Sevgili Dostlar; Geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet’imizin 102. yaşını bir hafta boyunca hep birlikte kutlamanın heyecanını yaşadık. Açılışını gerçekleştirdiğimiz Atatürk Sanat Merkezi’mizde bizimle bu heyecanı paylaşan tüm dostlarımıza bir kez daha teşekkür ederim. Elbette sanat merkezimiz, içinde yaşayan düşlerle, aydınlanma emekçisi sanatçılarımızla gerçek değerine kavuşacaktır. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği aydınlık yolda yürümek bitmeyen bir sorumluluktur; […]
Sevgili Dostlar;
Geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet’imizin 102. yaşını bir hafta boyunca hep birlikte kutlamanın heyecanını yaşadık. Açılışını gerçekleştirdiğimiz Atatürk Sanat Merkezi’mizde bizimle bu heyecanı paylaşan tüm dostlarımıza bir kez daha teşekkür ederim.
Elbette sanat merkezimiz, içinde yaşayan düşlerle, aydınlanma emekçisi sanatçılarımızla gerçek değerine kavuşacaktır. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği aydınlık yolda yürümek bitmeyen bir sorumluluktur; biz de bu sorumluluk bilinciyle yolculuğumuza devam edeceğiz. Bu sorumluluğun bir parçası olarak tam bir yıl önce açan Karanfil’in dokuzuncu sayısını sizlerle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz.
Sevgili Dostlar;
Biz insanlık tarihinin en özel özgürlük mücadelesini verdik. Bu mücadeleyi yoklukla ve imkânsızlıkla sınadık. Bu mücadeleyi, tüm dünyayı kendine hayran bırakan aydınlanma yolculuğuyla taçlandırmayı başardık. Tabuları yıktık, aşılmaz duvarları aştık ve düşlerimizin peşinden imrenilesi bir iradeyle koştuk. Bunu, nefes aldığımız, sokaklarında yürüdüğümüz, tarifsiz şekilde sevdiğimiz bu şehirde, Ankara’mızda başardık.
Ankara, bugün tüm temsil ettiklerinin ötesinde dünyanın tüm başkentlerinden daha büyük anlamlar taşımaktadır. Bizler sadece siyasetin değil, değer olarak sahiplendiğimiz her şeyin; kültürün ve ilerici fikirlerin şehrinde yaşıyoruz. Bozkırın yokluğunda ve savaşın gölgesinde bir milletin umudu olan Ankara, bugün ülkemiz tarihine geçen her şeyin ilk cümlesidir.
Ancak bu şehir hep daha fazlasıdır bizler için. Siyasetin başkenti olarak değil; hayatın başkenti, ilham ışığı olarak daha fazlasıdır. Muasır medeniyetler seviyesinde insanca ve hakça yaşamanın yolunu aydınlatan Ankara; sanatın, müziğin, bilimin, edebiyatın, sporun, dostlukların, şiirin, eğitimin, mimarinin, kısacası bugün olağan yaşamımızda sahip olduğumuz her değerin başkenti ve öncüsüdür.
Yaşatmak için sonuna kadar mücadele edeceğimiz ve daha ileriye taşımayı görev bildiğimiz Cumhuriyet’imizin güneşi Ankara; elbette bundan sonra da attığımız her adımın öncüsü olacaktır. Bizler bunu gençlerimizle, sanatçılarımızla, aydınlarımızla, yazarlarımızla, çizerlerimizle ve bilim insanlarımızla başaracağız.
Bizler bunu inadımızla, çağdaş geleceğe olan umudumuzla, kurduğumuz düşlerle, sarsılmaz irademizle, tarihimizden aldığımız güçle, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ten aldığımız ilhamla başaracağız!
Nisan, bu memlekete yalnızca baharı getirmez. Biraz ferahlık, biraz hatırlayış, biraz da içimizi usulca yoklayan bir umut getirir. Kışın içimize sinen ağırlık çekilirken, dallar hafifçe yeşile döner, rüzgâr sertliği bırakır, gökyüzü yeniden bir açıklık kazanır. Sonra takvim usulca 23’ü gösterir. İşte o gün nisan, yalnızca bir ay olmaktan çıkar; bir milletin hafızasına, bir çocuğun gülüşüne, […]
Devamını Oku
Sevgili Dostlar, Bazı şehirler vardır; zamanla birlikte yürür, sahip olduklarını aydınlık bir geleceğe taşıyarak yaşar. Çankaya böyledir. Sokaklarında geçmişin sesini duyarsın ama her adımda o sesi geleceğe taşır. Bu neden bizim şehrimizde yenilenmek, eskiyi geride bırakmak değil; onu yeniden anlamak, yeniden anlatmak demektir. Kültür ve sanat, tam da bu yüzden Çankaya’nın kalbinde yer alır. Çünkü […]
Devamını Oku
Ankara’da çocuk olmak; bozkırın sert rüzgârına karşı avuçlarında bir güneş saklayarak, tarihin suskun taşları arasında kendi masumiyetinin sesini aramak gibi… Bozkırdan Başkente Dönüşen Ankara’da Çocukluk Ankara, bir zamanlar bozkırın ortasında sade bir kasabaydı. Rüzgârı sert, toprağı yalın, ufku genişti. Ama o ufkun içinde büyüyen çocuklar için dünya kocamandı. Sokaklar oyun alanı, boş arsalar düş kurma […]
Devamını Oku
Başkentte ilk evimiz Çıkrıkçılar Yokuşu’nun tepesine yakın “Safranhan”ın eteğindeki… Salman Sokak’taydı, yurdun her yöresinden komşumuz vardı. Çocuk aklımla canının istediği gibi sansürsüz konuşan amcaları teyzeleri… Akranlarımı yadırgamazdım; dilleri bizim dile benziyordu… “Anam eccük duz istiyo… İpta ben geldim… Ne diyo o gabcuk aaazlı… Gayfe iccen mi? Ellaam sen iyi bilin…” Bizim evdekiler de komşular da […]
Devamını Oku