Kenan Başaran
Tüm Yazıları
Haaaydi Gençler!
Ana Sayfa Tüm Yazılar Haaaydi Gençler!

Cumhuriyet’in başkenti, Cumhuriyet’in 100’üncü yaşında bize Süper Lig’de bir derbi izletemedi. Çünkü ezeli rekabetin bir tarafı, bir alt ligdeydi. Cumhuriyet ile yaşıt olan Gençlerbirliği, TFF 1. Lig’de olduğu için Ankaragücü ile denkleşemedi. Ne yazık ki Gençler, bu ligden hâlâ çıkabilmiş değil.  Peki bu durum ona gönül verenler için çok mu büyük bir dert? Sanmıyorum. Kendilerine […]

Cumhuriyet’in başkenti, Cumhuriyet’in 100’üncü yaşında bize Süper Lig’de bir derbi izletemedi. Çünkü ezeli rekabetin bir tarafı, bir alt ligdeydi.

Cumhuriyet ile yaşıt olan Gençlerbirliği, TFF 1. Lig’de olduğu için Ankaragücü ile denkleşemedi. Ne yazık ki Gençler, bu ligden hâlâ çıkabilmiş değil. 

Peki bu durum ona gönül verenler için çok mu büyük bir dert? Sanmıyorum. Kendilerine ‘Gençlerbirlikli’ derler. Dilde de çalımlar… Ne de olsa okumuş çocuklar! 

Mart 1923’te bir ‘gençlik hareketi’ olarak Taş Mektep’te, -bugünkü Atatürk Lisesi- kurulur. Okulda beden eğitimi öğretmeninin kurduğu takımı beğenmeyen bir grup öğrenci, Kırmızı-Siyah renklerle yeni bir takım kurar: Gençlerbirliği…

Her takımın olduğu gibi Gençler’in renklerinin esin kaynağına dair de farklı görüşler vardır. Kimi “Ankara’nın etrafındaki gelincik tarlarından”, kimi ise “forma siparişi verilen dükkânda başka renkler olmadığı için” der. Sebebin ‘gelincik’ olmasını yeğlerim, çünkü fena halde çok şık duruyor.

Dünya tarihi ‘milattan önce’, ‘milattan sonra’ diye, futbolumuz ise ‘1959’dan önce’, ‘1959’dan sonra’ diye ikiye ayrılır. Tek bir lig tarihi olsaydı o vakit Gençlerbirliği’nin hanesine de iki Türkiye şampiyonluğu yazılırdı. Gelincik renkliler, 1941 ve 1946’da ‘Türkiye Futbol Birincisi’dir. Gençler, başkent çapında organize edilen ligde de en çok şampiyonluk yaşayan kulüptür. 

1950’lerden itibaren futbolda profesyonelleşme rüzgârları esmeye başlar. Amatörlüğü savunan Gençler, uzun süre direnir ama nihayetinde o da profesyonelleşip o dönemin en üst organizasyonu olan ‘1. Lig’deki yerini alır. Gençler, artık bir ‘talebe takımı’ değildir.

1970’te küme düşerken federasyonun başında kendi efsanesi Hasan Polat vardır. Evet, kayırılmamışlardır! Öyle ki 1979 yılında da 3. Lig’e de düşer.

1981’de Gençlerbirliği ve memleket futbolu için sıra dışı bir sayfa açılır: Önceki yıllarda kısa bir dönem başkanlık yapan İlhan Cavcav, yeniden başkanlık koltuğuna oturur. Bu, 36 yıllık bir yönetim olacaktır.

‘Eski toprak’ bir yöneticidir. Hani esasen Gençlerbirliği tribünlerinin müdavimlerinin kafasının uyuşacağı biri değildir.  Ancak yıllar süren birliktelikte iki taraf da birbirini olduğu gibi kabullenerek, Gençlerbirliği arması ve formasını önde tutmayı bilir. 

Cavcav, koltuğa oturduğunda kulüp amatör kümeye düşmüştür. Fakat 2. Lig’in genişletilmesi kararı alınınca, amatöre gitmekten kurtulur. 12 Eylül Cuntası’nın yaklaşık üç yıllık yönetimi, 1983’teki seçimlerle kapanırken, -ama onun zihniyeti yasalarla daha uzun yıllar sürecektir- Gençler de aynı yıl en üst lige geri döner.  

Böylece başkent,  Ankaragücü ile Gençlerbirliği’nin derbilerine futbolun zirvesinde tanıklık etmeye başlar.

1987’de Türkiye Kupası şampiyonu olsa da bir sezon sonra küme düşer. Ama 89’da geri döner ve ligde aralıksız en uzun soluklu mücadele eden takımlardan biri olur.

Cavcav için mühim olan ligde hep yer almak ve kasada nakit sahibi olmaktır. Öyle ki, masraflar artar diye, şampiyon olmayı bile istemediğini açık açık söyler! Yurt içinden olduğu kadar, özellikle de Afrika’da keşfettiği futbolcuları İstanbul’un büyüklerine astronomik paralarla satar. 

Kulüp lig şampiyonluğuna niyetlenmese de Türkiye Kupası’na hayır demez. 2001’de kupayı ikinci kez müzesine götürür. 

Kendi un fabrikasını yönetir gibi kulübü idare eden Cavcav’ın vefatıyla tıkır tıkır çalışan saat birden durur.

Kasadaki nakitler çarçabuk erir ve takım 30 yıl aradan sonra alt lige iner. Gençlerbirliği’nin küme düştüğü 2017-18’de ligin adı “İlhan Cavcav Süper Lig Sezonu”dur! Evet, kulüp efsane başkanının adının verildiği sezonda düşer. 

Gençlerbirliği, yedi yıldır 1. Lig’den çıkmaya uğraşıyor. Bu sezon dönüş umudu veriyor. Gençler’i bekliyoruz. Çünkü futbolumuzun onların farklı var olma haline  çok ihtiyacı var. 

Yeniden yapılmak üzere yıkılan 19 Mayıs Stadı inşaatı sürüyor. Herkes yeni statta oynanacak Gençlerbirliği-Ankaragücü Süper Lig maçlarını hayal ediyor.

Gençlerbirlikliler sabırlıdır. Onların ‘çok’ olma derdi yoktur. Çünkü onlara Ankara bile deplasmandır. Gelen her rakibin taraftarı onlardan çoktur. Kameraların maç boyu gösterdiği tribünde pek görünmezler. Ancak bir gol sevincinde kadraja girerler. Onlar ‘az’dır ama tutkuları ‘çok’larınkinden daha çoktur.  

Şampiyon takımları ve koca şehir takımlarını tutmak kolaydır. Gençleri tutmak ise zordur. Adeta tasavvufidir; nefs terbiyesi misalidir. 

Kulübedeki hocalardan ve protokoldeki yöneticilerden çok daha ilim irfan sahibi kişi vardır tribünde. Nahif nahif, “Haaaydi Gençler” diye bağırırlar. Kimi kıymetli bir yazar, kimi ünlü bir artist ve kimi üniversitede profesördür. 

Yorulduk, “Vur kır parçala bu maçı kazan” diye bağıran başarı putperestlerinden.

Bize şöylesi gerek:

“Ne küfürbaz ne arsızız,

Ne torpilli ne yüzsüz, 

İşte bizim tek farkımız:

Biz centilmen Gençlerliyiz”

Haaaaydi Gençler!

Yazarın Diğer Yazıları
Gelecek, Gençliğin Bugünüdür

Çocuklar ve gençler… Toplumların kutsallarıdır. Aileden kamusal kurumlara kadar herkes bu iki yaş grubunun üzerine titrer. Öyle ya, onlar ‘gelecek’tir. Tüm söylemler, şu yüksek perdeli ifadeyle başlar veya biter: “Onlar geleceğimizdir.” Anne-baba da, öğretmen de, antrenör de, politikacı da bu sihirli ‘gelecek’ kavramından ötürü, gençlerin üzerlerine titrenmesi gerektiğini vurgular. Yazıya gençlerle devam edeceğim ama çocukların […]

Devamını Oku
Mamak’a İlkbahar Gelecek

Çocukluğumun en güzel yılları Ankara’da geçti. Ne gariptir ki benim o güzel yıllarım, ülkenin karanlık dönemlerinden biri olan 12 Eylül Darbesi’nin hemen sonrasına denk gelir. Darbeden kısa bir süre sonra, okumam için köyden Ankara’daki akrabalarımın yanına gönderilmiştim. 6 yaşına henüz basmadığım için o yıl okul kayıt yapılmasını reddetmişti. Okula ertesi yıl başladım ve dördüncü sınıfın […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Ankara, Düşlerin Gerçek Olduğu Yerdir!

DÜŞLER KENTİ ANKARA Öyle değil midir? Ankara’nın bir “düşler kenti” olduğunu 1987’den beri haykırırım, da herkes duyar mı, kimse duymaz mı? Kimisi duyar da duymazdan mı gelir? Bastığı toprağı ayağının altında kendi varlığı için anıt kaidesi ya da çöp zannedenler ayırt etmez, edemez zaten bunu.  Bir de portal alanı çizmişim Ankara Ankara Güzel Ankara şiir […]

Devamını Oku
Müşterek İhtimalini Mümkün Kılmak: Esat Hâl’in Hafızası ve Gelecek Yolculuğu

Ankara, her bir sokağında ayrı bir hikâyenin, her köşesinde farklı bir dönemin izini taşıyan bir şehir. Bu nedenle var olan binaları, parkları, sokakları, caddeleri ve mekânları da bizlere çok şey anlatabiliyor. Cumhuriyet modernizminin planlı başkenti olma mirasını omuzlarında taşıyan bu şehir, bu güçlü mirasla birlikte kendini yenileme potansiyelini de her zaman bağrında saklar. Bugünlerde Çankaya’nın […]

Devamını Oku