Ankara, yüzeyde kolayca kavranabilen bir şehir değildir. Onu anlamak, ani bir temasla değil; zamanla, gözlemle ve özellikle sessizlikle mümkündür. Bu nedenle Ankara’nın kendini en açık biçimde ortaya koyduğu anlar, çoğu zaman gecelerdir. Gündüzün işlevsel kalabalığı dağıldığında, şehir üzerindeki yük hafifler ve Ankara, sahip olduğu düşünsel derinliği sessizliğin diliyle ifade etmeye başlar. Bu sessizlik, boşluk değil; […]
Devamını Oku