Sevgi Özel
Tüm Yazıları
Ankara’nın Güçlü Sesi Kerim Afşar
Ana Sayfa Tüm Yazılar Ankara’nın Güçlü Sesi Kerim Afşar

Çok özlediğim(iz) canım arkadaşım Kerim…  Atatürk’ün başlattığı Dil Devrimi’ni sürdürmek için 22 Nisan 1987’de Dil Derneği’ni kurduk. Derneğin amacı, Türkçe için çalışmak… Kurulması yasak dernek sayıldı, iyi mi? Bir süre arkadaş evlerinde, işyerlerinde çalıştık. Ormancılar Derneği önce küçük, sonra büyükçe iki odasını açtı. Odalar çıplak… Cumhuriyet’e, “Olanaksızı Olanaklı Kılmak” diye yazdım. Bir müdür çalıştığı bankanın […]

Çok özlediğim(iz) canım arkadaşım Kerim… 

Atatürk’ün başlattığı Dil Devrimi’ni sürdürmek için 22 Nisan 1987’de Dil Derneği’ni kurduk. Derneğin amacı, Türkçe için çalışmak… Kurulması yasak dernek sayıldı, iyi mi? Bir süre arkadaş evlerinde, işyerlerinde çalıştık. Ormancılar Derneği önce küçük, sonra büyükçe iki odasını açtı. Odalar çıplak… Cumhuriyet’e, “Olanaksızı Olanaklı Kılmak” diye yazdım. Bir müdür çalıştığı bankanın eski eşyalarından verdi. Kırtasiye, Bilgi Yayınevi’nden… Yazı makinesi Gazeteci Erbil Tuşalp’tan… Dilseverler eli boş gelmiyor; ama ne kasa ne para… Tek çalışanımız, bir öğrenci… Yasal insancıl gereksinimlerini yönetim kurulu karşılıyordu. 

Bilgi Yayınevi’nde editörüm… Bir sabah işe başlamadan telefonum çınladı. Dernek çalışanı soluk soluğa… Tedirgin oldum. Derneğin yargılanması sürüyor.

“Kerim Afşar, burada… Sizinle görüşmek istiyor.”

“Kızım, sabah sabah şaka mı yapıyorsun?”

On beş yirmi dakika sonra Kerim Afşar, Bilgi Yayınevi’ne geldi.

“Orhan Veli’nin 38. ölüm yıldönümünde oynamak üzere… Orhan Veli ile Sait Faik’in yapıtlarıyla… Yaşasın Edebiyat adıyla tek kişilik bir oyun hazırladım…”

Anam, biri beni tutsun… Yüreğim ağzımda…

“Devlet Tiyatroları Genel Müdürü’yle görüştüm. 14 Kasım’da Dil Derneği için oynayacağım. Galaya dostlarınızı, yazarları, şairleri, dilcileri çağırın.” 

İçimde fırtına, yahu dernek bunca insanı nasıl çağırsın? Beş parası yok…

Aklımı okudu.

“Tanıtımı Devlet Tiyatroları, yapacak. Bilet milet düşünmeyin, gelin!” 

Kerim Afşar, “Yaşasın Edebiyat”ı, Devlet Tiyatroları Ankara Tiyatro Müdürlüğü’nün katkısıyla Orhan Veli’nin 38. ölüm yıldönümünde 14 Kasım 1988 gecesi Dil Derneği için oynadı. İlkeli bir sanatçının çabasıyla yasaklı derneğin devletle ilk buluşması buydu. Arkası geldi. Devlet Tiyatroları (DT) yaz aylarında tatildeyken Kerim, “Yaşasın Edebiyat”ı birkaç ilde ilçede yine dernek yararına oynadı. Dernekle iletişimi hiç kopmadı, dahası pekiştikçe pekişti. 

1989 ya da 90’dı sanırım,  Dil Bayramı izlencesini birlikte hazırladık. Törene iki üç hafta kala bizim izlence çöktü. Karalar bağladım. 

“Üzülme” dedi. Müjdat Gezen o günlerde Ankara’daydı. Onunla konuşmuş. O dönem başkentimizde DT salonlarından başkası yok. Onlar da dolu… Küçük bir yer bulduk. Sunucu Kerim Afşar, Oyuncu Müjdat Gezen… En büyük üzüntüm, o geceyi kalıcı kılamamak…

Sık görüşüyorduk. Eşi, canımın içi Leyla, Kerim, biricik kızları Miki ve ben… Şahane yolculuklar, kültür şenliklerine koşma… Güzel yurdumuzda “Şiir Müzik” dinletilerini ilk kez biz hazırladık. İlki Dikili’deydi. Edebiyatın unutulmazı şairlerden şiirler seçtik. Gittiğimiz yerlerde enstrüman çalan gençler bulduk. Kerim gençlerle prova yaptı. Gençler gitar bağlama çalıyor… Kerim, onlarca şiir okuyor… Işığı sesi sorunlu sinema salonlarında “Yaşasın Edebiyat”ı oynuyordu. 

Her tatil dönüşü arar, “Balığın bayatlıyor” derdi. Balığı Kerim pişirir, Leyla harika mezelerle tablo gibi masa hazırlardı. Bazı günler sofra kalabalık olurdu. Sofra, bir balıkçı tablasıydı. Karı koca Çankaya’daki giriş katının önünü görkemli bir bahçeye çevirmişlerdi. Nâzım için bir ceviz, başka sevgili canlar için meyveli ağaçlar… Çiçekler özenle seçilmiş, bir köşeye bir köy çeşmesi yapılmıştı. Ülke kısıtlı sevinç, bolca sıkıntı yaşıyor… Böyle bir ortamdaki sohbetleri, Karanfil okurları hayal etsin.

Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü 24 Ocak’ta başlayan Adalet ve Demokrasi Haftalarında gönüllü koşturanlardandı Kerim… 2002’de sağlığı iyi değildi. O yılki adalet haftasına Uğur Mumcu’nun yazılarından derlenen bir oyunla hazırlandı. Ankara’dan sonra turneye çıkılacaktı. Gitme dedik. Çok kızdı. “Ölürsem sahnede ölürüm…” 

Devrek’te bir otelin lokantasındaydık. Kerim’in keyfi yoktu. Erken yatmak istedi. Bir genç bağlama çalıyordu. Kerim ayağa kalktığında “Feraye” türküsüne başladı. Kerim durdu. Eğildi, iki eliyle yere vurdu. Orta yerde birkaç kez döndü… Dizlerini kırarak zeybek oynadı. 

Uğur Mumcu’yu özlemle andık. Kerim yorgundu. Mutluydu. Son oyununda dostu Uğur Mumcu’yu oynamıştı. 

Kerim aldırmaz görünse de… Hastalık ilerledi. Leyla, olabilse canını paylaşacaktı. 

26 Eylül 2003’teki 71. Dil Bayramı’nda geldi haber. Kerim Afşar’ı yitirdik… 

Öğrenciyken başlayan sahne yaşamı, 100’e yakın oyunla 45 yıl sürmüştü. Tiyatro her şeyin üstünde… “Arkadaş” filmiyle unutulmaz olmuştu. Atatürk’ün “Nutku”nu 8,5 ay, radyoda seslendirmişti. Ödünsüz bir Atatürkçüydü.

Kerim Afşar, Çankayalıydı. 

Tutuklu Çankaya Belediye Başkanı’mız Hüseyin Can Güner adına… Çankaya’nın gür sesi Kerim Afşar’a binlerce Karanfil!

Yazarın Diğer Yazıları
Angaramın yazı güzü

1961 Ağustos’unda Angara yanıyor. İki gün sonra 30 Ağustos… Burada bayrama nasıl gideceğiz? Geldiğimiz ilçede mahallenin bütün çocukları yola düşer… Gazi Mahallesi’nden istasyon önündeki alana koşar büyükleri beklerdik. Okullar kapalı olduğundan 30 Ağustos, Topçu Okulu’nun rütbeli rütbesizlerinin… Askeri araçların şahane gösterileriyle başlar biterdi.  Babam, “Akşamüstü Hipodrom’a gidelim çocuklar…” dedi abimlerle bana. Başkentteki ilk ulusal bayramımızdı. […]

Devamını Oku
Ankara’nın Güçlü Sesi Kerim Afşar

Çok özlediğim(iz) canım arkadaşım Kerim…  Atatürk’ün başlattığı Dil Devrimi’ni sürdürmek için 22 Nisan 1987’de Dil Derneği’ni kurduk. Derneğin amacı, Türkçe için çalışmak… Kurulması yasak dernek sayıldı, iyi mi? Bir süre arkadaş evlerinde, işyerlerinde çalıştık. Ormancılar Derneği önce küçük, sonra büyükçe iki odasını açtı. Odalar çıplak… Cumhuriyet’e, “Olanaksızı Olanaklı Kılmak” diye yazdım. Bir müdür çalıştığı bankanın […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Eylül gelince Ankara gençleşir

Kızılay, Cebeci, Beşevler, Bahçelievler, Emek, Balgat, 100. Yıl, oradan Eskişehir yolu ve oradan da Hacettepe, ODTÜ, Bilkent hattının bir temmuz-ağustosta, bir de eylülün sonlarına doğru tepeden fotoğrafını çekmek mümkün olsa keşke. Benim gözümde, tepeden değil belki ama yerden çekilmiş çok fazla görüntüsü var bu hattın. Biraz anlatmam gerekirse, temmuz-ağustosta her yer bomboş, trafik hep rahat, […]

Devamını Oku
Ankara’da güz, edebiyat ve zaman

UYANAN ŞEHİR “Son kuşlar da geçiyor / Biten bir sevda gibi / Uyanıyor Ankara…” Murat Yetkin’in şiirinden Eftal Küçük’ün bestelediği ve Çağdaş Türkü’nün seslendirdiği bu şarkı, şehre yabancı olanlarda bile bir “Ankara” duygusu yaratıyor. Hele mevsim sonbaharsa, tanıdık bir şehrin bildik bir havası etrafınızı sarıyor. Şarkının dizelerindeki gibi “Uyanıyor Ankara”: Günün ilk ışıklarıyla insanlar sokaklara […]

Devamını Oku