Hüseyin Can Güner
Tüm Yazıları
Umut ve Gençlik
Ana Sayfa Tüm Yazılar Umut ve Gençlik

Ulusumuzun geleceği ve hürriyeti için Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs 1919’da ilk adımı attı. İçinde bulunduğumuz fevkalade zorluklara, yoksulluğa, yoksunluğa rağmen “umutsuz durum yoktur, umutsuz insanlar vardır” düşüncesi ile bir an bile olsa umudu, heyecanını kaybetmeden milletiyle ve silah arkadaşlarıyla koşmaya devam etti. Menzilinde elbette muasır medeniyetler seviyesinde bir ülke ve aydınlık […]

Ulusumuzun geleceği ve hürriyeti için Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs 1919’da ilk adımı attı. İçinde bulunduğumuz fevkalade zorluklara, yoksulluğa, yoksunluğa rağmen “umutsuz durum yoktur, umutsuz insanlar vardır” düşüncesi ile bir an bile olsa umudu, heyecanını kaybetmeden milletiyle ve silah arkadaşlarıyla koşmaya devam etti. Menzilinde elbette muasır medeniyetler seviyesinde bir ülke ve aydınlık gelecek vardı. O koşu ardı ardına imkansız gibi görünen muazzam işlerin gerçekleşmesini sağladı. Bugün sahip olduğumuz tüm değerlere, cennet vatanımız ve şanlı milletimizin o koşuyla engelleri aşmasına borçluyuz.

Mustafa Kemal Atatürk  “Bütün ümidim gençliktedir” diyerek en kıymetli mirasını kurduğu ülkenin gençlerine devretmiştir.  Bizlere düşen; bu mirası yorulsak dahi bir dakika bile durmadan ileriye taşımaktır. Onun en büyük eserim dediği Cumhuriyeti ayakta tutmak görevimizken, inadımız ve kararlılığımızla başardıklarımız Cumhuriyetimizi aydınlık bir geleceğe miras bırakacaktır. Nasıl ki Cumhuriyetimizin ilk gençleri geleceğimizin sarsılmaz temelini atmayı başardıysa bugün ki gençleri de en kıymetli değerimizi yaşatacak, ilerletecek gücü, azmi ve kararlılığı göstermektedir ve göstermeye devam edecektir. 

Milletlerin esareti; yorulduklarında, vazgeçtiklerinde, umutsuz durumlara düştüklerinde ve gençliğini kaybettiğinde başlar. Sesimiz yükseldiğinde şartlar ağırlaşabilir, haksızlıklar karşısında dik durduğumuzda irademiz sınanabilir. Hepsinin üstesinden gelecek ilhama, iradeye ve ısrara sahip olmalıyız. 

Kendi gençlik adımlarımıza olan güvenim ve inancımla tüm ulusumuzun 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutlarım..

Sevgili Dostlar;

Doğa kendisini tekrar yeniledi. Sevinciyle, coşkusuyla, üretkenliği ve bereketiyle bu yenilenişin biz de parçasıyız. Bahar bu yıl biraz buruk çalmış olsa da kapımızı aslında ilhamımızın bir parçası değil midir? Vazgeçmemenin, haklılığın ve tüm kötü şartlara direnmenin yeşili, mavisi değil midir uyanan? Ağaçlar serpilecek, yemyeşil yapraklar unutacak döküldüklerini. Etrafımıza baktığımızda her şartta uyanmayı başaran, güçlenen, bereketiyle gelen bir doğa göreceğiz. İşte bizim ilhamımız, inadımızda, düşlerimiz de bu uyanış. Baharın tüm kalplere sevgi ve merhamet tohumlarını ekmesini, umudu, barışı ve güzel günleri getirmesini dilerim..

Yazarın Diğer Yazıları
Bir Bahar Günü bir Çocuk Gülüşü

Nisan, bu memlekete yalnızca baharı getirmez. Biraz ferahlık, biraz hatırlayış, biraz da içimizi usulca yoklayan bir umut getirir. Kışın içimize sinen ağırlık çekilirken, dallar hafifçe yeşile döner, rüzgâr sertliği bırakır, gökyüzü yeniden bir açıklık kazanır. Sonra takvim usulca 23’ü gösterir. İşte o gün nisan, yalnızca bir ay olmaktan çıkar; bir milletin hafızasına, bir çocuğun gülüşüne, […]

Devamını Oku
Çankaya Kalbiyle Yenilenir

Sevgili Dostlar, Bazı şehirler vardır; zamanla birlikte yürür, sahip olduklarını aydınlık bir geleceğe taşıyarak yaşar. Çankaya böyledir. Sokaklarında geçmişin sesini duyarsın ama her adımda o sesi geleceğe taşır. Bu neden bizim şehrimizde yenilenmek, eskiyi geride bırakmak değil; onu yeniden anlamak, yeniden anlatmak demektir. Kültür ve sanat, tam da bu yüzden Çankaya’nın kalbinde yer alır. Çünkü […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Ankara’da Çocuk Olmak

Ankara’da çocuk olmak; bozkırın sert rüzgârına karşı avuçlarında bir güneş saklayarak, tarihin suskun taşları arasında kendi masumiyetinin sesini aramak gibi… Bozkırdan Başkente Dönüşen Ankara’da Çocukluk Ankara, bir zamanlar bozkırın ortasında sade bir kasabaydı. Rüzgârı sert, toprağı yalın, ufku genişti. Ama o ufkun içinde büyüyen çocuklar için dünya kocamandı. Sokaklar oyun alanı, boş arsalar düş kurma […]

Devamını Oku
Ankaram = Anadolum…

Başkentte ilk evimiz Çıkrıkçılar Yokuşu’nun tepesine yakın “Safranhan”ın eteğindeki… Salman Sokak’taydı, yurdun her yöresinden komşumuz vardı. Çocuk aklımla canının istediği gibi sansürsüz konuşan amcaları teyzeleri… Akranlarımı yadırgamazdım; dilleri bizim dile benziyordu… “Anam eccük duz istiyo… İpta ben geldim… Ne diyo o gabcuk aaazlı… Gayfe iccen mi? Ellaam sen iyi bilin…” Bizim evdekiler de komşular da […]

Devamını Oku