Burcu Geroğlu
Tüm Yazıları
Kışı Hatırlamak
Ana Sayfa Tüm Yazılar Kışı Hatırlamak

Bol tarçınlı bir fincan salep, dışarıda ağır ağır düşen Çukurova pamuğu gibi iri kar taneleri, iğne yapraklı çamlarla örtünmüş bembeyaz tabiat ve şöminenin ateşi ısıtıyor insanın içini… Kış mevsiminin herkesin kafasında bir resmi vardır. Herkeste unutamadığı bir an bırakmıştır kış mevsimi. Kar yağmaya başladığında ve keskin soğuk batmaya başladığında ellerimize, aklımıza düşer hatıralar, anlamlar, insanlar…  […]

Bol tarçınlı bir fincan salep, dışarıda ağır ağır düşen Çukurova pamuğu gibi iri kar taneleri, iğne yapraklı çamlarla örtünmüş bembeyaz tabiat ve şöminenin ateşi ısıtıyor insanın içini…

Kış mevsiminin herkesin kafasında bir resmi vardır. Herkeste unutamadığı bir an bırakmıştır kış mevsimi. Kar yağmaya başladığında ve keskin soğuk batmaya başladığında ellerimize, aklımıza düşer hatıralar, anlamlar, insanlar… 

Benim için mevsimin anımsattıklarının dışında mevsimi hatırlatan bir zamandayız. Kasım gelip çattığında ve öğretmenler hatırlandığında kara kış düşer benim aklıma…

31 Ocak 1934… Gece yarısı Çankaya Köşkü’nün ışıkları sızarken pencereden, Gazi Paşa misafirleriyle sohbet etmekte. Paşa’nın elinde bir mektup. Mektup hususi olarak Gazi Paşa’ya yazılmış. Kırşehir İdare-i Hususiye muallimlerinden. Kırşehirli öğretmenler, paralarını alamadıklarını ve zor durumda olduklarını bir mektupla devletin en tepesine ulaştırmayı başarmış. Gazi Paşa, mektubu okur okumaz misafirleri arasında yer alan konuyla ilgili vekile öğretmenlerin niçin maaş alamadığını soruyor. Vekil, kış şartlarından sebep postaların yetişemediğini söylüyor. Gazi Paşa  “Ya! Öyle mi?” diyerek derhal emir veriyor ve 1 Şubat gece yarısı 02:00’de Kırşehir’e doğru yola çıkılıyor.

Kılıç Ali bu yolculuğun 16 saat sürdüğünü söyler. Neler gelmez ki başa… Evvela fırtınada bir köy kahvehanesine sığınılır. Sobası yakılır ve ısındıktan sonra yolculuk devam eder. Kar diz boyu, yol çamur. Haliyle Paşa’nın otomobili çamura saplanır. Tabii köylüler, yük hayvanlarıyla imdada yetişir. Nihayet açılmıştır yolu Paşa’nın. Ulaşır öğretmenlerine…

İşte benim için kış; Mustafa Kemal Atatürk’ün geleceğin aydınlık yolunu açacağına inandığı, güvendiği ve geleceği emanet ettiği öğretmenlerine ulaşmak için verdiği mücadeledir. Benim için Öğretmenler Günü; Gazi Paşa’nın öğretmenlerine ulaşmak için verdiği o mücadelenin hatırasıdır. 

Başta Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün ve tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü kutlu olsun… 

Yazarın Diğer Yazıları
Sen Olabilirsin

Bu şehirde çocuk olmak; sabah okul yolunda yanaklarına vuran ayazı, öğle vakti kaldırım taşlarından yükselen sıcaklığı, akşamüstü göğü saran puslu turuncu vedayı iyi bilmektir. Havasında, gökyüzünde, anıların ve saklı kalmış çocukluk hikâyelerinin peşine düşmek bu yüzden mümkündür. Bir şairin baktığı göğe baktığını, bir tarih sayfasında sözü geçen rüzgârların sana da dokunduğunu bilirsin. Şehrin kendisi gibi […]

Devamını Oku
Sevgilim Ankara

İlk buluşmada flört etmez seninle. Hatta mecburi bir karşılaşma gibi hissettirir. Bir “niye geldin ki?” demediği kalır yani. Öyle ayaklarını yerden kesen bir manzarası da yoktur baktığında. Nasıl yaptı, nasıl başardı, hâlâ büyük bir muamma ama aklımın bir köşesine yerleşmeyi başardı. Size sevgilimden bahsedeyim biraz…  Ankara, huysuz bir sevgilidir aslında. Sabah ayazında gözünün yaşına bakmadan […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Ankara’da Çocuk Olmak

Ankara’da çocuk olmak; bozkırın sert rüzgârına karşı avuçlarında bir güneş saklayarak, tarihin suskun taşları arasında kendi masumiyetinin sesini aramak gibi… Bozkırdan Başkente Dönüşen Ankara’da Çocukluk Ankara, bir zamanlar bozkırın ortasında sade bir kasabaydı. Rüzgârı sert, toprağı yalın, ufku genişti. Ama o ufkun içinde büyüyen çocuklar için dünya kocamandı. Sokaklar oyun alanı, boş arsalar düş kurma […]

Devamını Oku
Ankaram = Anadolum…

Başkentte ilk evimiz Çıkrıkçılar Yokuşu’nun tepesine yakın “Safranhan”ın eteğindeki… Salman Sokak’taydı, yurdun her yöresinden komşumuz vardı. Çocuk aklımla canının istediği gibi sansürsüz konuşan amcaları teyzeleri… Akranlarımı yadırgamazdım; dilleri bizim dile benziyordu… “Anam eccük duz istiyo… İpta ben geldim… Ne diyo o gabcuk aaazlı… Gayfe iccen mi? Ellaam sen iyi bilin…” Bizim evdekiler de komşular da […]

Devamını Oku