Sevgili Dostlar, Bazı şehirler vardır; zamanla birlikte yürür, sahip olduklarını aydınlık bir geleceğe taşıyarak yaşar. Çankaya böyledir. Sokaklarında geçmişin sesini duyarsın ama her adımda o sesi geleceğe taşır. Bu neden bizim şehrimizde yenilenmek, eskiyi geride bırakmak değil; onu yeniden anlamak, yeniden anlatmak demektir. Kültür ve sanat, tam da bu yüzden Çankaya’nın kalbinde yer alır. Çünkü […]
Sevgili Dostlar,
Bazı şehirler vardır; zamanla birlikte yürür, sahip olduklarını aydınlık bir geleceğe taşıyarak yaşar. Çankaya böyledir. Sokaklarında geçmişin sesini duyarsın ama her adımda o sesi geleceğe taşır. Bu neden bizim şehrimizde yenilenmek, eskiyi geride bırakmak değil; onu yeniden anlamak, yeniden anlatmak demektir. Kültür ve sanat, tam da bu yüzden Çankaya’nın kalbinde yer alır. Çünkü Çankaya, kültür ve sanatla ortaklaştığımız duyguların yeridir.
Çankaya için yenilenmek, sadece değişip gelişenleri görmek değildir. Değişmeyeni fark edebilme ve anlayabilme, değişenleri de sorgulama halidir. Bir kentin kendine sorduğu en değerli soru; “Hangi değerlerle yola devam ediyoruz?”dur. Çankaya için bu sorunun cevabı, karanlığı yırtıp aydınlık bir geleceğe ilk adımını attığı günden beri değişmez. Kültür, sanat ve birlikte yaşama iradesidir bizim cevabımız.
Çankaya; kelimelerle düşünür, seslerle hatırlar, renklerle çoğalır. Bir tiyatro perdesi açıldığında, bir sergi salonunda ışık yandığında ya da bir parkta müzik yankılandığında bu şehir yeniden nefes alır. Kültür ve sanat burada yalnızca izlenen değil; hissedilen, paylaşılan ve yaşamın içine karışan bir dildir. Yenilenmek de bu dili her kuşağın yeniden konuşabilmesidir. Bu nedenle ki eskiyi de yanına alarak yenilenmek, yeniyi aramak sadece değişmekle ilgili değil; bu şehrin kökleri sağlam, ilham olan yaşam kültürümüzle ilgilidir.
Şehrimizin sokakları, geçmişle bugünün yan yana yürüdüğü bir bellektir. Eski bir binanın gölgesinde yeni bir fikir filizlenir; bir duvarın önünde genç bir ses kendine yer bulur. Biz bu karşılaşmalara inanıyoruz. Çünkü bir kenti diri tutan şey, tam da bu temas anlarıdır. Yenilik, çoğu zaman sessizce, böyle anlarda doğar. Bu temas anlarını çoğaltmak, sınırların dışında, evrensel bir dil oluşturmak ve kültür-sanat mirasımızı zenginleştirmek için bizi festivallerle dolu günler bekliyor.
Festival günlerinde zaman biraz yavaşlar, yüzler biraz daha yukarı bakar. Müzik, sinema, edebiyat sokaklara taşarken kent, kendi kalabalığını yeniden tanır. Çankaya’da festivaller; eğlenceden ziyade bir buluşma, ortak bir duyguda birleşme hali olacaktır. Birlikte gülmenin, düşünmenin ve üretmenin mümkün olduğunu gösterecektir. Bugünün dünyasında şehirler yalnızca büyümüyor, anlam arıyor. Kültür ve sanatı merkezine alan kentler, bu anlamı kaybetmiyor. Çankaya’nın yenilenme anlayışı da buradan besleniyor.
Sevgili Dostlar,
Karanfil dergimizin yeni yılın ilk sayısında yenilenmek ve yeniliklerle ilgili düşünceleri göreceğiz. “Yenilenmek ve yenilikler” üzerine şunu söylemek isterim: Yenilenmek, acele etmek değil; dikkatle yürümektir. Çankaya, her adımında insanı, sözü ve sanatı gözeterek yürümeye devam edecek, çünkü biz biliyoruz ki Çankaya, kalbiyle yenilenir.
Sevgili Dostlar, Bazı kentlerin sokaklarında yürürken bir ülkenin hikâyesine dokunursunuz. Çankaya’da bu hikâyenin bir parçası oluruz. Bir pencereden uzanan bayrakta, okul yolundaki çocukların sesinde, kuşaktan kuşağa aktarılan bir hatırada Cumhuriyet’le yaşarız. Bizim için Cumhuriyet’le yaşamak ebedi bir sorumluluk, bitmeyen bir heyecan ve büyüyen umutlardır. Bu şehrin Cumhuriyet’le olan bağı coğrafyanın ötesinde bir anlam taşır. Bu […]
Devamını Oku
Sevgili Dostlar, Yaz, kentin kapılarını ve pencerelerini ardına kadar açtığı mevsimdir. Günler uzar, sokaklar kalabalıklaşır, parklar çocuk sesleriyle dolar. İnsanlar gölgeli bir bankta soluklanır, bir meydanda karşılaşır, açık havada dinlenen bir şarkının çevresinde birbirine biraz daha yaklaşır. Çankaya’da ise yazın kendine özgü bir hali vardır. Kuğulu Park’ın serinliğinden Seğmenler’in yamaçlarına, mahalle aralarındaki küçük parklardan akşamları […]
Devamını Oku
Kızılay, Cebeci, Beşevler, Bahçelievler, Emek, Balgat, 100. Yıl, oradan Eskişehir yolu ve oradan da Hacettepe, ODTÜ, Bilkent hattının bir temmuz-ağustosta, bir de eylülün sonlarına doğru tepeden fotoğrafını çekmek mümkün olsa keşke. Benim gözümde, tepeden değil belki ama yerden çekilmiş çok fazla görüntüsü var bu hattın. Biraz anlatmam gerekirse, temmuz-ağustosta her yer bomboş, trafik hep rahat, […]
Devamını Oku
UYANAN ŞEHİR “Son kuşlar da geçiyor / Biten bir sevda gibi / Uyanıyor Ankara…” Murat Yetkin’in şiirinden Eftal Küçük’ün bestelediği ve Çağdaş Türkü’nün seslendirdiği bu şarkı, şehre yabancı olanlarda bile bir “Ankara” duygusu yaratıyor. Hele mevsim sonbaharsa, tanıdık bir şehrin bildik bir havası etrafınızı sarıyor. Şarkının dizelerindeki gibi “Uyanıyor Ankara”: Günün ilk ışıklarıyla insanlar sokaklara […]
Devamını Oku