Zülfü Livaneli
Tüm Yazıları
Türkan Saylan Şiiri
Ana Sayfa Tüm Yazılar Türkan Saylan Şiiri

Türkan Saylan’ı uğurlayalı 15 yıl olmuş. Onu kaybettiğimiz günlerde hastanedeydim, ağır bir ameliyatın yıkımını atlatmaya, iyileşmeye çabalıyordum. O hastane yatağında, her yanına kablolar, hortumlar, sondalar bağlı durumdayken bir şiir yazmıştım. 13 Aralık’ta doğan büyük insan Türkan Saylan Hocayı bu şiirle bir kez daha anmak istiyorum. Doğu’da bir köy gördüm dağların arasında, öyle mahzun, çaresiz, kalakalmış. […]

Türkan Saylan’ı uğurlayalı 15 yıl olmuş.

Onu kaybettiğimiz günlerde hastanedeydim, ağır bir ameliyatın yıkımını atlatmaya, iyileşmeye çabalıyordum.

O hastane yatağında, her yanına kablolar, hortumlar, sondalar bağlı durumdayken bir şiir yazmıştım.

13 Aralık’ta doğan büyük insan Türkan Saylan Hocayı bu şiirle bir kez daha anmak istiyorum.

Doğu’da bir köy gördüm

dağların arasında,

öyle mahzun, çaresiz,

kalakalmış.

Çıplak kavakları bile

hüzünlü kalemler gibi

kara saplanmış.

Köyün ortasında bir okul

Ve tezek sobasıyla ısınmaya

çalışan çocuklar.

Bir bıcırık kız,

Yanında bir karamuk oğlan.

Buz gibi elleri

Ama gözleri ahu,

gözleri ceylan.

Adın ne dedim kıza

Dedi: Benim adım Türkan.

Oğlan ekledi: Benimki de Saylan.

Dedim;

Dayan yüreğim dayan.

Madem ki bu çocuklar Türkan

Madem ki bu çocuklar Saylan

Gelecek onlarındır,

gerisi yalan.

Değişir bu düzen

Döner bu devran.

Yazarın Diğer Yazıları
23 Nisan’ın Anlamı

Cumhuriyet’i kuranlardan sonra gelen yöneticiler, her şey gibi bayramların da önemini ve devrimci özünü dondurdukları, unutturdukları için 23 Nisan’ın sadece “çocuk” yönü üstünde durulur oldu; oysa 23 Nisan, 1920’de Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşuyla birlikte egemenliğin monarşiden halka geçişinin bayramı. Çocuk bayramı oluşu da güzel ama egemenlik daha önemli. Bugün iktidarda olanlar varlıklarını ve bu makamlara […]

Devamını Oku
Hayata Dair

Albert Einstein, E=mc2 formülü üzerinde kafa yorarken, belli bir hıza erişmiş cismin değişikliğe uğrayacağını ve zaman kavramının görece olduğunu ispatlamıştı. 20. yüzyılın sonlarında MIT gibi ciddi bir enstitünün önemli bilim adamı Thomas Pritchard, bir sodyum atomunun, bir bariyerin iki tarafında aynı anda var olabildiğini ispatladı. Yani bölünmeyen atom, aynı anda, iki ayrı yerde birden var […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Ankara’da Çocuk Olmak

Ankara’da çocuk olmak; bozkırın sert rüzgârına karşı avuçlarında bir güneş saklayarak, tarihin suskun taşları arasında kendi masumiyetinin sesini aramak gibi… Bozkırdan Başkente Dönüşen Ankara’da Çocukluk Ankara, bir zamanlar bozkırın ortasında sade bir kasabaydı. Rüzgârı sert, toprağı yalın, ufku genişti. Ama o ufkun içinde büyüyen çocuklar için dünya kocamandı. Sokaklar oyun alanı, boş arsalar düş kurma […]

Devamını Oku
Ankaram = Anadolum…

Başkentte ilk evimiz Çıkrıkçılar Yokuşu’nun tepesine yakın “Safranhan”ın eteğindeki… Salman Sokak’taydı, yurdun her yöresinden komşumuz vardı. Çocuk aklımla canının istediği gibi sansürsüz konuşan amcaları teyzeleri… Akranlarımı yadırgamazdım; dilleri bizim dile benziyordu… “Anam eccük duz istiyo… İpta ben geldim… Ne diyo o gabcuk aaazlı… Gayfe iccen mi? Ellaam sen iyi bilin…” Bizim evdekiler de komşular da […]

Devamını Oku