Sevgili Dostlar; Büyük bir heyecanla açanKaranfil’imizin ikinci sayısından hepinize merhaba… Sayfalarında 10 Kasım’la hüznü, Öğretmenler Günü’yle minneti, anılarıyla, tarihiyle, bilinmeyenleriyle yaşadığımız şehri, öykü ve şiirlerle edebiyatı ve sanatı gördüğünüz Karanfil’i “elden ele” sevgiyle büyütüyoruz. İlk sayımıza gösterdiğiniz ilgi için siz değerli okurlarımıza içtenlikle teşekkür ederim… Dünyanın hiçbir coğrafyasında kasım ayında bizim ülkemizdeki gibi açılmaz hüzün […]
Sevgili Dostlar;
Büyük bir heyecanla açan
Karanfil’imizin ikinci sayısından hepinize merhaba…
Sayfalarında 10 Kasım’la hüznü, Öğretmenler Günü’yle minneti, anılarıyla, tarihiyle, bilinmeyenleriyle yaşadığımız şehri, öykü ve şiirlerle edebiyatı ve sanatı gördüğünüz Karanfil’i “elden ele” sevgiyle büyütüyoruz. İlk sayımıza gösterdiğiniz ilgi için siz değerli okurlarımıza içtenlikle teşekkür ederim…
Dünyanın hiçbir coğrafyasında kasım ayında bizim ülkemizdeki gibi açılmaz hüzün kapıları. Her veda erkendir fakat dünyanın hiçbir coğrafyasında bir veda, bizim ülkemizde olduğu gibi kalpleri bu denli acıtmaz. 86 yıldır dinmeyen acının, her geçen gün artan özlemin başka bir yerde örneğinin olmayışını fikren ve kalben açıklamak mümkün olsa da inanılması güç olan; sebepler arasında “SEVGİ”nin nesilden nesle artan bir özlemle taşınıyor olması. Elbette dünya tarihinde saygınlık kazanmış büyük kumandanlar, minnet duyulan siyaset insanları vardır ve olmaya devam edecektir fakat milletle “SEVGİ” bağını bu denli güçlü kurabilmek, hatta ve hatta ölümsüzlüğe intikalinden 86 yıl sonra dahi bu bağı kuvvetlendirmektir zor olan.
Pençesine düştüğümüz karanlığı fikirleriyle dağıtan, içine düştüğümüz umutsuzluğu cesareti ve üstün dehasıyla umuda dönüştüren, başardıklarıyla, yaptıklarıyla ve yapmak istedikleriyle çağının çok ilerisinde yaşamış olan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün hâlâ sürdürmeyi başardığı mücadelenin bir parçası olmak, onun izinde ve gösterdiği hedefe yürümek sevginin gücü ve yolun doğruluğuyla mümkündür. O; karanlığın karşısında durabilme cesareti, aydınlanma çabamızın ilhamı olmaya devam etmektedir. İşte bu cesareti ve ilhamı kalbimizden ve fikrimizden söküp atabilecek hiçbir kuvvet yoktur.
Sevgili Dostlar,
Ulu Önder Mustafa Kemal
Atatürk’ün ordu kumandanlığının, devlet liderliğinin yanı sıra
BAŞÖĞRETMEN kimliği ile milletini aydınlık bir geleceğe taşıma gayreti, ondan bize kalan en büyük miras ve sorumluluktur. Ona duyduğumuz sevginin her geçen gün büyümesinin en önemli sebeplerinden biri; milletine öğretmen olmasıdır. Kutsal öğretmenlik mesleğini dinmeyen bir heyecan, büyük bir aşk ve sorumlulukla yerine getirmekten duyduğu mutluluğa bakmak, onun yaptıklarının yanı sıra yapmak istediklerini anlamamız hususunda bize ışık olacaktır.
Sevgili Dostlar,
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.” diyor.
Fikirlerini takip ederek, onu anlayarak ve varlığını her daim hissederek büyük bir saygı, dinmeyen bir özlem ve sonsuz bir sevgiyle anıyoruz…
Sevgili dostlar, Kentlerin hafızası sokaklarında saklıdır. Çankaya’nın hafızası da yalnızca binalarda, meydanlarda, caddelerde değil; yan yana gelen insanların sesinde, kitapçıların vitrininde, parkların gölgesinde, sahnelerin ışığında, kararlılıkla atılan adımlarda ve kültür sanatla kurulan derin bağda yaşar. Karanfil de bu hafızanın özel adlarından biridir. Bir sokak adı olmanın ötesinde, kentli olmanın, düşünmenin, üretmenin ve birlikte yaşamanın simgesidir. […]
Devamını Oku
Nisan, bu memlekete yalnızca baharı getirmez. Biraz ferahlık, biraz hatırlayış, biraz da içimizi usulca yoklayan bir umut getirir. Kışın içimize sinen ağırlık çekilirken, dallar hafifçe yeşile döner, rüzgâr sertliği bırakır, gökyüzü yeniden bir açıklık kazanır. Sonra takvim usulca 23’ü gösterir. İşte o gün nisan, yalnızca bir ay olmaktan çıkar; bir milletin hafızasına, bir çocuğun gülüşüne, […]
Devamını Oku
DÜŞLER KENTİ ANKARA Öyle değil midir? Ankara’nın bir “düşler kenti” olduğunu 1987’den beri haykırırım, da herkes duyar mı, kimse duymaz mı? Kimisi duyar da duymazdan mı gelir? Bastığı toprağı ayağının altında kendi varlığı için anıt kaidesi ya da çöp zannedenler ayırt etmez, edemez zaten bunu. Bir de portal alanı çizmişim Ankara Ankara Güzel Ankara şiir […]
Devamını Oku
Ankara, her bir sokağında ayrı bir hikâyenin, her köşesinde farklı bir dönemin izini taşıyan bir şehir. Bu nedenle var olan binaları, parkları, sokakları, caddeleri ve mekânları da bizlere çok şey anlatabiliyor. Cumhuriyet modernizminin planlı başkenti olma mirasını omuzlarında taşıyan bu şehir, bu güçlü mirasla birlikte kendini yenileme potansiyelini de her zaman bağrında saklar. Bugünlerde Çankaya’nın […]
Devamını Oku