Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 23 Nisan 1920 Cuma günü Ankaralıların katıldığı büyük bir törenle açılır. Toplantı en yaşlı milletvekili olan Sinop milletvekili Mehmet Şerif (Avcıoğlu) Bey’in konuşması ile başlar: “Bu yüksek Meclis’in en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah’ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan yüklenip, kendi kendisini yönetmeye […]
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 23 Nisan 1920 Cuma günü Ankaralıların katıldığı büyük bir törenle açılır. Toplantı en yaşlı milletvekili olan Sinop milletvekili Mehmet Şerif (Avcıoğlu) Bey’in konuşması ile başlar: “Bu yüksek Meclis’in en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah’ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan yüklenip, kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi’ni açıyorum.”
23 Nisan “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”, 1921’den sonra kutlanan iki milli bayramın, 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılışı ile ilan edilen “Millî Bayram” ve 1 Kasım 1922’de padişahlığın ve saltanatın kaldırılmasıyla birlikte kutlanmaya başlanan “Millî Hâkimiyet Bayramı”nın birleştirilmesiyle 1935 yılında “Millî Hâkimiyet ve Çocuk Bayramı” adını alır. Himaye-i Etfal Cemiyeti (Çocuk Esirgeme Kurumu) öncülüğünde 1927’den itibaren “Çocuk Bayramı” olarak kutlanmaya başlanan bayram, 1929 yılında “Çocuk Haftası” adı altında düzenlenmeye devam eder.
1929 yılında 23 Nisan günü Ankara’daki kutlamalar yurdun dört bir yanından gelen çocukların oluşturduğu kortejin şehir içinde yürüyüşü ile başlar, ardından çocuklar için düzenlenen balo ile sona erer. 24 Nisan 1929 tarihli Milliyet gazetesinden “Ankara’da verilen çocuk balosuna Gazi Hz. teşrif ettiler” başlıklı haberden birkaç satırı aktaralım: “Ankara Palas’ta verilen çocuk balosu büyük bir muvaffakıyetle neticelenmiştir. Gazi hazretlerinin baloyu teşrif etmeleri çocukları ve ailelerini çok sevindirmiştir. Balodan evvel verilen müsamerede Harika namında küçük bir kızımız; ‘Gazinin Karşısında’ namında bir manzume okumuş takdir edilmiştir. Gazi’ye bakarak: ‘Seni çok seviyoruz biz vatan çocukları’, hitabı salonu dolduran bütün çocuklar tarafından şiddetle alkışlanmıştır. (…)
Programın en canlı numarasını teşkil eden Kelebek dansı cidden müstesna bir tarzda ikmal edildi. Başlıca rolü yapan Naci Paşa’nın kerimesi tam muvaffakiyeti temin etti. Reisi Cumhur Gazi Mustafa Kemâl hazretleri ile Meclis Reisi Kâzım, Başvekil İsmet paşalar Hz. müsamereyi huzurları ile şereflendirmişlerdir.”
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun!
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 23 Nisan 1920 Cuma günü Ankaralıların katıldığı büyük bir törenle açılır. Toplantı en yaşlı milletvekili olan Sinop milletvekili Mehmet Şerif (Avcıoğlu) Bey’in konuşması ile başlar: “Bu yüksek Meclis’in en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah’ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan yüklenip, kendi kendisini yönetmeye […]
Devamını Oku
Yeni bir yıla daha merhaba dedik. Yılbaşı ya da eski deyişiyle sene başı yine umutlarla, dileklerle karşılandı. Ekonomik durumu elverenler balolarda, gazinolarda, barlarda girdiler yeni yıla, bütçeleri uygun olmayanlar ise evlerinde… 1920’lerin sonundan başlayarak Ankara, Cumhuriyet balolarının yanı sıra yılbaşı baloları ile de ünlenir. Gazino ve lokantalardaki eğlenceler de İstanbul’u aratmayacak kadar renklidir. “Ankara Palas”, […]
Devamını Oku
Ankara’da çocuk olmak; bozkırın sert rüzgârına karşı avuçlarında bir güneş saklayarak, tarihin suskun taşları arasında kendi masumiyetinin sesini aramak gibi… Bozkırdan Başkente Dönüşen Ankara’da Çocukluk Ankara, bir zamanlar bozkırın ortasında sade bir kasabaydı. Rüzgârı sert, toprağı yalın, ufku genişti. Ama o ufkun içinde büyüyen çocuklar için dünya kocamandı. Sokaklar oyun alanı, boş arsalar düş kurma […]
Devamını Oku
Başkentte ilk evimiz Çıkrıkçılar Yokuşu’nun tepesine yakın “Safranhan”ın eteğindeki… Salman Sokak’taydı, yurdun her yöresinden komşumuz vardı. Çocuk aklımla canının istediği gibi sansürsüz konuşan amcaları teyzeleri… Akranlarımı yadırgamazdım; dilleri bizim dile benziyordu… “Anam eccük duz istiyo… İpta ben geldim… Ne diyo o gabcuk aaazlı… Gayfe iccen mi? Ellaam sen iyi bilin…” Bizim evdekiler de komşular da […]
Devamını Oku