Ayşen Şahin
Tüm Yazıları
Hayal Kurma Atölyesi: Gençliğimiz Var
Ana Sayfa Tüm Yazılar Hayal Kurma Atölyesi: Gençliğimiz Var

Namık Abi sayesinde başladı her şey. Apartmanımızın ortak bahçesine kendi elleriyle kameriye yapan o. İlk yaptığı pek bir şeye benzememişti ama inat etti öğrendi marangozluğu; düzelte düzelte bayağı güzel ahşap bir kameriye yaptı, boyadı. Bizden de katkı payı falan istemedi. Kutlama için bir piknik istedi sadece, herkes kısır, börek, kek hangi tarifine güveniyorsa yapıp getirsin […]

Namık Abi sayesinde başladı her şey.

Apartmanımızın ortak bahçesine kendi elleriyle kameriye yapan o. İlk yaptığı pek bir şeye benzememişti ama inat etti öğrendi marangozluğu; düzelte düzelte bayağı güzel ahşap bir kameriye yaptı, boyadı. Bizden de katkı payı falan istemedi. Kutlama için bir piknik istedi sadece, herkes kısır, börek, kek hangi tarifine güveniyorsa yapıp getirsin dedi.

O günden beri hafta sonları üçer beşer, bazen onar on beşer iner olduk bahçeye, apartman içi komün yaşama geçtik bir nevi. Hepimiz iyice kaynaştık. Ekonomi zorladığından herkes evlere kapanmıştı, gezemiyorduk zaten. Birbirimizle ve bahçemizde sosyalleşmeye başladık.

Her hafta sonu mutlaka yeni bir fikirle inerdi bahçeye, “Gençlerrrrrr” diye Namık Abi.

İki kilo limondan bir damacana limonata yapmayı başardığı hafta öğrenmek isteyenler için atölye yaptı bahçede. Eksiksiz tüm apartman katıldı. Sonra bize origami öğretti, kâğıttan penguen, kurbağa yaptık. Kendisi de çok bilmiyor, Youtube’dan öğrenmiş. Beraber açıp izleye izleye yaptık.

Bir keresinde “Kim Milyoner Olmak İster?” yarışmasına kendisi soru seti hazırlamıştı. Türkiye siyasi tarihinden dünya coğrafyasına herkesin genel kültüründe olması gereken sorular. Oturmuş hepsini arkası desenli kâğıda basmış üşenmeden. 

Bir keresinde de Mandala kitabı ve boya kalemleriyle geldi, kendimizden geçmiş gibi saatlerce boyama yaptık. Sonra bize kaynak kullanımını optimize etme dersi verdi. Gülmeyin, gerçekten önemli. Hiçbirimiz bilmiyormuşuz pek. O dersten beri hem mutfak israfı hem evin elektrik, su, doğalgaz harcamaları azalmıştı hatta telefonun şarjını uzun kullanmayı bile öğrenmiştik. Herkes bildiği tasarrufu anlatınca çeşitler zamanla çoğaldı.

“Gençlerrrr bugün ne yapıyoruz bilin bakalım?” Bu soruyu artık hevesle bekliyorduk hafta içleri, cuma akşamı olsun da bizim atölye günleri başlasın diye.

Hepimiz genç değiliz elbet, her apartmanda olduğu gibi her yaştan insan var 24 dairede. Ama her hafta sonu yaş, meslek, cinsiyet ayırt etmeden kapıya astığı afişte ne malzeme gerekliyse hazır edip iniyorduk aşağıya. 

Bu atölyeler zamanla çeşitlendi, bizi de dahil etti eğitmenlik işine. Nermin Abla’dan içli köfte, Doris Hanım’dan topik, Ziya Bey’den çiğ köfte yapmayı öğrendik. 20 yaşındaki Berk’ten snapchat kullanmayı, IP adresi değiştirmeyi, güvenli VPN’leri, çerezleri temizlemeyi ve Reddit’i öğrendik. 22 yaşındaki Esra’dan ai ile video üretmeyi, yapay zekâyı doğru kullanmayı; 27 yaşındaki Mert’ten kripto, eteryum, nft…

Ben de tarih hocası olduğum için zaman zaman gündeme bağlı bildiklerimi anlattım. Sunum bile hazırladım defalarca, Filistin’in ilk işgali, İspanya İç Savaşı, 1929 Buhranı, vesaire.

Verdiğimiz derslerden bile heyecanlı oluyordu zaman zaman zira öğrenci dersi geçmek için derse geliyor, apartmandakiler ise tamamen hevesle.

20 farklı meslek var apartmanda dile kolay, herkes en iyi bildiklerini döktü ortaya.

40’ıncı yaşımı bahçede kutlarken şakayla karışık “Artık sen gençlerrrr deyince üzerime alınmayacağım Namık Abi” demiştim.

“Kızım, insan gençliğini ancak merakı bitince kaybeder, öğrenme hevesini yitirince, bilmişliğin tembelliğine kapılıp üç otuz tecrübesinin öngörüsüne yenilince. Değil mi ki her hafta şu merdivenleri in çık gelip bir şeylere merak salıyor, öğrenmeye heves ediyoruz, hepimiz hep genciz. Bakma sen gençliği yılların sayısına hapsetmeye kalkanlara.”

İşte hepimizi böyle genç kıldı o. Biz de bildiğimizin ötesini öğrenmeye, denemeye heves eder olduk. Büyük hayaller kurmayı başardık yeniden. Hayal ettiklerimizi gerçek etmeyi de başardık.

Gazetelere, televizyona haber olduğumuzda güldüler bize. Oysa biz bahçemizde uzun uzun fikir teatisi yaptığımızdan biliyorduk böyle lanse edileceğini. Hazırlıklıydık.

“Kendi oturdukları apartmanı işgal ettiler.” yazdılar, kameriyede konuşan Namık Abi’yi çılgın addettiler. Sonra hedef gösterdiler. Biz bir apartmanız, komünüz. Her şeyi hep birlikte yaptık. Namık Abi sadece gözlerimizi açtı. 

Yasal haklarımızı da yeni sistemimizle birlikte devreye soktuk. Apartmanca geliştirdiğimiz güneş enerjisi teknolojimiz ile artık elektrik kullanmıyoruz. Geliştirdiğimiz filtre ile zararlı gazlardan ve kokudan arındırılmış bir baca sistemi kurduk. Yaz ve baharda biriktirip işlediğimiz çöplerimizi bu baca sayesinde yakarak ısınıyoruz. Çöpümüz de yok dolayısıyla, karbon ayak izimiz minimum, ozona zararlı değil. Doğalgaz kullanmıyoruz. Bahçemizdeki artezyen kuyumuz, kendi inşa ettiğimiz modern sarnıcımız ve kendi arıtma tesisimiz ile su faturasından da çıktık. Ortak terasımızda bostanımız, bahçemizde meyve ağaçlarımız, zeytin ve cevizimiz var. İç yayın sistemimiz var, devlet televizyonu izlemiyor kendi yayınımızı yapıyoruz. Biz apartmanı işgal etmedik. Biz bağımsızlığımızı ilan ettik. Kendi kendimize yetiyoruz.

Onaylamadığımız bir sistemin onaylamadığımız kaynaklara giden vergi sisteminden çıkmak istiyoruz. Ya temiz enerji, temiz tarım, bilimsel eğitim, toplumsal barış ve iklim krizi için adım atılsın ya da biz artık otonom bir apartmanız ve özerklik istiyoruz.

Hukuki bir süreci başlattık. Ne kadar sürerse sürsün, neticede emsal olacaktır.

Gençliğimiz var. Bekliyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları
Hayal Kurma Atölyesi: Gençliğimiz Var

Namık Abi sayesinde başladı her şey. Apartmanımızın ortak bahçesine kendi elleriyle kameriye yapan o. İlk yaptığı pek bir şeye benzememişti ama inat etti öğrendi marangozluğu; düzelte düzelte bayağı güzel ahşap bir kameriye yaptı, boyadı. Bizden de katkı payı falan istemedi. Kutlama için bir piknik istedi sadece, herkes kısır, börek, kek hangi tarifine güveniyorsa yapıp getirsin […]

Devamını Oku
Hayal Kurma Atölyesi: Çocukluk Hayalleri

Sanki hep hayatındaymış gibi hissettiğinden nerede ne zaman tanıştığını unuttuğun arkadaşların vardır hani? Genelde hayatı kolaylaştırıcı olurlar, derdini sen anlatmadan anlamış da kapında çözümle bitivermiş olurlar. Sonsuz bir anlayış ve sabırla donanmış olurlar. Bir o kadar da dobradırlar. Başkası söylese alınırsın o söyleyince iyi niyetinden şüphe etmediğinden kaale alırsın. Neşesi iyidir ama inceden de durgun […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Ankara, Düşlerin Gerçek Olduğu Yerdir!

DÜŞLER KENTİ ANKARA Öyle değil midir? Ankara’nın bir “düşler kenti” olduğunu 1987’den beri haykırırım, da herkes duyar mı, kimse duymaz mı? Kimisi duyar da duymazdan mı gelir? Bastığı toprağı ayağının altında kendi varlığı için anıt kaidesi ya da çöp zannedenler ayırt etmez, edemez zaten bunu.  Bir de portal alanı çizmişim Ankara Ankara Güzel Ankara şiir […]

Devamını Oku
Müşterek İhtimalini Mümkün Kılmak: Esat Hâl’in Hafızası ve Gelecek Yolculuğu

Ankara, her bir sokağında ayrı bir hikâyenin, her köşesinde farklı bir dönemin izini taşıyan bir şehir. Bu nedenle var olan binaları, parkları, sokakları, caddeleri ve mekânları da bizlere çok şey anlatabiliyor. Cumhuriyet modernizminin planlı başkenti olma mirasını omuzlarında taşıyan bu şehir, bu güçlü mirasla birlikte kendini yenileme potansiyelini de her zaman bağrında saklar. Bugünlerde Çankaya’nın […]

Devamını Oku