Uğur Biryol
Tüm Yazıları
Emeğin Huzur Hali: Atatürk Orman Çiftliği
Ana Sayfa Tüm Yazılar Emeğin Huzur Hali: Atatürk Orman Çiftliği

Ankara bir emek kentidir. Cumhuriyet, ülkenin başkentini ilmek ilmek dokumuştur. 500 yıldan uzun süre payitaht olan İstanbul’dan sonra Ankara’da yeni bir ülke kuran yönetim, yeni başkentin yaşanabilir bir yer olmasını sağlamak için tüm imkânlarını seferber etmiştir. Şüphesiz, Ankara’nın başkent seçilmesi Atatürk’ün siyasi dehasının bir tezahürüdür. Ankara’nın başkent olmasıyla, Anadolu’nun dört bir yanından başkente göçler de […]

Ankara bir emek kentidir. Cumhuriyet, ülkenin başkentini ilmek ilmek dokumuştur. 500 yıldan uzun süre payitaht olan İstanbul’dan sonra Ankara’da yeni bir ülke kuran yönetim, yeni başkentin yaşanabilir bir yer olmasını sağlamak için tüm imkânlarını seferber etmiştir. Şüphesiz, Ankara’nın başkent seçilmesi Atatürk’ün siyasi dehasının bir tezahürüdür. Ankara’nın başkent olmasıyla, Anadolu’nun dört bir yanından başkente göçler de yavaş yavaş başlamıştır. Böylelikle Ankara, artık Cumhuriyet’in kalbi olmuştur.

Ankara’da emekten bahsedeceksek,  yapılan onca binanın, sarf edilen onca çabanın içerisinde en büyük emek hareketlerinden biri bana göre Atatürk Orman Çiftliği’dir. Çiftlik, sadece bir üretim yeri değil aynı zamanda yaşam alanıdır. Peki, orman çiftliği kurma fikri nasıl gelişmiştir, dilerseniz biraz tarihçesine bakalım. İlk olarak 1925 yılında, Ankara’nın batısındaki Yenimahalle semtinde bulunan parça parça araziler Atatürk’ün emriyle satın alınır. Çorak arazilerden oluşan arsalar toplamı, gelecek için ümit vaat etmez gibi görünse de, bu çoraklığı adeta bir cennete çevirecek olan hamle yine Atatürk’ün kararlılığı sayesinde gerçekleşecektir. Belki izleyenler olmuştur, Atatürk, orman çiftliğinde ABD Ankara Büyükelçisi Joseph Grew’e çiftliği nasıl meydana getirdiklerini Tahsin Bey isimli görevliye anlattırır: “Paşam biz buraya geldiğimizde burası çöl gibiydi. Karşıki derelerin içerisinde bir çadırla işe başladık. Makineli ziraat ehemmiyet verdik. 5 sene zarfında bir milyona yakın ağaç diktik. Meyve bahçeleri yaptık, bağ yaptık, 7 bine kadar koyun yetiştirdik.” Videosunun tamamını internetten bulabileceğiniz bu tarihi anı izlerken gerçekten duygulanmamanız işten değil. Öyle büyük bir emek var ki ortada, Atatürk’ün azminin burada da ne denli mühim bir sonuç verdiğini anlıyorsunuz. 

Zamanla gelişen çiftlik arazisindeki üretim boyutunun yanında Ankaralıların sosyalleşebileceği bir mesire alanı yaratılması da önemliydi. Bu durumda insanlar hem buraya gelerek dinlenecek ve eğlenecek hem de yapılan bu büyük işi yerinde görecek ve burada üretilen ürünleri de alabilecekti; ve Ankara bozkırının içinde bir vaha olarak Atatürk Orman Çiftliği, 100 yılı devirecekti. İlk adı “Orman Çiftliği” olan arazi, 1937 yılında Atatürk tarafından Hazine’ye bağışlandı. Çiftliğin yönetilmesi için 13 Ocak 1938’de yürürlüğe giren kanunla “Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu” kuruldu. Çiftlik içindeki bira fabrikası bu dönemde Tekel Müdürlüğü’ne devredildi. Orman Çiftliği, “Gazi Orman Çiftliği” adını alarak faaliyetlerini sürdürdü. 1 Nisan 1950’de yürürlüğe giren 5659 sayılı Kanun ile “Atatürk Orman Çiftliği” adını almış olan çiftlik, aynı kanunla Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na bağlı, tüzel kişiliğe sahip bir kuruluş statüsünü aldı.

Ancak ülkemizde her güzel işin başına mutlaka bir iş gelir durumu çiftlik için de geçerli oldu. Çiftlik,1950’li yıllardan başlayarak Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu’na, çimento fabrikalarına kömür depolarına, trafolara, çeşitli fabrikalara, spor tesislerine, konut kooperatiflerine, hal yeri yapımına, üniversitelere, Ankaray depolama tesislerine, Ankara Şehirlerarası Otobüs Terminali’ne, Ordu Evi’ne, turistik tesislere tahsis edilerek veya  satılarak amacı dışında kullanıma açılmış ve o dönemki ruhu kaybettirilmiştir. Son olarak ABD’ye tahsis edilen orman çiftliği arazisi için, Mimarlar Odası bir dava açmış, dava hâlâ sürüyor. 

Bugünkü haliyle Atatürk Orman Çiftliği, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından inşa edilen ve modern standartlara sahip “Atatürk Çocukları Doğal Yaşam Parkı ve Hayvanat Bahçesi”, Atatürk’ün doğduğu Selanik’teki evin bir benzeri, tarihî Karadeniz Havuzu ve Devlet Mezarlığı gibi ziyaret alanlarıyla hâlâ ayakta kalma çabası veriyor. Ayrıca, eski tarihi hangarlar restore edilerek kültür ve sanat merkezlerine dönüştürülmüş, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları tarafından yeni hatıra ormanları oluşturulmaya devam edilmiştir. Çiftliğin endüstriyel ve tarımsal üretim yelpazesi de oldukça geniştir. Pastörize süt, yoğurt, klasik ve taze kaşar peyniri, tereyağı, dondurma ve ayran, İç Anadolu koşullarına uygun taze sebze, meyve ve meyve suları, doğal çiçek balı ve diğer arı ürünleri, AOÇ markalı gazoz ve fermente ürünler, bölge iklimine uygun tahıl ıslahı ve üretimi orman çiftliğinin üretim bandında yer alır. 

Orman çiftliğine sahip çıkalım

Ankara, bir emek kentidir demiştim. Biz emeğin değerini çok iyi bilen bir toplum değiliz. Bilseydik, bugüne kadar Cumhuriyet’in bize armağan ettiği değerler elimizin altından kayıp gitmezdi. İşte o emeklerin en büyüklerinden biri Atatürk Orman Çiftliği de bizlerin sahip çıkmasıyla ayakta kalabilir, yaban ellere gitmez. Onu yaşatmak, hepimizin asli görevlerinden biri olmalı.

Yazarın Diğer Yazıları
Emeğin Huzur Hali: Atatürk Orman Çiftliği

Ankara bir emek kentidir. Cumhuriyet, ülkenin başkentini ilmek ilmek dokumuştur. 500 yıldan uzun süre payitaht olan İstanbul’dan sonra Ankara’da yeni bir ülke kuran yönetim, yeni başkentin yaşanabilir bir yer olmasını sağlamak için tüm imkânlarını seferber etmiştir. Şüphesiz, Ankara’nın başkent seçilmesi Atatürk’ün siyasi dehasının bir tezahürüdür. Ankara’nın başkent olmasıyla, Anadolu’nun dört bir yanından başkente göçler de […]

Devamını Oku
Her Gören Ağladı Kalbini Bağladı

Hayatımda Ankara rüzgârının başladığı yıl 1998, aylardan eylül. İzmir’e üniversite okumak için kayıt yaptırmaya giderken, yarım günlük bir Ankara molasıyla kalbimin rotası oluşmaya başlamıştı. Sakarya Caddesi’nde bir akrabamızın ofisine uğradık, orada yol yorgunluğundan kaynaklı yarı uykulu halim geçtikten ve biraz kendime geldikten sonra sokağa atmıştım kendimi. Bir fotoğrafçıda öğrenci kimliği için fotoğraf çektirdim, yaş 19. […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Ankara, Düşlerin Gerçek Olduğu Yerdir!

DÜŞLER KENTİ ANKARA Öyle değil midir? Ankara’nın bir “düşler kenti” olduğunu 1987’den beri haykırırım, da herkes duyar mı, kimse duymaz mı? Kimisi duyar da duymazdan mı gelir? Bastığı toprağı ayağının altında kendi varlığı için anıt kaidesi ya da çöp zannedenler ayırt etmez, edemez zaten bunu.  Bir de portal alanı çizmişim Ankara Ankara Güzel Ankara şiir […]

Devamını Oku
Müşterek İhtimalini Mümkün Kılmak: Esat Hâl’in Hafızası ve Gelecek Yolculuğu

Ankara, her bir sokağında ayrı bir hikâyenin, her köşesinde farklı bir dönemin izini taşıyan bir şehir. Bu nedenle var olan binaları, parkları, sokakları, caddeleri ve mekânları da bizlere çok şey anlatabiliyor. Cumhuriyet modernizminin planlı başkenti olma mirasını omuzlarında taşıyan bu şehir, bu güçlü mirasla birlikte kendini yenileme potansiyelini de her zaman bağrında saklar. Bugünlerde Çankaya’nın […]

Devamını Oku