Hüseyin Can Güner
Tüm Yazıları
İyilik Mutlaka Kazanır
Ana Sayfa Tüm Yazılar İyilik Mutlaka Kazanır

Çankaya’nın Karanfil’i, yedinci sayısıyla açıyor. Kültür ve sanatla; iyiliği, doğruluğu, aydınlığı, yaşamın tüm güzelliklerini paylaşmak için “Elden Ele Karanfil” diyerek başladık yolculuğumuza. Sürdürülebilir, yaşayan ve insanlara dokunan, sanat ve kent kültürünün iç içe geçtiği bu yolculukta, Karanfil’imiz gün geçtikçe değerli okurlarıyla büyüyor ve “Elden Ele” kent sınırlarımızı da aşan bir kültür değeri olma yolunda ilerliyor. […]

Çankaya’nın Karanfil’i, yedinci sayısıyla açıyor. Kültür ve sanatla; iyiliği, doğruluğu, aydınlığı, yaşamın tüm güzelliklerini paylaşmak için “Elden Ele Karanfil” diyerek başladık yolculuğumuza. Sürdürülebilir, yaşayan ve insanlara dokunan, sanat ve kent kültürünün iç içe geçtiği bu yolculukta, Karanfil’imiz gün geçtikçe değerli okurlarıyla büyüyor ve “Elden Ele” kent sınırlarımızı da aşan bir kültür değeri olma yolunda ilerliyor. Uzattığımız ele dokunan herkese teşekkür ederim.

Geçtiğimiz günlerde, kültür ve sanat şehri Çankaya’mızda dünyaca ünlü Fransız sokak sanatçısı Ememem’i ağırladık. Onun ufku, emeği ve sanatıyla sokaklarımızı renklendirdik. Kent kültür ve yaşamımızı sanatla güzelleştirmeye devam edeceğiz. Bu bir seçimden çok bizim için iyi ve güzel bir yaşam için bir zorunluluktur. Ememem’in Çankaya sokaklarında emeği ve sanatıyla yaptığı çalışmalar, aslında bize tüm kötülükleri, çirkinlikleri iyilik ve sanatla kapatabileceğimizin de mesajını vermekte. Çankaya sokaklarında yürürken ansızın karşımıza çıkan mozaikler, “yeter ki iyilik ve güzelliği arayalım, muhakkak buluruz” dedirtiyor.

Sevgili Dostlar;

Hüzün ve acı; ancak ortak bir duyumsamayla diner. Sevinç ve mutluluk; paylaştıkça anlam kazanır. Zafer; saygıyı kaybetmeden, bilinçle yaşandıkça gururumuz olur. Kazanımlara, değeri anlaşıldıkça sahip olmaya devam ederiz. Tüm bu duygular içinde olacağımız ayların içerisindeyiz.

Aslında yaz ayları, doğa ve insan ilişkisinin mesafeleri azalttığı aylardır. Binlerce yıllık insanlık tarihinde bu ilişki, karşılıklı bir saygı akdinin toprak ve su ile bağlayıcılığını korumuştur. Fakat artık bu akdin üstümüze düşen zorunluluklarını yerine getiremiyoruz maalesef. Yaz ayları coşkunun ve sevincin, toprağın ve suyun, emeğin ve hasadın aylarıydı. Beklenen ve doyasıya yaşadığımızdı.

Son yıllarda olduğu gibi bu sene de alevlerle başladı yaz. Göz göre göre yanıp kül olan ormanlarımıza bakıp, çaresizliğin karşı koyulamaz öfkesiyle her yeni güne uyandık. Endişe ve korkunun, ahlar vahlar içinde kül olan güzelliklerimizin yok oluşuna duyduğumuz üzüntü ve öfke elbette tarifsiz. Yaz gelince güzel şeylerden bahsetmek istiyor insan fakat her yanımızı saran ateşler buna müsaade etmiyor. Tabii bir de otuz iki yıldır sönmeyen bir ateş, dinmeyen, hafiflemeyen bir acı nefesimizi kesmeye devam ediyor. 2 Temmuz Madımak Katliamı’nın yıldönümü; yıkamadığımız utanç duvarlarını hâlâ hatırlatıyor…

İyilik mutlaka kazanır.

Bir asrı geride bırakan, kazanılmış hakların ve sahip olduğumuz tüm değerlerin tapu senedi LOZAN ANTLAŞMASI’nın yıldönümünde hatırlatmak istediklerimiz de var elbette. Bir milletin varıyla yokuyla, malıyla canıyla, hayalleri ve insanca yaşama arzusuyla verdiği mücadelenin kazanılmış haklarıdır LOZAN. Esaretin ve talanın dayatılan şartlarına karşı dik duruşumuz, haklılığımızla duyduğumuz gururumuzdur. LOZAN ANTLAŞMASI; son yıllarda hiçbir tarihsel birikime, mantıklı sebep-sonuç ilişkisine bakılmadan tartışmaların merkezine itildi. Oysa LOZAN; miras olarak teslim aldığımız ve tüm değerleriyle yüceltip aydınlatarak geleceğe miras bırakmak zorunda olduğumuz ülkemizin bugün var oluşunun antlaşmasıdır.

Tam yüz üç yıl önce, 26 Ağustos sabahı bir milletin makûs kaderini değiştiren top sesleriyle umudumuzu büyüttük. Öyle ya, ne ayağımızda pabuç, ne sırtımızda ceket vardı. Ne aşımız dolduruyordu tencereyi, ne de toprağı ekecek canımız kalmıştı. Umuttan ve cesaretten başka hiçbir şeyi olmayan insanların verdiği mücadele, işte o top sesleriyle nihayete erdi.

Elde edilen tüm zaferler, kazanmanın verdiği gururla parlatılabilir. Fakat bizim kazandığımız bu zafer; ülkemizde yaşayan her bir birey için, doğacak olan yeni nesiller için bağımsızlıktan aydınlığa, insanca yaşamaktan umuda kadar derin anlamlar taşımaktadır. 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun.

Sevgili Dostlar;

Acıdan sevince, zaferden sevgiye savrulduğumuz bir sayıyla siz değerli okurlarımızla buluşacağız. Fakat insana ait tüm duygu ve düşüncelerin iyiliklere ve güzelliklere vesile olacağı düşüncesiyle kapağımıza “İYİLİĞİ” taşıdık. İyi insan olmanın elimizde ve her şeyden daha kolay olduğunu söylemek isterim.

İyilikle kalın…

Yazarın Diğer Yazıları
Yaz ve Hüzün

Sevgili Dostlar, Yaz, kentin kapılarını ve pencerelerini ardına kadar açtığı mevsimdir. Günler uzar, sokaklar kalabalıklaşır, parklar çocuk sesleriyle dolar. İnsanlar gölgeli bir bankta soluklanır, bir meydanda karşılaşır, açık havada dinlenen bir şarkının çevresinde birbirine biraz daha yaklaşır. Çankaya’da ise yazın kendine özgü bir hali vardır. Kuğulu Park’ın serinliğinden Seğmenler’in yamaçlarına, mahalle aralarındaki küçük parklardan akşamları […]

Devamını Oku
Karanfil Gibi Bir Gelecek

Sevgili dostlar, Kentlerin hafızası sokaklarında saklıdır. Çankaya’nın hafızası da yalnızca binalarda, meydanlarda, caddelerde değil; yan yana gelen insanların sesinde, kitapçıların vitrininde, parkların gölgesinde, sahnelerin ışığında, kararlılıkla atılan adımlarda ve kültür sanatla kurulan derin bağda yaşar. Karanfil de bu hafızanın özel adlarından biridir. Bir sokak adı olmanın ötesinde, kentli olmanın, düşünmenin, üretmenin ve birlikte yaşamanın simgesidir. […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Ahmet Telli ve Şiiri: Vicdan bireyseldir!

Ahmet Telli şiirinin çok boyutlu estetik birikimi ile “Şair Ahmet Telli” nin örgütlü birey olarak bütünlüklü ele alınması zorunludur. Hayatı ve şiirleri iç içe geçmiş bir şair söz konusuysa, hem estetiğin dili hem de ideolojinin dili öne çıkar. Çünkü daha ilk adımda biliriz ki şiir bir cesaret işidir ama bu cesaret salt sözcüklerden ibaret değildir; […]

Devamını Oku
Ahmet Telli: Vicdanın Dili, Direnişin Şiiri

Ahmet Telli ve şiirini birkaç kelime ile tanımlamam gerekseydi sezgi, vicdan, aşk, isyan, direniş, dil ve arkadaşlık derdim. İlk sıraya sezgi kelimesini koymamın nedeni Telli’nin bireysel, toplumsal ve şiirsel anlamda varoluşunun sınırlarını ve sınırsızlıklarını belirlerken hem bir birey hem de bir eğitimci ve şair olarak sezgileriyle hareket ettiğini düşünmemdir. Bu düşünceye kapılmamın nedeni şairin şiirleri, […]

Devamını Oku