir şair söz konusuysa, hem estetiğin dili hem de ideolojinin dili öne çıkar. Çünkü daha ilk adımda biliriz ki şiir bir cesaret işidir ama bu cesaret salt sözcüklerden ibaret değildir; […]
Devamını Oku
Ahmet Telli ve şiirini birkaç kelime ile tanımlamam gerekseydi sezgi, vicdan, aşk, isyan, direniş, dil ve arkadaşlık derdim. İlk sıraya sezgi kelimesini koymamın nedeni Telli’nin bireysel, toplumsal ve şiirsel anlamda varoluşunun sınırlarını ve sınırsızlıklarını belirlerken hem bir birey hem de bir eğitimci ve şair olarak sezgileriyle hareket ettiğini düşünmemdir. Bu düşünceye kapılmamın nedeni şairin şiirleri, […]
Devamını Oku