Hakan Kaynar
Tüm Yazıları
Neşemiz Bambaşka!
Ana Sayfa Tüm Yazılar Neşemiz Bambaşka!

Ankara’nın neşesi Gençlerbirliği’dir, bence. Bazen kederi de… Şimdi artık kulübün başkanı olmuş Arda Çakmak’la yıllar önce istifa edip o zamanların yönetimine baş kaldırırken söylediğimiz bir cümle var: “Kaybetmekten korksak Gençlerbirlikli olmazdık!” Hep kazanmak isteyen üç İstanbullunun taraftarlarından daha çok yaşadık mağlubiyet yasını, o kesin. Olsun, tıpkı Orhan Veli’nin mektuplarda kalmış iki dizesindeki gibi, “Hüzün ki […]

Ankara’nın neşesi Gençlerbirliği’dir, bence. Bazen kederi de… Şimdi artık kulübün başkanı olmuş Arda Çakmak’la yıllar önce istifa edip o zamanların yönetimine baş kaldırırken söylediğimiz bir cümle var: “Kaybetmekten korksak Gençlerbirlikli olmazdık!” Hep kazanmak isteyen üç İstanbullunun taraftarlarından daha çok yaşadık mağlubiyet yasını, o kesin. Olsun, tıpkı Orhan Veli’nin mektuplarda kalmış iki dizesindeki gibi, “Hüzün ki neşedir/ Bana senden gelir.” Kelimelerin kifayetsiz olduğunu da söylemiş ya, hele âşıklara hiç yetmez. Benzetmelere ihtiyacımız ondan. Bütün derdim sözü şu cümleye getirmek: Ankara’nın denizi yok ama Gençlerbirliği var. 

Boşuna yapmıyorum bu benzetmeyi. 1970’lerde takım ikinci ligde varoluş mücadelesi verirken altlı üstlü altmış olmadı seksen metrekarelik bir yerdir kulüp “binası”, Maltepe’de Koç Öğrenci Yurdu binasının sağ köşesinde bi “dükkânlık” yer. Maçtan önce futbolcular burada toplanıyor, formalar burada yıkanıyor, toplar burada saklanıyor. Alt katında da üç beş masalı bir “lokal” var, yirmi otuz kişinin katıldığı genel kurulların adresi de burası. İşte buranın ismi “Denizaltı”. Tanıl Bora’nın  Ankara Rüzgârı isimli kitabı için konuştuğu Nihat Akalın demiş: “O lokal olmasaydı Gençlerbirliği olmazdı.” Küçücük mekân birleştirmiş çünkü insanları, orada buluşanlar birer “fedai” gibi kulüp yaşasın diye uğraşmışlar.   

Evet işte deniz gibidir Gençlerbirliği diyebilirim, sırt sırta yaslanmış apartmanların arasında tesadüfi bir boşluk. Nerede bulsak onlardan, biz yetmişli yılların çocukları hemen taşlardan kale kurup maça başlardık. Hem çocukluk hem gençlik yıllarından en iyi arkadaşlarım, beraber futbol oynayabildiklerimdi. Hatta kocaman adam olduğumda bile, bu sefer tersinden, iyi arkadaşlarımla futbol oynadım. Oynarken çok huysuz olduğumu gören biri, anladım demişti senin gibi bir adam sahada neden canavara dönüşüyor, bence halı sahada kendini futbolcu zannediyorsun. Oyun da bu değil midir; başkası olmanın, olabilmenin neşesine kapıldığımız nadir anlar. Futbol yapar bunu, bir bakarsın tribünde altmış yaşında bir adam çoluk çocukla bir olmuş şarkılar söylüyor. Göbeğine aldırmadan bir de forma mı giymiş?

Aidiyetini göstermenin en kolay yollarından biri forma giymek, kimlerden olduğumu hemen söylüyorum sana. Ama işte burası Ankara, çok uzun yıllar boyunca o köyde bu kasabada, Çankırı’da, Çorum’da ve Yozgat’ta doğmuş olanlar bizlerden daha çoktu, nerelisin diye sorulunca Angaralıyım diyenlerden. Şimdiyse Ankara’da en çok Ankaralılar yaşıyor. Hele on yirmi yıl sonra dün geleni bugün hemşehrimiz yapacak kadar çoğalacağız, kimsenin kimsenin umrunda olmadığı bir metropole dönüştüğünde şehir, herkes yabancı olduğunda birbirine, arkadaş olmak da kolaylaşacak çünkü. Dostluk demiyorum, Barış Bıçakçı 2000 yılında koydu noktayı o meseleye, gerçek bir şehirde gibinin ötesine geçmez yakınlık, mış gibi yapabiliriz. 

İşte o yüzden geçici kimliklere ihtiyacımız var, doksan dakikalık aşiret üyeliğine. Omuz omuza bir yanılsamanın içine girelim, ölebiliriz hep beraber. Sanki futbolcuların kasları değil bizim sesimiz onları taşıyan, o şutu doksandan çıkaran, kalktık ya hep beraber ayağa! Öyle değildir ama Gençlerbirlikli olmak. Memleketteki en başka taraftarlık hali. Kızılay’da patlayan bombanın öldürdüğü Elvin Buğra dedi ya: “Baba, Gençlerbirliği Bambaşka”, öyledir. Herkesin herkese benzediği, herkes herkese benzediği için baktılar kılık kıyafet yetmiyor ben biriciğim demeye, herkesin dövmelerle bedenini benzediği şu aynılaşma çağında Gençlerbirlikli olanlar farklıdır gerçekten. Bu öyle kolay kolay değişecek gibi de değildir. Gençlerbirliği deniz gibidir, denizler karşısında çaresiz değil midir rantçı siyaset, en fazla bir kısmını doldurabilir, kıyılara yol yapabilirsin. Kırabildiğin dalga kaç metre olabilir ki?

Değişti diyoruz ya Ankara, değişir hep. Gecekondu sadece bir tribün grubunun ismi olacak artık. Dutluklar, bağlar değil buğday tarlaları bile apartman, yok hayır “yaşam sitesi” oldu. O sayede zenginleşen köylüler birdenbire yedi paraları, Leyla’larla değil Lili’lerle, fonda kostak kostak Angara Havası. Böyle camdan, çakma gökdelenlerle bezendi şehrimiz. Gücü bozkıra yetti Ankara’nın, denizin karşısındaysa çaresiz. Kalsın.

Yazarın Diğer Yazıları
Neşemiz Bambaşka!

Ankara’nın neşesi Gençlerbirliği’dir, bence. Bazen kederi de… Şimdi artık kulübün başkanı olmuş Arda Çakmak’la yıllar önce istifa edip o zamanların yönetimine baş kaldırırken söylediğimiz bir cümle var: “Kaybetmekten korksak Gençlerbirlikli olmazdık!” Hep kazanmak isteyen üç İstanbullunun taraftarlarından daha çok yaşadık mağlubiyet yasını, o kesin. Olsun, tıpkı Orhan Veli’nin mektuplarda kalmış iki dizesindeki gibi, “Hüzün ki […]

Devamını Oku
Yeni Şehir’de Hep Yeniden

Yıllardır düşünürüm. Edebiyatımızdaki yenilerin birincisinin Ankara’da, üstelik Yenişehir’de ortaya çıkmış olması sadece bir tesadüf müdür? Mekânın yeni oluşu gelenekten kopmak için teşvik etmiş olmasın gençleri? Gençler dediğim, Oktay Rifat ile Orhan Veli. Özen Pastanesi’nde oturmuşlar. Şöyle hayal edin. Bütün ömrünüz boyunca daracık sokaklarda yürümüş, kargacık burgacık konaklarda, bahçeler içinde ahşap evlerde, olmadı nohut oda bakla […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Neşemiz Bambaşka!

Ankara’nın neşesi Gençlerbirliği’dir, bence. Bazen kederi de… Şimdi artık kulübün başkanı olmuş Arda Çakmak’la yıllar önce istifa edip o zamanların yönetimine baş kaldırırken söylediğimiz bir cümle var: “Kaybetmekten korksak Gençlerbirlikli olmazdık!” Hep kazanmak isteyen üç İstanbullunun taraftarlarından daha çok yaşadık mağlubiyet yasını, o kesin. Olsun, tıpkı Orhan Veli’nin mektuplarda kalmış iki dizesindeki gibi, “Hüzün ki […]

Devamını Oku
Gençler Hem Bahar, Hem Gelecektir…

Bu yıl, “19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı”nı kimimiz okullarda, resmi kurumlarda görev savmak için… Yüreği Cumhuriyet için atanlar da alanlarda, salonlarda… Atatürk’e saygı sunmaya koşanlarla… Anıtkabir’de gençlerin her zamankinden büyük coşkusuyla kutladık.  Bizim ilçede lise yoktu. Ortaokullular bütün ulusal, özel günlerde başroldeydi. Kız erkek 19 Mayıs’ta, ilçenin küçücük alanında, büyük gösterilerde yer […]

Devamını Oku