Ulaş Geroğlu
Tüm Yazıları
Karanfil Sözleşmesi
Ana Sayfa Tüm Yazılar Karanfil Sözleşmesi

Bir yola çıkıyoruz. Heyecanı, sevgiyi ve umudu elden ele taşıyoruz. Bir çiçektir gönlümüzü coşturan, bir çiçektir bin anlamı yüklenip hayatımıza karışan. Açar bozkırın ortasında, kalbinde insan. Yaşanmışlıkların hatırası, yaşanacakların iyilik temennisidir. Sokaktır, şehrin güzel anılarına… Ozanın ruhundan hayata damlayan bir şiirdir. Bir çiçektir roman kahramanına ismini veren. Bir çiçektir özlemle anıları canlı kılan. Bir çiçektir, […]

Bir yola çıkıyoruz. Heyecanı, sevgiyi ve umudu elden ele taşıyoruz.

Bir çiçektir gönlümüzü coşturan, bir çiçektir bin anlamı yüklenip hayatımıza karışan. Açar bozkırın ortasında, kalbinde insan. Yaşanmışlıkların hatırası, yaşanacakların iyilik temennisidir. Sokaktır, şehrin güzel anılarına… Ozanın ruhundan hayata damlayan bir şiirdir. Bir çiçektir roman kahramanına ismini veren. Bir çiçektir özlemle anıları canlı kılan. Bir çiçektir, saygıyı renklerinde saklayan. Yola çıkıyoruz dostlar! Bir çiçektir bu yolculuğa ilham olan.

Veda ettiklerimize özlemle açıyor, yeni dostlarla merhabalaşıyoruz. Okuyoruz; kitaplarda yeni dünyalar keşfediyoruz. Anlatıyoruz; unutulanları hatırlıyor, bilinmeyenleri paylaşıyoruz. Güneşin doğduğu yerde toprakta; umudun büyüdüğü yerde gökyüzünde oluyoruz.

Adımız saygı,
Adımız özlem,
Adımız hatıralar bizim.
Adımız dost,
Adımız edebiyat,
Adımız şiir,
Adımız Karanfil bizim… 

1. Karanfil Hayatı Yakalamaktır 

Geçip gidiyor günler, insanlar, beklentiler… Değişiyor hayaller, gerçekler… Gitmek istediğimiz yerler, görmek istediklerimiz ve hatta hiç farkında olmadan yanı başımızda olup bitenler…
Karanfil hayatı ıskalamayalım diye açıyor. 

 Hüznün boynu bükük  çiçeği
 umudun kokusu keskin nebatı
 heyecanlı bekleyişlerin yakada süsü
 halkaların özgürlük rozeti
 şairin muhabbet ezgisi
 ozan sözünün tohumu
 gökyüzünün bulutu
 yeryüzünün saf aşkı
 denizlerin can halatı
 elden ele büyüyecek sevginin Karanfil’i
 MERHABA…

 2. Karanfil Hafızadır 

Unutuyoruz. Güzel günleri, önemli zamanları unutuyoruz. İnsanları, mücadeleyi, inadı unutuyoruz. Unuttukça ağırlaşıyor yaşadıklarımız. Yalnızlaşıyoruz unuttuklarımızla. 

Oysa biriktirmektir yaşam. Bir şiirin dizesiyle, bir şarkının nakaratıyla, bir kitabın ön sözüyle birikmektir. Birikmektir sevdiklerimizle, özlediklerimizle yazdıklarımız, okuduklarımızla birikmektir. Kentin kendisidir hafıza; bir sokak lambasıdır belki ilk aşka. Kitapçıdır belki, aldığın en önemli kararı tozlu raflarıyla hatırlatan. Bir parktır belki, ilk kez şahit olduğun kar yağışında yüzünü gökyüzüne serdiğin. Bir şairdir, hiç görmediğin kahvehanenin hiç oturmadığın taburesinde demli çayını yudumlayan…

Karanfil, şehrin hafızası hep aydınlık kalsın diye açıyor.

 3. Karanfil’in Kökleri Yaşadığın Yerdedir 

“İnsan yaşadığı yere benzer. O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer” der şair. Şehirler ve insanlar gizli gizli ant vermiştir. Zamanla benzerler birbirlerine. Önce insanı benzer şehre, sonra şehir benzemeye başlar insana. Aidiyet böyle doğar. İlklerini paylaşır insanlar ile şehirler. İlk aşkı, ilk zaferi, en güzel hayali, yılgınlıkları, başarıları, gençliği, olgunluğu taşırlar birbirleri için. Mekânları, sokakları, yolları insana benzer. İnsan, zamanla kendini görür şehirde. Mevsimleri karşılarken, yolculuklara çıkarken, beklerken, beklenirken benzer insan yaşadığı şehre.

Ve Ankara… Ankara her haliyle benzer insanına. Bazen sıcak ekmek kokusudur günün aynı saatinde insana benzeyen, bazen insanla en çok sohbet eden yeri, parklarıdır. 

Farklı yerlerden geçen yolların taşıdığı umutların toplandığı meydanları benzer insana.  Karanfil’iyle benzer insanına; Karanfil’le muhabbet eder, Karanfil’le tanış olur, Karanfil’le anlatır kendini.

Karanfil, şehir ve insan ilişkisini anlatmak için açıyor.

 4. Saygının Solmaz Çiçeği Karanfil 

Güzel insanlar yürüdüler şehrin kaldırımlarında. Güzel insanlar şehrin kalbinde, ışığın peşinde aydınlık mücadelesi verdiler. Şiir oldular, şarkı oldular, kitap oldular. Umutla genç oldular, düşleriyle genç kaldılar. Bozkırın ortasında aydınlarıyla yeşillenen şehre, karanlığa inat umudu büyüten şehre, vefa borcudur Karanfil.

Karanfil yaşanmışlıklara gösterdiğimiz saygının sessiz çığlığıdır, keskin kokusudur, canlı rengidir. Edebiyat denizine akan coşkun ırmakların, göğsümüzü kabartan gurur dolu başarıların, özgürce çoğalttığımız ve büyüttüğümüz fikirlerin; aidiyetimizin, ilerleyişimizin, aydınlarımızın, sanatçılarımızın mevsimsiz çiçeğidir Karanfil. Karanfil saygı için açıyor.

 5. Aydınlık Karanfil Kokar 

Değişmek zordu. Yüzyıllardır biriktirdiklerimizi, öğrendiklerimizi geride bırakmak zordu. Bir çağ vardı içinde yaşadığımız ve fakat bizden ileride. Bir düş vardı henüz kurmadığımız, peşine düşmediğimiz fakat kavgasını vereceğimiz. Gelecek; şafak vaktinden önce kara sabanın peşine sürüklendiğimiz gerçeklikten daha parlaktı, daha ışıklıydı, daha aydınlıktı…

Toprağa, suya, havaya düştü cemre. Açtı karanfilin tomurcuğu, koktu burcu burcu; kültür ve sanatın kokusuydu, edebiyat ve bilimin, şiirin ve fikirlerin kokusuydu. 

Çankaya’nın Karanfil’i aydınlık için açıyor. 

Karanfil açıyor! İçinde insan, içinde şehir, içinde düşler… Açıyor Karanfil! İçinde özlem, içinde saygı, kokusunda umut. Karanfil açıyor! İçinde heyecan, içinde sanat, içinde edebiyat…

Açıyor Karanfil “elden ele”…

Yazarın Diğer Yazıları
Güneşin Kendisidir Ankara

Unutulmuşluğun kıyısında,Kırbaç gibi savrulan rüzgârların kestiğiçaresizliğin sessizliği,Ve tükenişin boşluğunda,Bir sonbahar denizi gibi uzanan bozkırın ortasındaumudun akını başlamakta…  Bir şehri sevmek nasıl başlar? Ne yaşanmış olmalı ve neyi yaşamayı ummalı bir şehri sevebilmek için?  Ankara soluk bir havayla sabahı karşılar. Sanki küstürdüğü denizi, yanına  gökyüzünün mavisini de alıp çekip gitmiştir. Ankara’nın bu soluk sabahı, ağır ağır […]

Devamını Oku
Güvercini Kim Yıkayacak

Bir zamanlar tüyleri bembeyaz, gözleri parlak, yere hiç konmadan uçan bir güvercin varmış. Onun uçtuğu yerde ne kavga ne gürültü ne küslük ne anlaşmazlık yaşanırmış. İnsanlar güvercini gördüğünde kucaklaşır, türküler söyleyerek gökyüzünde süzülen güvercini selamlarmış. Güvercin, kâh sarp kayalıklardan kâh ağaçlardan bakar, gözünü insanların üstünden hiç ayırmazmış. Rivayet o ki; güvercinin neşesi ve gücü merhametten […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Dostluğumuzun Başkenti

Bazı şehirler, insanın yalnızlığını büyütür, bazılarıysa onu paylaşılabilir kılar. Ankara, bu iki duygunun ince dengesinde yaşar. Daha doğrusu, bana öyle gelir. Belki de pek bilmediğim bu şehre uzaktan baktığımdan öyle görüyorumdur, az sayıdaki Ankaralı arkadaşım öyle bir izlenim yaratmıştır. O dostlar da gri gökyüzü gibi mesafeli, yüklü bulutlar gibi yakınlar zaten. Onlardan dinlediğim Ankara’nın dostlukları, […]

Devamını Oku
Ankara: Tatlının Da Başkenti

Eski Ankara pastaneleri, o günlerin tatlı anılarını günümüze taşımakla beraber, bir zamanlar Ankara’nın tatlının başkenti olduğunun da ispatı. Bugün hâlâ o tatları yapabilen mekânların olması, eskinin bizlere mirası.  Pastane deyip geçmemek lazım. Şimdilerde endüstrileşmeyle birlikte form değiştiren pastacılığın mekânları, bir zamanların en önemli buluşma noktalarıydı. Şairlerin, sanatçıların, yazarların gündelik hayat akışında başat rol alan bu […]

Devamını Oku