“Ayaş yollarından aştım da geldim Boyunu boyuma ölçtüm de geldim Güzeller içinden seçtim de geldim Yandım Allah yandım yandırma beni Seviyorum diyerek gandırma beni Derin uykulardan galdırma beni” (Zekeriya Bozdağ, Ayaş/Ankara/TRT THM 4057) -I- Sabahın kör karanlığında, sevgilim uykusundan uyanır. Düşer yollara, fabrikalarda vardiya saatidir. Kurtlar kuşlar uyanmadan daha, emekçiler ayaktadır. Sabahın […]
“Ayaş yollarından aştım da geldim
Boyunu boyuma ölçtüm de geldim
Güzeller içinden seçtim de geldim
Yandım Allah yandım yandırma beni
Seviyorum diyerek gandırma beni
Derin uykulardan galdırma beni”
(Zekeriya Bozdağ, Ayaş/Ankara/TRT THM 4057)
-I-
Sabahın kör karanlığında, sevgilim uykusundan uyanır.
Düşer yollara, fabrikalarda vardiya saatidir.
Kurtlar kuşlar uyanmadan daha, emekçiler ayaktadır.
Sabahın kör karanlığında…
Bir otobüs dolusu köle. Ayakta uyuyan köleler. Oturarak uyuyan köleler.
Bir otobüs dolusu kadın köle, erkek köle, çocuk köle, ihtiyar köle…
–Evet, evet, doğru anladınız, ihtiyar köle, ya!–
Sabahın kör karanlığında düşmüşler yollara, işlerine gidiyorlar.
Bir otobüs dolusu uyuklayan köle…
Sarsıla sarsıla ilerliyor köleler ordusu.
Otobüs arızalanıveriyor. Zınk. Hayda! Yedek otobüs bekleniyor.
Köleler işe gecikecekler, belli. Belli olmasına da, sahiplere hesap verecekler.
Mesaiye gecikmenin bedeli ağır. İş akdi feshedilebilir. Ya!
Bir otobüs dolusu ücretli köle, ücretsiz köle, işli köle, işsiz köle…
İşli ama işsiz köle; asgari ücrete mahkûm, açlık sınırında debelenen…
Köleler ordusu sabahın kör karanlığında, düşer yollara yollara…
Gözlerinde uyku mahmurluğu, demirden bir dağ sırtlarında, uyuyan köle, uyanık köle…
-II-
Cumhuriyet döneminde Ankara ülkemizin en hızlı büyüyen şehri olmuştur.
1920’de Kale ve eteklerine kümelenen eski evlerden oluşan 20 bin civarı nüfusa sahip küçük bir Anadolu kenti iken hızla büyümeye başlamış; 1924’te 65 bin olan nüfusu, 1927’de 74 bine çıkmış, 1940’ta 157 bin, 1945’te 266 bin, 1960’ta 650 bin, 1970’te 1 milyon 236 bin, 1980’de 1 milyon 877 bin ve 2000’de 4 milyona ve nihayet 2026’da 6 milyona ulaşmıştır.
Bu hızlı nüfus artışının gerektirdiği kent içi toplu ulaşımın, bu hızı yakalamasının zorluğu aşikârdır.
1930’larda kent nüfusunun %15’i araç kullanırken, bugün artık %95’ler mertebesindedir.
Unutmayalım ki 1920’ler 30’lar Ankara’sı bir yayalar kentiydi.
Geçen yüzyılda hem nüfus ve hem de alan olarak yüzlerce misli büyümüştür.
-III-
Başlangıçta Ulus merkezli 12 hatta özel kaptıkaçtı küçük otobüsler taşımacılık yapmıştır.
İlk dönemde kamuya ait tek toplu taşıma, 9 kilometrelik Ankara/Ayaş banliyö hattıdır.
Belediyenin ilk otobüs seferleri, 1935 yılında Ankara Belediyesi Otobüs İdaresi kurularak Sovyetler Birliği’nden 100 adet ZIS marka otobüs ithal edilmesiyle başlamış ve ortalama 6 kilometre uzunlukta 15 hatta hizmet vermiştir. Bu arada, belediye otobüslerine ek olarak, öncelikle otobüsün işlemediği hatlarda kaptı kaçtılar varlığını korumuştur. Bu sisteme 1940’ların sonlarında belli başlı semtlere dolmuş/minibüs seferleri eklenmiştir. Türkiye’nin ilk troleybüs hattı 1947’de Ankara’da kurulmuştur.
1 Ocak 1950 tarihinden itibaren Ankara Elektrik Havagazı ve Otobüs İşletmesi adını almıştır.
1950’lerde EGO otobüsleri kentin yeni yerleşim alanlarına hizmet vermeye başlamış, merkezi alanları ise özel girişimcilere bırakmıştır.
Bilahare sisteme resmi kurumların ve öğrencilerin servis araçları da katılmıştır.
1984’te Macaristan’dan satın alınan Ikarus marka körüklü otobüsler kent içi yolcu taşımacılığında büyük bir rahatlama sağlamıştır. Bu dönemde otobüslerde biletçi uygulaması kaldırılarak tek tip ücret ve kumbara uygulaması başlamıştır. 16 Temmuz 1984 tarihinde troleybüs kaldırılmıştır.
Başkent için çok gecikmeli de olsa metronun temeli 1989 yılında atılmıştır.
1995 yılında hizmete başlayan çift katlı otobüsler bir süreliğine de olsa ulaşıma renk katmıştır.
1997 tarihinde Kızılay/Batıkent arasında Ankara Metro’ su devreye girmiştir.
2001 yılında Ankaray, Metro ve Otobüs ücret toplama sistemleri entegre edilerek tüm toplu taşıma türlerinde tek tip ücret kullanılmaya başlanmış ve ücretsiz transferler eklenmiştir.
2011 yılından itibaren tüm duraklara 5 haneli durak numaraları verilerek, alanında Türkiye’de bir ilk olan EGO CEP’te uygulaması başlatıldı.
EGO CEP’te, Çin’deki Dünya E-Devletler Organizasyonu’nda Birincilik ödülünü ve Dünya Toplu Taşımacılar Birliği’nin (UITP) Milano’da düzenlediği Akıllı Ulaşım ve Entegre Teknolojiler alanında birincilik ödülü aldı.
Bugün (2026 itibarıyla) Ankara’da toplu taşıma, EGO otobüsleri, Metro (M1, M2, M3, M4), Ankaray (A1), Başkentray ve Özel Halk Otobüsleri (ÖHO/ÖTA) ile kapsamlı bir ağ üzerinden sağlanmaktadır.
(Kaynak: EGO)
Zeyl;
TESPİH
Şakkıdı şukkudu, şakkıdı şukkudu, şakkıdı şukkudu…
Büyük bir iştahla sallıyor, toplu taşım aracında iri taşlı tespihini.
Ortam gerildi, herkes pür dikkat, huzursuz, mütereddit…
Sonunda bir kadın dayanamadı, duruma müdahale etti;
“Lütfen tespihinizi gürültüsüz çeker misiniz? Ya da hiç çekmeseniz…”
Şakırtının şehvetine kendisini kaptırmış olan şahıs, birden kalakaldı…
Birkaç saniye ne yapacağını bilemedi. Mahcup bir ifadeyle, özür babında;
Başını omzunun içine çekerek, sessizce tespihini cebine koydu.
–İki yana geniş açıyla ayırdığı bacaklarını da gayriihtiyarî toparlayıverdi.–
Ortam birden ferahladı, yüzlere huzurlu, tatlı bir tebessüm yayıldı.
(Tespih; tevekkülün, sabrın ve umudun simgesidir, gösterişin değil!)
–Tüm dinlerde ve kültürlerde mevcuttur, insanlık tarihi kadar eskidir, abaküstür.–
“Ayaş yollarından aştım da geldim Boyunu boyuma ölçtüm de geldim Güzeller içinden seçtim de geldim Yandım Allah yandım yandırma beni Seviyorum diyerek gandırma beni Derin uykulardan galdırma beni” (Zekeriya Bozdağ, Ayaş/Ankara/TRT THM 4057) -I- Sabahın kör karanlığında, sevgilim uykusundan uyanır. Düşer yollara, fabrikalarda vardiya saatidir. Kurtlar kuşlar uyanmadan daha, emekçiler ayaktadır. Sabahın […]
Devamını Oku
Geceleri uyku gelmez gözüme Zalim yastık diken olmuş yüzüme Uyma dedim uymuş düşman sözüne Alnıma yazılmış bir kara yazı Kader böyle imiş ağlarım bazı, hey sebep hey (Ali Yener/ Mehmet Tuğrul, Ankara/ Tuğrul, 1945: 44-45) Köy Enstitüleri ve Yüksek Köy Enstitüleri kapatılınca, nitelikli lise öğretmeni ihtiyacı karşılanamaz hale gelmiş ve koşulların zorlamasıyla, kaderin […]
Devamını Oku
DÜŞLER KENTİ ANKARA Öyle değil midir? Ankara’nın bir “düşler kenti” olduğunu 1987’den beri haykırırım, da herkes duyar mı, kimse duymaz mı? Kimisi duyar da duymazdan mı gelir? Bastığı toprağı ayağının altında kendi varlığı için anıt kaidesi ya da çöp zannedenler ayırt etmez, edemez zaten bunu. Bir de portal alanı çizmişim Ankara Ankara Güzel Ankara şiir […]
Devamını Oku
Ankara, her bir sokağında ayrı bir hikâyenin, her köşesinde farklı bir dönemin izini taşıyan bir şehir. Bu nedenle var olan binaları, parkları, sokakları, caddeleri ve mekânları da bizlere çok şey anlatabiliyor. Cumhuriyet modernizminin planlı başkenti olma mirasını omuzlarında taşıyan bu şehir, bu güçlü mirasla birlikte kendini yenileme potansiyelini de her zaman bağrında saklar. Bugünlerde Çankaya’nın […]
Devamını Oku