Hüseyin Can Güner
Tüm Yazıları
Merhaba

Doğanın hüzün mevsimidir sonbahar. Çiçeklerin bin bir rengine, ağaçların yeşiline, gökyüzünün parlak mavisine, bulutların lekesiz beyazlığına, rüzgârın beklenen coşkusuna vedadır ekim. Yenilenme döngüsünün en hüzünlü anıdır. Belki de bu yüzden şiirin kalbidir şehrimiz. Belki de bu yüzden edebiyatın coşkun ırmakları kollarını bu şehirden uzatmıştır insanlara… Sokaklarında şairlerini özleriz şehrimizin. Evlerinde buluşmaları, parklarında aşkları… Kar yağdığında […]

Doğanın hüzün mevsimidir sonbahar. Çiçeklerin bin bir rengine, ağaçların yeşiline, gökyüzünün parlak mavisine, bulutların lekesiz beyazlığına, rüzgârın beklenen coşkusuna vedadır ekim. Yenilenme döngüsünün en hüzünlü anıdır. Belki de bu yüzden şiirin kalbidir şehrimiz. Belki de bu yüzden edebiyatın coşkun ırmakları kollarını bu şehirden uzatmıştır insanlara…

Sokaklarında şairlerini özleriz şehrimizin. Evlerinde buluşmaları, parklarında aşkları… Kar yağdığında düşer bir Arif şairin sözleri aklımıza. Kalkık palto yakalarında siluettir Orhan’ların, Yaşar’ların, Ahmed’lerin, Yahya’ların yüzleri Ankara’da. Bir Karanfil Sokak buluşmasında iki mısranın belini kırar şairleri. Güzeldir her yaşta Kuğulu Park yürüyüşleri. Anılar mevsim beklemez, birikir şehrin hafızasında. 

Bir hikâyesi vardır Ankara’ya yolu düşen ozanın, ilk kitabına heyecan büyüten yazarın, aydınlığa koşan fikirlerin. Edebiyat olmuştur sokaklar, şiir olmuştur öfkeler, aşklar, beklentiler, hüzünler, mutluluklar… Ne diyor şair: “Şair arkadaş/ Bir derdin mi var,/ Bir şeyler çıkarmak mı istiyorsun derdinden?/ Ankara’ya gelmelisin.” 

Evet, davettir şehrimiz. 

Umutlu başlangıçlara, yüzünü güneşe dönüp aydınlık peşinden koşmalara, üretkenliğe, birlikte yaşamaya, mücadeleye, sanata, edebiyata, şiire davettir. 

Davettir şehrimiz; beklentilere, düşlere, sevgiye…

Bir asır önce milletin makus kaderini değiştirebilmek için serden geçen insanların verdiği mücadeleyle sonsuzluğun batmayan güneşi doğdu şehrimizde. 

Anadolu’nun birçok köşesi gibi unutulmuş, kendi imkânlarıyla yaşam mücadelesi veren insanlar o güneşin peşinde aydınlanma yolculuğunu başlattı. Edebiyat koştu, şiir koştu, sanat koştu. Fikirlerle, heyecanla, umutla parladı şehrimiz. 

Bugün o parlayan güneşin ikinci yüzyılında, aydınlanma ve kalkınma yolculuğumuzun en başından itibaren olduğu gibi, gelecek nesillere borcumuz olan ışıklı bir ülke için mücadele etmeye devam ediyoruz, heybemizde kültürle, sanatla, edebiyatla… 

Sevgili Çankayalılar; hiçbir tarih yoktur ki yaşadığımız yer gibi bir kıvılcımı büyük bir aydınlanma ateşine dönüştürmeyi başarmış olsun. Hiçbir hikâye yoktur ki her karakteriyle, zaman ve mekânıyla hayal gücünün sınırlarını bizim gerçekliğimiz kadar zorlasın. 

Bizler yaşadığımız şehirde, sahip olduğumuz her güzellik, her hak ve özgürlük için, bu şehrin hikâyesine vefa borcu ve sorumluluğu ile nefes alıyoruz. Hayal ettiğimiz, yapmak istediğimiz ve adımını attığımız her şeyin omuzlarımızda kıvançla taşıdığımız sorumluluğu ile yolculuğumuza devam ediyoruz. 

Geçmişe saygı ve vefa, geleceğe umut ve heyecan taşımak amacıyla “elden ele” büyütmeyi arzuladığımız; hevesini tüm mevsimlerden, inadını geçmişten alan; kokusunda düşlerimiz, köklerinde anılarımız, renklerinde umudu taşıyan  Karanfil’le “Merhaba” demenin sevincini sizlerle paylaşmaktan onur duyuyorum.

Merhaba…

Yazarın Diğer Yazıları
Karanfil Gibi Bir Gelecek

Sevgili dostlar, Kentlerin hafızası sokaklarında saklıdır. Çankaya’nın hafızası da yalnızca binalarda, meydanlarda, caddelerde değil; yan yana gelen insanların sesinde, kitapçıların vitrininde, parkların gölgesinde, sahnelerin ışığında, kararlılıkla atılan adımlarda ve kültür sanatla kurulan derin bağda yaşar. Karanfil de bu hafızanın özel adlarından biridir. Bir sokak adı olmanın ötesinde, kentli olmanın, düşünmenin, üretmenin ve birlikte yaşamanın simgesidir. […]

Devamını Oku
Bir Bahar Günü bir Çocuk Gülüşü

Nisan, bu memlekete yalnızca baharı getirmez. Biraz ferahlık, biraz hatırlayış, biraz da içimizi usulca yoklayan bir umut getirir. Kışın içimize sinen ağırlık çekilirken, dallar hafifçe yeşile döner, rüzgâr sertliği bırakır, gökyüzü yeniden bir açıklık kazanır. Sonra takvim usulca 23’ü gösterir. İşte o gün nisan, yalnızca bir ay olmaktan çıkar; bir milletin hafızasına, bir çocuğun gülüşüne, […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Ankara, Düşlerin Gerçek Olduğu Yerdir!

DÜŞLER KENTİ ANKARA Öyle değil midir? Ankara’nın bir “düşler kenti” olduğunu 1987’den beri haykırırım, da herkes duyar mı, kimse duymaz mı? Kimisi duyar da duymazdan mı gelir? Bastığı toprağı ayağının altında kendi varlığı için anıt kaidesi ya da çöp zannedenler ayırt etmez, edemez zaten bunu.  Bir de portal alanı çizmişim Ankara Ankara Güzel Ankara şiir […]

Devamını Oku
Müşterek İhtimalini Mümkün Kılmak: Esat Hâl’in Hafızası ve Gelecek Yolculuğu

Ankara, her bir sokağında ayrı bir hikâyenin, her köşesinde farklı bir dönemin izini taşıyan bir şehir. Bu nedenle var olan binaları, parkları, sokakları, caddeleri ve mekânları da bizlere çok şey anlatabiliyor. Cumhuriyet modernizminin planlı başkenti olma mirasını omuzlarında taşıyan bu şehir, bu güçlü mirasla birlikte kendini yenileme potansiyelini de her zaman bağrında saklar. Bugünlerde Çankaya’nın […]

Devamını Oku